Hükmedilen nafaka miktarının (500 TL’nin), ne kadarının davacı kadın için, ne kadarının müşterek çocuk için hükmedildiği belirtilmediğinden, kararın infaz kabiliyetinin bulunmayacağı-
Boşanma davasının derdest olmasının, tedbir nafakasının artırılması talebine engel olmayacağı-
Davacı eşin birlikte yaşamdan kaçınan davalı eşten tedbir nafakası isteyebileceği gözetilerek, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de nazara alınmak suretiyle davacı lehine uygun bir miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekeceği-
Davacı (kadın) nın geliri bulunmasının, emekli olmasının, gelirlerinin davalıyla denk olmasının, hatta davalının gelirinden daha fazla olmasının bile, davalı (koca) yı ortak giderlere katılma yükümlüğünden büsbütün kurtarmayacağı, bu durumun sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabileceği, keza, davacı (kadın) nın belirli ve sürekli bir gelirinin olmasının, ona, tedbir nafakası bağlanmasını engelleyici bir hal olmayacağı, hakimin, nafakayı takdir ederken, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmesi gerekeceği-
Geliri bulunmayan davalı yararına, işten ayrıldığı 18.2.2008 tarihinden başlayıp, boşanma davasına ait kararın kesinleşeceği tarihe kadar devam etmek üzere Türk Medeni Kanununun m. 169, 185, 186 hükümleri gözetilerek tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekeceği-
Tedbir isteğinin boşanma davasında istenilmesini zorunlu kılan bir hükmün yasada yer almadığı, kaldı ki tedbir nafakası davası ve boşanma davası aynı sebepten doğmadığı için biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunmadığı-
Ayrı yaşamakta haklı olan davacının hemşire olup, gelirinin olmasının davalıyı nafaka yükümlülüğünden kurtarmayacağı, mahkemece TMK’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazara alınarak uygun bir tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekeceği-