İcra takibinin mirası ret süresi geçtikten sonra başlatılmış olması halinde İİK. mad. 53’ün uygulanmayacağı- Mirası reddettiğinden murisin borcundan sorumlu olmadığını ileri süren borçlunun bu itirazının (borca itiraz) ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal 7 günlük sürede icra dairesine yapılmasının zorunlu olduğu, bu istemin taraf ehliyetine ilişkin ve süresiz şikayete tâbi olduğu gerekçesiyle kabulü ile takibin iptali yönünde karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Borçlu vekili tarafından takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde mirasın reddi kararı icra müdürlüğüne sunularak, kesinleşen takipte hacizlerin kaldırılmasının istenemeyeceği-
Borçlu tarafından yapılan itirazda ‘tebligatın usulsüzlüğü’ şikayet yolu ile ileri sürülmediğinden, süresinden sonra yapılan bu itirazın takibi durdurmayacağının re’sen gözetilmesi gerekeceği-
İcra müdürünün borçlunun yetki itirazında yetkili yeri göstermediğinden dolayı yetki itirazının yapılmamış sayılmasına karar verme yetkisinin bulunmadığı, alacaklının, borçlunun yetkiye ve borca yönelik itirazının hükümden düşürülmesi amacıyla İİK. 67 uyarınca itirazın iptali ya da İİK. 68 uyarınca itirazın kesin olarak kaldırılması yoluna gitmesi gerekirken, yetki itirazının geçersizliğinin şikayet (İİK. 16) yoluyla ileri sürmesinin kanuna aykırı olduğu-
İcra dairesine yapılan itiraz üzerine takibin durmuş olmasının, şikayetin esasının incelenmesine engel teşkil etmeyeceği-
Borçlu şirketin, ödeme emri tebliğinden sonra (itiraz süresi başladıktan sonra) ihtiyati haciz sırasında, ödeme emri tebliğ tarihini kabul ederek itiraz süresinden feragat etmesi ve borcu kabul etmesi halinde, sonradan icra müdürlüğüne yapılan itirazın hukuki sonuç doğurmayacağı-
Borçlunun, icra Mahkemesine başvurusuyla hakkında başlatılan ilamlı takip konusu alacak ile kendisinin alacaklı olduğu icra dosyasındaki ipotekli alacağın takas edilmesini talep ettiği, mahkemece, borçlunun alacaklı olduğu icra dosyasında takibin kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleştiğinin kabulü halinde takasın mümkün olduğu-
3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde ''Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur." düzenlemesinin mevcut olduğu, bu düzenlemeye göre takip konusu alacağa 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesinde öngörülen avans faiz oranlarının uygulanmasının gerekeceği-
Takibe yapılan itirazın, hak düşürücü süreye tabi olup acele işlerden olduğu, yasal danışmanın tek başına takibe itiraz etmesinin hukuki sonuç doğurması mümkün değilse de itirazı başlı başına geçersiz hale getirmeyeceği, yasal danışmanın yaptığı bu işleme karşı kendisine yasal danışman atananın muvafakati halinde itirazın geçerli olduğunun kabulü gerekeceği, borçlunun mahkemece verilen kararı temyiz etmesinin de yasal danışmanın işleminin dolaylı olarak onandığı anlamına geleceği-
3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde ''Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur." düzenlemesi mevcuttur. Bu düzenlemeye göre takip konusu alacağa 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesinde öngörülen avans faiz oranlarının uygulanması gerekir.