Borçlunun "borcun ödendiğini, aynı yıl için ... iki kez ücretlendirme yapılamayacağını..." belirterek "takibin, temerrüt faizinin ve fer'i alacakların iptaline" yönelik başvurusunun "itiraz" niteliğinde olduğu, ödeme emrinin tebliğinde itibaren yedi gün içinde icra müdürlüğüne yapılması gereken itirazın icra mahkemesine yapılması halinde hukuki sonuç doğurmayacağı-
Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince bilirkişi incelemeleri yaptırılmış ise de hükme esas alınan 08.03.2013 tarihli 3 kişilik bilirkişi raporunda daha önce yapılan hesaplamaların değerlendirilmesinin yapılamadığının ve varılan sonuçlar arasındaki farkın nedeninin belirlenmediğinin görüldüğü, borçlu tarafça bu çelişki belirtilerek son rapora da itiraz edildiği, mahkemece raporlar arasındaki farkın neden kaynaklandığının açıklattırması yönünde ek bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi talebi aşar şekilde, toplam alacak hesaplayan bilirkişi raporuna göre sonuca gidilmiş olmasının da doğru olmadığı-
İcra takibine dayanak ilam maddi tazminat yönünden bozulmadığı için maddi tazminat talebinin red edilen kısmı üzerinden hükmedilen 5.706,47 TL vekalet ücretinin takibe konulmasında ve bu miktar için takibe devam olunmasında bir usulsüzlüğün bulunmadığı, ayrıca manevi tazminat yönünden de takip yapan şirket aleyhine hüküm bozulmamış ise de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2 maddesi gereğince manevi tazminat yönünden hükmolunan 440,00 TL vekalet ücreti için takibin devamının gerekeceği-
Süresinde yapılmış itiraz nedeniyle takibin durdurulması gerekirken durdurulmamış olması nedeniyle yapılan haciz işleminin hukuki sonuç doğurmayacağı-
Bilirkişi raporunda davalının ödemeleri düşüldükten sonra asıl alacak ve işlemiş faiz borcu toplamının asıl alacak olarak kabul edilmişse, faize faiz işletilemeyeceğinden bu rapora dayanarak karar verilemeyeceği-
Her türlü itirazın icra dairesine bildirilmesinin zorunlu olduğu (İİK. mad. 62), borçlunun borca itirazını da 7 gün içinde icra dairesine bildirmesi gerektiğinden, icra dairesi yerine icra mahkemesine yapılan başvurunun hukuki bir sonuç doğurmayacağı-
İcra mahkemesinde takas ve mahsup iddiasının kural olarak; “takasa konu alacağın İİK.’nun 68. maddesindeki belgelere dayalı bulunması” veya “takas edilmek istenen alacakla ilgili olarak icra takibinin yapılmış olması ve bu takibin kesinleşmiş bulunması” ya da “alacağın ilama bağlı olması” gerektiği-
Alacaklının genel haciz yolu ile yaptığı takipte borçluların; "takip talebindeki miktar kadar borçlarının bulunmadığı" biçiminde yapılan açıklama kısmi itiraz niteliğinde olup, İİK.nun 62/4. maddesi gereğince itiraz edilen kısmın cihet ve miktarı açıkça gösterilmediğinden, borca yönelik bu kısmi itirazın geçersiz olduğu, bu nedenle takip kesinleştiği halde, alacaklının itirazın kaldırılması için icra mahkemesine yaptığı başvurunun fuzuli bir işlem olduğu, bu durumda mahkemece, başvuru şikayet olarak vasıflandırılıp, takibin durdurulmasına ilişkin 10.02.2010 tarihli icra müdürlüğü kararının geçersiz itiraz nedeni ile iptaline karar verilmesinin gerekeceği-
Takibin şekline göre zamanaşımı itirazı takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkinse İİK.nun 62. maddesi gereğince ödeme emri tebliğinden itibaren 7 günlük sürede icra dairesine bildirilmesinin gerekeceği, icra mahkemesine ise İİK'nun 71. maddesi kapsamında takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle başvurulabileceği-