Mahkemece, ilamda "yenisi ile değiştirilmesine" karar verilen ayıplı makina ile aynı marka ve model yeni bir makinanın teknik donanımlarını gösteren bilgi, belge ve varsa donanımı gösteren makinalara ait kitapçıkların taraflardan temin edilerek, farkların somut olarak tespiti, üstün ve eksik özelliklerin ve parasal karşılıklarının belirlenmesi; yeni makinada bulunup da ayıplı makinada bulunmayan aksamın değeri düşülmek suretiyle ayıplı makinanın haciz tarihindeki (icra dosyasındaki değer belirleme tarihindeki) değerinin ne olacağı hususunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, makinanın satış tarihindeki değerinin TL karşılığının Yİ-ÜFE’ artışı hesaplanarak tespit edilen, muadil makine nazara alınmadan şikayete konu taşınırın değerini belirleyen kriterlere ve dolayısıyla, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek sonuca gidilmesinin hatalı olduğu-
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 17.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda meskeniyet şikayetine konu taşınmazın değerinin dava tarihi ve keşif tarihi itibariyle belirlendiği, haline münasip evin değerinin ise; 1.225.000,00 TL olarak belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince dava tarihi itibariyle tespit edilen bu değer üzerinden hüküm kurulduğu, ancak hükme esas alınan raporda şikayet konusu taşınmazın ve haline münasip evin değerinin haciz tarihi itibari ile belirlenmesi gerektiğinin göz ardı edildiği, dolayısıyla raporun bu hali ile denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, borçlunun bu hususu da temyiz konusu yaptığı anlaşıldığından; İlk Derece Mahkemesince, bilirkişiden ek rapor aldırılarak haciz tarihi itibari ile evin değerinin ve haciz tarihi itibari ile borçlunun daha mütevazi semtlerde haline münasip evi alabileceği değerin tespit edilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi için kararın bozulması gerektiği-
Endüstriyel tasarımların yenilik ve ayırt edicilik unsurlarının tespiti, tasarımcının seçenek özgürlüğünün derecesi ile bilgilenmiş kullanıcı nezdinde bıraktığı genel izlenimin belirlenmesi, hukuk biliminin sınırlarını aşan ve teknik uzmanlık gerektiren bir inceleme niteliğinde olduğundan, HMK kapsamında bilirkişi marifetiyle araştırma yapılmasının zorunlu olduğu- Tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterlerinin hâkimin hukuki bilgi ile çözümlenebilecek bir husus olmadığı, bu denetimin ancak teknik veriler ışığında yapılabileceği- Bilirkişi heyeti tarafından tasarımın yeni ve ayırt edici olduğuna dair ulaşılan kanaatin, uzmanlık gerektiren bu alanda hukuken geçerli bir delil teşkil ettiği ve bu doğrultudaki direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu- Karşı oyda "Söz konusu tasarım ile önceki tasarımlar arasındaki farklılıkların küçük ayrıntılar düzeyinde kaldığı, bu durumun ayırt edicilik vasfı kazandırmayacağı ve meselenin teknik inceleme gerektirmeksizin hukuki olarak çözümlenebileceği" görüşünün ileri sürüldüğü-
İhaleye esas bilirkişi raporu ile ................. Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin ............ Talimat sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu arasında taşınmaz değerinin tespit edildiği tarihler dikkate alındığında taşınmazın arsa ve bina bedeli arasında farklılıklar bulunduğu, taşınmaz değerine yönelik itirazların yargılama safahatı süresince de ısrarla şikayet eden vekili tarafından ileri sürülmesine rağmen mahkemece değerlendirilmediği anlaşılmakla, şikayet eden borçlu vekilinin kıymet taktirine yönelik itirazlarını karşılayan, denetime elverişli ayrıntılı bir heyet raporu alınmak sureti ile sonuca gidilmesi gerekeceği, o halde; mahkemece taşınmazın değerine yönelik itirazlar doğrultusunda taşınmazın vasfı da gözetilerek; uzman bilirkişilerden oluşturulacak bir bilirkişi heyeti vasıtasıyla mahallinde keşif ve kapsamlı bir inceleme yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Şikayetçi borçlu tarafından fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazların, yeniden uzman bilirkişilerden oluşacak bir heyet marifeti ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle, raporlar arasındaki taşınmaz değerinin farkının neden kaynaklandığı hususu da belirlenerek, taşınmazın satışa esas alınan kıymet takdirinin yapıldığı tarih itibariyle (icra dosyasındaki rapor tarihi) tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde, ihalenin feshine, muhammen bedelin altında olması halinde ise ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Somut uyuşmazlıkta; 25.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda ‘..senedin alacaklısının belirtildiği bölümün ilk yazım esnasında; - A. Uysal ve H. G. – olarak yazıldığının, -ya- ibaresinin ise aynı hanenin yazımında kullanılan kalemden farklı mürekkepli ikinci kalemle ilave yazım yoluyla yazıldığının tespit edildiği dolayısıyla ‘ya’ ibaresinin şikayete konu senede sonradan eklendiğinin net bir şekilde tespiti ile lehtar hanesinde yazılı kısmın ilk halinin ‘A. Uysal ve H. G.’ olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar anılan bilirkişi raporunda belirtilen değişikliğin tahrifat amacıyla mı yoksa yazım yanlışlığı vb. bir durumun giderilmesi amacıyla mı yapılıp yapılmadığı hususunda kati bir beyanda bulunulamadığı belirtilmiş ise de böyle bir tespitin yapılmasının şart olmayıp gerekli de olmadığı, aslolan senedin ilk halinden farklı bir hale getirilip getirilmediği olduğu, yapılan ve tespit edilen değişiklik sebebiyle lehtarların alacak hakkının, bir başka deyişle talep edebilecekleri miktarın doğrudan etkilendiği, sonuç itibari ile senedin ilk halinin lehdar kısmında ‘A. Uysal ve H. G.’ yazılı olduğunun dolayısıyla senette iki lehtar bulunduğunun görüldüğü, bu durumda alacaklı olan lehtarların her birinin senet bedelinin ancak ½ sini isteyebileceği, o halde, bir kısım davacılar vekilinin borca itirazının kısmen kabulü gerektiği ve nitekim 25.04.2024 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile de bu şekilde hüküm kurulduğu ancak anılan kararın onanması gerekirken maddi hataya müsteniden Dairemizce kararın bozulduğu, sonrasında ise Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyulduğu anlaşıldığından, 18.04.2025 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği-
Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 16.07.2021 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir...
Dosyada taşınmaza ait yıkım kararının bulunmadığı anlaşılmakta ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda riziko adresinin poliçede belirtilenden farklı olduğu-
Somut olayda düzenlenen 14.09.2021 tarihli kaza tespit tutanağında davacı araç sürücüsüne de kusur verildiği, tahkimce alınan kusur bilirkişi raporunda ise davacı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün ise tam ve asli kusur olduğu yönünde görüş belirtildiği- Açıklanan nedenlerle; teknik üniversitelerin ilgili bölümlerinde görevli öğretim görevlilerinden oluşan konusunda uzman bilirkişi heyetinden veya Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli fen heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerden, dosya kapsamı ve kaza tespit tutanağı ile saptanan olay yeri özellikleri ile tahkimce alınan kusur bilirkişi raporu da dikkate alınarak, kazada tarafların kusuru hususunda gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucunda sigortalı araçta yolcu olan davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir...