Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde olayın hukuki uyuşmazlıktan kaynaklandığından bahisle sanık olarak yargılanan davalı hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği, davalının ceza yargılamasındaki beyanında daire satışına dair sözleşmeyi kendisinin yaptığını, sözleşmeyi diğer davalı şirket adına kendisinin imzaladığını, diğer davalı şirketin sahibinin babası olduğunu ve şirket sahibi olan babasının kendisine şirketin işleri için vekaletname verildiğini beyan ettiği ve bu beyanların mahkeme içi ikrar niteliği taşıdığı, davalının imzaladığı sözleşmenin tarafı olduğu, sözleşmede davaya konu edilen dairenin davalı şirket tarafından davacıya satışının yapıldığı, davacı alıcının edimlerini yerine getirerek satıcıya borcunun kalmadığının sözleşmede kararlaştırıldığı, belgenin adi yazılı şekilde yapılan satış sözleşmesi olduğu, noter huzurunda yapılmadığı, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği, bedelin tamamının davalı tarafa ödendiği, taşınmazın satışına ilişkin olarak kurulan sözleşmenin şekil şartlarını taşımaması nedeniyle geçersiz olduğu, davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödediği bedeli davalılardan talep edebileceği-
Uyuşmazlık, kira sözleşmesinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle peşin ödenen kira bedellerinin iadesi istemine ilişkindir...
Dava, taraflar arasında akdedilen İHDS'nin imzalanmasından önce üçüncü kişi tarafından haksız ödemelerin iadesi talebiyle açılan davada verilen karar uyarınca davacı tarafından yapılan ödemenin davalıdan rücuan tahsili talebine ilişkindir...
Davacı tarafından yaptırılan trafo merkezleri ile AG/OG yer altı kablosu elektrik tesisinin 11.09.2008 tarihinde geçici kabulü yapılmasına rağmen devir alınmadığı, hali hazırda söz konusu tesisin ve trafoların davalı şirketin işletme ve bakımı altında olduğu, dava dışı yüklenici firma tarafından bedeli karşılığında inşa olunup teslim edilmesi nedeniyle davacının taraf sıfatının bulunduğu, TEDAŞ ile davalı şirket arasında düzenlenen 24.07.2006 Tarihli İşletme Devir Hakkı Sözleşmesinin ilgili maddesinde; "dağıtım faaliyetinin şirket tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyet kapsamında gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun BEDAŞ'a ait olduğunun" düzenlendiği, bu itibarla davalı şirketin taraf sıfatına ilişkin itirazının yerinde görülmediği, zamanaşımı def'i ile ilgili olarak, geçici kabulün yapıldığı 11.09.2008 tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımı süresinin geçirilmediği, esasa ilişkin olarak ise dava konusu numaralı trafolar ile OG+ AG yeraltı kablosu elektrik tesislerinin davalıya devrine, devir bedeli olan 289.022,00 TL ile bu bedele dava tarihi olan 29.07.2016 tarihinden ıslah tarihi olan 01.10.2018 tarihine kadar işlemiş 56.584,96 TL yasal faizden ibaret olan toplam 345.606,96 TL'nin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davacının asıl alacağı olan 289.022,00 TL'ye ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık, su parkında bulunan su kaydırağından kayarak düştüğü havuzda yaralanan davacının, davalıların dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir...
Off shore hesaplarına gönderilen mevduatın tahsili istemi- Davanın zamanaşımına uğramadığı hususu davacı yararına kesinleşmiş olup mahkemece, uyulan Yargıtay ilamı uyarınca değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yargılamanın geçirdiği aşamalar nedeniyle somut olaya uygulanması olanağı bulunmayan YİBHGK'nun 22.04.2022 tarihli ve 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararı emsal alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- Mahkemenin ... kararı ile asıl davanın kabulüne, TMSF'ye husumet yöneltildiği birleşen davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve asıl davada davalı Banka vekili tarafından temyiz edilmiş, davacı vekilinin tüm temyiz ve karar düzeltme itirazlarının reddedilmesiyle birleşen davada verilen hüküm kesinleştiğinden birleşen davalı hakkında yeniden hüküm tesisi ile birleşen davalı yararına 9.200,00 TL vekalet ücreti taktirinin de hatalı olduğu-
Borçlunun ödeme emrine itirazında zamanaşımı def’ini ileri sürmesi üzerine, davacı zamanaşımı def’inin yerinde olmadığını ileri sürerek eldeki itirazın iptali davasını açtığından, davalı-borçlu bu def’iyi dava sırasında tekrar ileri sürmese bile mahkemece zamanaşımı def’inin yerinde olup olmadığı konusu üzerinde durulması gerektiği- TMSF'nin her türlü alacağının fon alacağı olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı- Bir alacağın 20 yıllık zamanaşımına tabi fon alacağı olarak nitelendirilebilmesi için bu alacağın 5411 sayılı Kanun'dan kaynaklı bir alacak olması gerektiği, banka kaynaklarının sömürülmesi (m. 108/4), bir bankanın fona devredilen alacaklarının devir alınması (m. 107 md) gibi hallerden doğan alacakların fon alacağı niteliğinde olduğu, bu nitelikte bir alacak bulunmadığından somut olayda 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmayacağı-
İş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş ise de 19.02.2009 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı kararı ile % 100 olarak belirlenmiş ve kontrol muayenesine gerek olmadığına karar verilmesi ile davacının zararı bu tarihte belli olduğundan meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gerekli olduğundan zararın öğrenildiği tarih dikkate alındığında açılan davanın zamanaşımına uğradığından söz etmenin mümkün olmadığı- Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında zararın öğrenilmesinin onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamında olduğu, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hâl ve şartların öğrenilmesinin, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterli olduğu, davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranının zaman içinde değişmediği, gelişen ve değişen bir durum bulunmadığı, bu nedenle davacının zararı kaza tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği, Özel Daire bozma kararının yerinde olduğu, bu nedenle direnme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Kurul çoğunluğu tarafından bu görüş benimsenmediği-
Uyuşmazlık, davalıdan ihale yoluyla satın alınan taşınmaz hakkında, ihalenin iptaline ve taşınmazın davalı adına tesciline karar verilmesi nedeniyle, davacının bu yüzden uğradığı zararların tazmini istemine ilişkindir...
Kambiyo senedi niteliği bulunmayan bir senet ile başlatılıp kesinleşen takipte, İİK'nun 71/2. maddesi gereğince, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde işleyecek zamanaşımı süresinin 6762 sayılı TTK’nun 726. maddesine göre hesaplanamayacağı- Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takibin kesinleşmesi, sözü edilen durumu değiştirmeyeceğinden olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresi, Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olduğu-