Yalnızca Ceza Muhakemesi Kanununun 145 ve 253 üncü maddelerinde yazılı ihtaratı içeren duruşma davetiyesinin sanığa tebliği ile yetinilerek, yokluğunda yargılama yapılarak mahkumiyetine karar verilmesi, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağı-
İİK.’nun 352/II maddesi uyarınca “dava ve cezanın İİK.’nun 354. maddesinde yazılı sebeplerden düşeceği” nin kararlarda belirtilmesi gerekeceği-
Ödeme şartını ihlal suçundan sanığa meşruhatlı davetiye gönderilmediği ve sanığın yokluğunda yargılama yapıldığından sanığın savunması alınmadan mahkumiyet hükmü kurulamayacağı-
Sanığın üzerine atılı bulunan “Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçu”nun yaptırımının İİK.’nun 337/a maddesinde “üç aydan bir seneye kadar hapis cezası” olarak gösterilmiş bulunduğundan, mahkemece “sanığın üç ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” şeklinde hüküm kurulamayacağı, ayrıca anılan kararda “verilen mahkumiyet kararına karşı başvurulacak kanun yolunun neresi olduğu, süresi, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği”nin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekmesine rağmen, kararın bu hususları açıkça içermemesi nedeniyle, verilen karara yönelik itirazın kabulü gerekeceği – Hükmedilen ceza “temyiz kanun yolu” na tabi olmasına rağmen, kararda “itiraz kanun yolu”na tabi olduğunun belirtilerek tarafların yanıltılamayacağı-
“İİK.’ nun 345/a maddesine göre, adli sicil kaydına göre mahkumiyeti bulunmayan sanıklar hakkında hükmedilen “onar gün hapis cezaları”nın, TCK. nun 50/3-5 maddeleri uyarınca; seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmesi gerekeceği-
Sanığın nüfus kaydı getirtilip, dosya içerisine konulmadan mahkumiyet kararı verilemeyeceği-
Sanık adına çıkartılan duruşma davetiyesinin “gösterilen adreste muhatabın bulunmaması” ve tebliğ memurunun “muhatabın ne sebeple adreste bulunmadığını” belirtmemesi halinde ve ayrıca “yapılan tebligatın okunaksız olduğu”nun anlaşılması durumunda; yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı-