Bozma ilamında, "kiralanan taşınmazla birlikte işletme ruhsatının kiraya verilip verilmediği" araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiş ise de; "Tersane, Tekne İmal ve Çekek Yeri Hakkında Yönetmelik" m. 12. "...bu Yönetmelik kapsamında verilen işletme izni belgesinin başkaları tarafından kullanılamayacağı ve devredilemeyeceği..." düzenlenmiş olduğundan, kira sözleşmesinin niteliğinin tayininde "işletme belgesinin devrinin" bir kriter olmayacağının kabulü gerektiği- Takip dayanağı kira sözleşmesinin incelenmesinden; "kiralananın, hasılat getiren bir şey olan tekne imal, bakım ve onarım tesisi niteliğindeki tersane olduğu, kiraya verenin, burayı demirbaşlarıyla birlikte kiraladığı, kiracının, burayı kullanma ve işletmesinin karşılığında aylık sabit 90.000,00 TL kira bedeline ek olarak tesisten elde edilecek aylık ciro üzerinden % 5 hasılat payı ödeyeceği, kiracının burayı, özgülendiği amaca uygun şekilde kullanma sorumluluğu bulunduğu" hususları birlikte değerlendirildiğinde, tarafların iradelerinin "hasılat kirasına" ilişkin olduğunun kabulü gerektiği- Hasılat kirasında, kiracıya, "altmış" yerine "otuz" günlük ödeme süresi verildiğinden, alacaklının bu ödeme emrine dayanarak icra mahkemesinden kira alacağı için sadece "itirazın kaldırılmasını" isteyebileceği, "tahliye" isteyemeyeceği- "İşletme izninin davacı/kiralayan tarafından davalı/kiracıya devredilmediği ve kanunen işletme izin belgesinin taşınmazla birlikte kiraya verilmesinin Yönetmelik hükümlerine göre de mümkün olmadığı anlaşıldığından, kira ilişkisinin Borçlar Kanunun "çatılı işyeri" hükümlerine tâbi olduğu" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Takibe konu kira sözleşmesinde "elektrik ve su bedellerinin ödenmemesi durumunun da tahliye nedeni” olduğu düzenlenmiş olup, 30 günlük ödeme süresi içinde sadece kira alacağının yatırılması (ortak gider katılım payı alacağı, elektrik alt yapı servis ve hizmet bedeli alacağı, su kullanım bedeli alacağı, elektrik tüketim yansıtma bedeli alacağından oluşan) yan giderlerin ise ödenmemiş olması karşısında temerrüt olgusu gerçekleştiğinden tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği- "İİK m. 269/a uyarınca asıl kira borcunun tamamını 30 günlük temerrüt süresi içinde yatırılmasının temerrüde engel olacağı, (su kullanım bedeli, elektrik tüketim yansıtma bedeli vs.) yan giderlerin ödenmemesi durumunda temerrüt nedeniyle tahliye istenemeyeceği" şeklindeki karşı oyun kabul edilmediği-
Kiracının kira borcunu ödemede geciktiği halde, kiraya veren aynı takipte hem ödenmeyen kira bedellerini hem de borçlunun temerrüt nedeniyle tahliyesini talep edebileceği-Kira bedeli veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmeyen kiracının temerrüdünün düzenlenmiş olduğu, kiralayan alacaklı; sadece kira borcunu değil yan gideri ödemeyen kiracının temerrüdü sebebiyle akdin feshine isteyebileceği-
Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal otuz günlük ödeme süresi dolmadan borçlunun temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceği-
Alacaklı tarafından kiracı borçlular aleyhine başlatılan haciz ve tahliye talepli ilâmsız icra takibinde, ödeme emrinin borçlu şirkete tebliğ edilemeden borçlu şirket tarafından öğrenilmesi üzerine vekil aracılığıyla takibe itiraz edilmesi durumunda, borçlu şirkete ödeme emri usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden ödeme ve itiraz sürelerinin işleyip işlemeyeceği ve bu durumda alacaklının tahliye istemi ile birlikte itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerektiği- "Borçlu şirketin, hakkında yapılan icra takibini haricen