Mirasta denkleştirme davalarında, sadece yasal mirasçı aleyhine denkleştirme talebinde bulunulabileceği, yasal mirasçı olmayanlara yapılan kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığı- Ölüme bağlı tasarrufla yapılan kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığı- Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçıların, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebileceği ve miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmaların tenkise tabi olduğu- İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkının davalının olduğu ister aynen iade talep edeceği, isterse bedelini ödeyeceği- Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemeyeceği- Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılacağı- Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanacağı- Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa, mirasta denkleştirme davası kendiliğinden tenkis davasına dönüşmeyeceği-
Bu kadar uzun süre boyunca yıllık izin hakkının kullandırılmaması yönündeki iddia hayatın olağan akışına uygun olmadığından, hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı asilin dinlenilmesi gerekliliği, dosya içeriğinden bir kısım imzalı bordrolar ile davacıya ilave tediye alacağı ödemesi yapıldığının anlaşılmasına karşın, bu imzalı bordroların dikkate alınmamasının doğru olmadığı, ilave tediye alacağı yönünden söz konusu bordrolar dikkate alınarak ve bu miktarların mahsubu ile hesaplama yapılması gerektiği-
Davacının davayı somutlaştırma yükü, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 7 yıllık çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmaması hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davacının ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği, yine aynı tarihli dilekçe ile davalı vekilinin duruşmaya katılamayacağına dair mazeret dilekçesi sunduğu anlaşıldığı, davalının ıslah dilekçesine karşı iki haftalık itiraz süresi de dolmadan mazeretli olduğu celsede mazeret talebinin reddine karar verilerek tahkikat yokluğunda sonuçlandırılarak hüküm kuruduğundan, bu durum hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup davalı tarafa ıslah dilekçesinin tebliği üzerine beyanda bulunması için süre verilmesi ve sunulan beyanlar değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği- Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 6 yıllık çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacı asilden, yıllık izinlerini kaç gün kullanıp kaç gün kullanmadığı sorularak netleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davacı iş akdinin feshedildiği tarihe kadar aralıksız çalıştığını iddia ettiğinden, davacının çalıştığı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, Sosyal Güvenlik Kurumu tescil görüntüleme bilgileri, davacının işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri getirtilmesi, taraf tanıkları da yeniden dinlenerek dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilerek dava dışı şirket ile davalı arasında asıl alt işveren ilişkisi, iş yeri devri , organik bağ veya başkaca bir bağlantı olup olmadığı durumu netleştirilmeli ve sonucuna göre hizmet süresi belirlenmesi gerektiği- Davacının davayı somutlaştırma yükü, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 8 yıllık çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 7 yıllık çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Mahkemece hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesaplanırken, 2010 sonrasında davacıya ait imzasız ücret bordrolarında ilgili alacaklara ilişkin tahakkukların bulunduğu ve bu miktarların aynen bankaya ödendiğinin tespit edilmesi sebebiyle davacının bu döneme ilişkin fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığı kabul edilmiş olsa da, ancak 2010 yılı ve sonrasına ait imzasız bordrolarda yer alan fazla çalışma tahakkukların sürekli olarak aylık üç saat şeklinde olduğu, tespit edilen çalışma saatlerine göre sembolik nitelikte bulunduğu; ulusal bayram ve genel tatil ücretine ilişkin tahakkukların ise zamsız olduğu anlaşıldığından, sembolik ve zamsız nitelikte olan bu miktarların ilgili alacaklardan mahsubu gerektiği-
Somut olayda davacı vekili tüm çalışma süresince yıllık izin haklarının kullandırılmadığını iddia ettiğinden, mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davacı vekili süre belirtmeksizin yıllık izin haklarının kullandırılmadığını iddia ettiği davada, mahkemenin, ispat yükü üzerinde olan işverence imzalı yıllık izin defteri ve eşdeğer belge sunulmadığı gerekçesiyle davacının toplam hizmet süresine göre 13 yıllık dönemde hiç izin kullanmadığı 9 yıllık ücretli izin alacağını hüküm altına aldığı anlaşıldığından, davacının davayı somutlaştırma yükü, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alınarak, davacının çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmaması hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak davacının yıllık izinlerini eksik kullandığını iddia ettiği dönem açısından beyanı alınıp iddiasını somutlaştırdıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davacının davayı somutlaştırma yükü, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 6 yıllık çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı hayatın olağan akışına ters olduğundan, davalının gerek cevap dilekçesinde gerekse de yargılama aşamasında belirttiği gibi davacının, " 2008 yılı Haziran ayında 14 gün, 2009 yılı K. ayında 9 gün, 2009 yılı Eylül ayında 8 gün, 2010 yılı Mayıs ayında 14 gün, 2011 yılı Haziran ayında 14 gün, 2012 yılı Haziran ayında 5 gün, 2012 yılı Mayıs ayında 11 gün, 2013 yılı Mart ayında 20 gün izin kullandığı" yönündeki iddiası da gözetilerek, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • kayıt gösteriliyor