Bakan'ın yorumuna uyularak karar verildiği izlenimini uyandıracak biçimde yayımlanan haber, hâkimlere emir ve talimat verilemeyeceğine ilişkin okuyucu üzerindeki algıyı ve okuyucunun yargıya olan güven duygusunu zedeleyeceğinden yargı erki içerisinde Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu-
Davacıların dava dilekçesinde, davalılardan Türk Telekominikasyon AŞ'ye ait transmisyon aletinin kaldırılmasına ilişkin bir istemleri bulunmadığından, transmisyon aletinin de kaldırılmasına karar verilmiş olması, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 74. maddesinde yer alan, yargıcın tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğine ilişkin istekle bağlılık kuralına aykırı olacağı-
Haksız icra takibi ve haksız haciz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderimi için - bu eylem davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinden- tazminat davası açılabileceği-
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 8. maddesinde; sulh hukuk mahkemelerinde görülecek davalar sayılmış olup kınama ve kararın yayımlanmasına ilişkin uyuşmazlık, orada sayılan dava türlerinden hiçbirine girmediğinden davaya genel yetkili olan asliye hukuk mahkemesi olarak bakılması gerekeceği-
Siyasi bir kişilik olan davacının hakkında yapılan sert eleştirilere katlanması gerektiği, konuşmanın tümünün eleştiri sınırları içinde kaldığı-
Dava konusu yayında, basının haber verme ve eleştiri yapma sınırları aşılarak, anlatılmak istenen konu ile ilgili olmayan sözlere yer verilmiş olup; bu sözlerin, davacı derneğin kişilik haklarına saldırı oluşturacağı-
Davalı şirkete ait bulunan sitede dava konusu edilen yayın yer almakta ve yargılama sırasında da bu yayına ulaşılabildiğinden davalı şirketin bu yayından sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği-
Devletin kadastro işlemlerinden sorumluluğunun kapsamı Medeni Yasa'nın 1007. maddesi kapsamında düşünüldüğünde, eldeki davaya adli yargıda bakılması gerektiği-
Davalı-karşı davacının da kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu sonucuna varılıp Borçlar Yasasının 47. ve 49. maddeleri uyarınca, davalı-karşı davacı yararına da uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekeceği-
Dava konusu tutukluğunun devamına ilişkin karar ile davacının yaşam hakkının tehlikeye düşürüldüğü; koruma tedbiri ile öngörülen amaç dışında sonuçlar meydana geldiği; eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı ve yeterli gerekçe de gösterilmediği, masumiyet karinesinin göz ardı edildiği; bu durumun, yoruma ihtiyaç göstermeyecek derecede açık ve kesin olan kanun hükmüne aykırı olduğu ve ağır kusur oluşturduğu; HUMK'un 573/2. maddesi uyarınca da, davalıların sorumluluklarını gerektirdiği-