öğrenip vekili vasıtasıyla süresinde takibe itiraz ettiği, haricen öğrenme ile yapılan itiraza hukuki sonuç bağlanması gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Kira bedeli olarak “işletme cirosundan pay verilmesi”nin kararlaştırılması veya kiralananın tüm demirbaş ve mefruşatlarıyla birlikte kiralanmaları tek başına bu sözleşmenin hasılat kirası olduğunu göstermeyeceği, ayırt edici olanın, kiralananın ürünlerinin toplanması, kullanımı ile gelir elde etmenin yani yararlanmanın kiracıya devredilmesi olduğu- Kira sözleşmesinin niteliğinin tespitinin borçlu kiracıya gönderilen ödeme emrinde verilecek ödeme süresi açısından önem arz ettiği- Alacaklı tarafından talep edilen aylar dikkate alınarak kiraya verilen tekne imal, bakım ve onarım tesisi niteliğindeki taşınmaz ile birlikte işletme ruhsatının kiraya verilip verilmediği, işletme ruhsatı var ise kimin adına olduğu belirlenerek, kira sözleşmesinin hukuki niteliğinin tespiti gerektiği-
Ödeme belgesini bilen borçlunun buna rağmen bu belgeden söz etmemesi ya da sunmaması, ona etkin hak arama imkânı tanınmamasından değil, kendi ihmalinden kaynaklandığından bu ödeme belgeleri icra mahkemesindeki incelemeden önce var olduğu hâlde ileri sürmeyen borçlunun, kararın temyizi aşamasında dosyaya sunarak bu deliller doğrultusunda değerlendirme yapılmasını talep etmesinin mümkün olmadığı-
Dekontlarında borçlu tarafından kira borcunun hangi aya ait olduğunun açıklanması halinde, TBK’nın 102. maddesinin uygulanamayacağı ve ödemelerin daha önce muaccel olan kira borcu için yapıldığının kabul edilemeyeceği-
İcra ve İflas Kanunu’ndaki süreler hakkında HMK’nın 102 ila 104. maddelerinde düzenlenen adli tatile ilişkin hükümler uygulanamayacağı- İİK’nın 269/a maddesinde öngörülen ihtar müddetinin bitim tarihinin adli tatile denk gelmesi durumunda, ihtar müddeti adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılmayacağı, ödeme süresinin hesaplanmasında İİK’nın 19. madde hükmü uygulanacağı- Alacaklı vekili, İİK. 269/a uyarınca ödeme emri tebliğinden itibaren 30 günlük ödeme süresinin bitmesinden sonra ve ödeme süresinin bitimini takip eden 6 ay içinde tahliye talep etmiş olduğundan mahkemece işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Takibe dayanak kira sözleşmesindeki imzalar açık ve kesin olarak reddedilmediğinden, kira sözleşmesinin varlığı ve içeriğinin sözleşmenin özel şartlarına göre belirlenen kira alacağının takip hukuku bakımından kesinleştiği- Kira sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, kiralanan taşınmazın kiracılara teslim edilmediği itirazı karşısında alacağın varlığının tespitinin yargılamayı gerektirdiğinin ileri sürülemeyeceği- Kira sözleşmesinde kiralanan taşınmazın kiracılara teslim edilmediğine dair bir hüküm bulunmadığına göre, kiracı borçluların "kiralananın kendilerine teslim edilmediği" iddiasını İİK 269/c- 1 uyarınca yazılı belgelerle kanıtlamak zorunda olduğu- Borçluların itirazlarını bu nitelikteki belgelerle ispat edip edemeyeceğini incelemek ve sonuca varmak icra mahkemesinin yetkisi ve görevi içerisinde olduğundan, alacaklının itirazın kaldırılmasını istemesinde yargılamayı gerektir bir durum bulunmadığı- İspat yükü ters çevrilerek alacaklının itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- "TBK 301 uyarınca, borçlular itirazında kiralananın teslim edilmediğini bildirdiğinden bu konu tartışmalı olduğuna göre kira sözleşmesinin delil olmayıp, yazılı delil başlangıcı olabileceği, icra mahkemesinin dar yetkili olup, çekişmeli hususlarda yargılama yaparak karar veremeyeceği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-