Davalılardan A.B.'a dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebligatın iade edilmek suretiyle yapılamadığı; yargılamaya yokluğunda devam edilerek karar verildiği anlaşıldığından taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde işin esası hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Taahhüt nedenine dayalı tahliye davasının kiralayan tarafından açılması gerekeceği, kiralayanların birden fazla olması halinde aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan davanın birlikte açılması icap edeceği, kiralayan birden fazla ise ve kiralayanlardan biri yalnız başına dava açmış ise bu durumda davanın hemen reddedilmemesi, diğerlerinin açılan davaya muvafakatinin alınmasına imkan verilmesi gerekeceği-
Tahliye taahhüdü ve konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkin davada; davacının 18.03.2015 tarihinde açtığı dava ile adi yazılı nitelikteki 20.05.2013 düzenleme ve 01.02.2015 tahliye tarihli tahliye taahhüdüne dayanılarak kiralananın tahliyesini istediği; ancak taahhüt edilen tarihi izleyen bir aylık süre geçtikten sonra tahliye taahhüdüne dayanılarak açılan davanın da süresinde olmadığı; bu durumda mahkemece, tahliye taahhüdüne ve ihtiyaç iddiasına dayanılarak açılan davanın her iki nedene dayalı olarak da süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği-
İki haklı ihtar nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkin davada, davalı tarafından yapılan geçmiş ödemeler her ayın 7'si ile 24'ü arasında değişik günlerde yapılmış olup bu durum ödeme gününün değiştirildiğine ilişkin teamül oluşturmayacağı-
Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibine vaki itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkin davada; taraflar arasındaki 01.11.2008 tarihli, beş yıl süreli ve 01.12.2013 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmelerinin bulunmadığı; davalı tarafından sözleşmelere ilişkin imza inkarında bulunulmadığı; taahhüt yenilenen sözleşmenin 22. maddesinde yer almış olup bu sözleşmenin özel kısımlar bölümüne yazılmış olmasının taahhüdü geçersiz kılmadığı; davalının 01.11.2008 tarihinden itibaren kiracı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı; bu durumda taahhütün yasal unsurları taşınmakta olup takipte süresinde yapıldığına göre davanın kabulü ile itirazın iptali ve tahliyeye karar verilmesi gerektiği-
Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davada; 14.5.2009 düzenleme tarihli ve 1.7.2014 tahliye tarihli tahliye taahhüdü ile 1.7.2009 başlangıç tarihli sözleşmenin düzenleme tarihi aynı tarihli olduğundan kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 1.7.2009 tarihi olarak yazılması bu sözleşmenin yenilendiği anlamına gelmeyeceği; 14.5.2009 düzenleme ve 1.7.2014 tahliye tarihli tahliye taahhüdü geçerli olduğundan işin esasının incelenerek kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekeceği-
İki haklı ihtar nedeniyle tahliye, birleşen dava ise ihtiyaç nedeniyle tahliye istemlerine ilişkin davada; davaya konu kira sözleşmesi 01.04.1995 başlangıç, 31.12.1995 bitim tarihli olup, dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6570 sayılı yasanın 11. maddesi gereğince sözleşmenin 01.01.1996 tarihinden itibaren aynı şartlarla birer yıllık sürelerle uzadığı; davanın açıldığı tarihe nazaran 01.01.2011 tarihinde sona erdiği; bu durumda 17.01.2011 tarihinde açılan iki haklı ihtara dayanan dava süresinde olduğundan işin esasının incelenmesi gerektiği-
Kira bedeli açıklamasıyla bankaya yapılan ödemenin talep edilen kira dönemi içerisinde olduğu anlaşıldığına göre, bu ödemenin kira alacağı kapsamında yapılan bir ödeme olup olmadığının araştırılması gerekeceği-
Sözleşmenin feshi başlıklı maddenin 13/2 fıkrasında öngörülen 3 aylık ihbar şartının 2 yılık sözleşme süresinin bitiminden itibaren her hangi bir zamanda sözleşmenin feshi için öngörülen ihbar şartı olduğu - O nedenle taraflarca belirlenen 3 aylık makul sürenin burada uygulanmasının mümkün olmadığı-
Mahkemece, araştırma yapılıp davalının tacir olup olmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre yeni yasal düzenleme karşısında kira sözleşmesindeki muacceliyet şartının uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekeceği- Ceza dosyasındaki tanık anlatımları ile desteklenen kiracının kiralayana sarf ettiği beyan ve küfürlü söylemlerinin kira ilişkisinin çekilmez hale geldiğinin başlıca delili olduğu, artık davacı kiralayandan bu olumsuzluklara rağmen ilişkisine devam etmesinin beklenemeyeceği-