Davacı, toplu iş sözleşmesinden doğan ve ödenmeyen fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti ve direksiyon primi alacaklarının ödetilmesini istemine ilişkin olup, mahkemece sendika üyelik kayıtları getirtilmeden davacının toplu iş sözleşmesinden yaralanamayacağının kabul edilmesi, davacının hafta tatili gününde yarım gün çalışmasına rağmen hafta tatili ücreti talebinin reddi ve tanık beyanlarına göre belirlenen genel tatil ücretinde takdiri indirim yapılmaması sebebiyle hüküm bozulmuş, bozmaya uyulmasına rağmen hükmedilen hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarında hakkaniyete uygun bir indirim yapılmamasının isabetsiz olduğu - Davacı, esasa yönelik bozmadan sonra ek rapor doğrultusunda talebini ıslah ile artırmış ve mahkemece, ıslah doğrultusunda karar verildiği, dairemizin yerleşik kararlarına göre, ıslah, tahkikat bitinceye kadar yapılabileceği; esasa yönelik bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı, ayrıca dosyada, ıslah harcının yatırıldığına dair harç makbuzuna da rastlanmadığından, mahkemece, hukuken geçerli olmayan talep dikkate alınarak ıslah konusu miktarların hüküm altına alınması hatalı olup, bozmayı gerektirdiği -
Dava konusu olayla ilgili olarak ceza davasının kesinleşmesi beklenmeden itirazın iptali davasına dair hüküm oluşturulmasının isabetsiz olduğu (BK. mad. 53; şimdi; TBK. mad. 74)- İtirazın iptali davaları, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 sene içinde açılabileceğinden, 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra yapılan ıslah dilekçesinde talep edilen bedel ile ilgili hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu- Bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı-
Yargıtay bozma ilamından sonra ıslah yapılamayacağı-
Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talebin karşı tarafa bildirilmesi gerektiği, aksi halde savunma hakkının kısıtlanmış olacağı-
Trafik kazası sonucunda bir kimsenin yaralanmasına veya ölümüne neden olunmasının, ona karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğinde olduğu- 2918 s. K. mad. 109/II uyarınca, ceza kanununda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterli olduğu; fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şartının aranmadığı- Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin, olay tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı; sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin, zararı ve onun failini öğrenmesi koşulunun aranmadığı, ancak, zarar veya onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise, davanın, öğrenme tarihinden itibaren, 2918 s. K. mad 109'daki iki yıllık süre içerisinde açılması gerektiği- Davalı sürücü hakkında, Ceza Mahkemesince hükmolunan hapis ve para cezasının ertelendiği, 1 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulduğu, yasal yollara başvurulmaksızın hükmün kesinleştiği anlaşılmakta olup, 2918 s. K. mad.109/2 gereğince, işleten hakkında da uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağı ve buna göre, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mülga 765 s. TCK. mad. 459'da öngörülen suça ilişkin cezanın üst sınırı dikkate alındığında, aynı Kanunun 102/4. maddesi uyarınca uzamış ceza zamanaşımı süresi beş yıl olduğu ve bu durumda; haksız eylemin gerçekleştiği tarih gözetildiğinde, davada maddi tazminata ilişkin ıslahın, beş yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolmadan yapıldığı anlaşıldığından, ıslah edilen miktar yönüyle dava zamanaşımı süresi dolmamış olduğu-
Davacı lehine bozulan ve uyulan bozma kararı sonrası ücret araştırması yapılarak davacı tarafın tazminat ve alacaklarının bilirkişi raporu ile hesaplandığı,  bu hesap raporun üzerine de davacı vekili belirlenen tazminat ve alacaklarını ıslah sureti ile arttırarak talepte bulunduğu, bozma içeriğine göre bozmadan sonra araştırma yapılmış ve tahkikat devam etmiştir, tahkikat devam ettiğine göre davacı tarafın ıslah işleminin kabulünün gerektiği-
Her ne kadar bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kuralı gereğince davacının taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; Mahkemenin, idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine dair 30.11.2010 tarihli kararı, Dairemizce uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine tabi sözleşme ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle adli yargının görevli olduğu yönünde bozuduğu, Adli yargının uyuşmazlığı çözmede görevli olduğu hususunda yapılan usuli bozmadan sonra ıslah yasağının uygulanmayacağı-
Defilerin davada ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmayacağı, takas ve mahsubun da bir defi olduğu, ileri sürülmedikçe kendiliğinden dikkate alınamayacağı, davalı süresi içinde takas ve mahsup definde bulunduğu halde mahkemece davalının takas ve mahsup savunması üzerinde durularak davacının işçilik alacakları hakkında yeniden bir karar verilmemesi, Islah dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmemesi ve duruşmada da okunmamasının bozma sebebi olduğu-
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen tazminat davası-
Taraflar arasındaki tazminat davası-