Sezaryen ameliyatı esnasında karında unutulan yabancı cisim- Mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları, zararın miktarı, davacının maruz kaldığı haksız durum, yaşadığı sıkıntı ve mağduriyet ile çektiği ızdırap gözetildiğinde takdir edilen manevi tazminat miktarının (60.000 TL) düşük olduğu-
Hekim tarafından yapılan estetik müdahelelerin, eser sözleşmesi kapsamında değerlendirileceği, hekimin, bu müdahale için, hastayı aydınlatma ve hastadan rıza alma zorunluluğu olduğu- Bu açıdan, hastanın kendisine yapılacak tıbbi müdahale ve neticesinde karşılaşabileceği komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmesi zorunluluğu olduğu- Ameliyat sonrası ortaya çıkan komplikasyon ve görüntü bozukluğunun, hekime izafe edilebilecek bir kusur olarak değerlendirilebileceği- Eser sözleşmesi kapsamında ki bu müdahale işlemiyle yüklenicinin sonuç taahhüdünü tam ve gereği gibi yerine getirmediği ve bu kapsamda davacının maddi ve manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi gerekeceği-
Birden fazla kişi, birlikte bir zarara neden olmuşsa, sorumluluk derecelerine bakılmaksızın ve eylemlerinin türü yönünden bir ayrım yapılmaksızın, zarar görene karşı, her biri ayrı ayrı zararın tamamından ortaklaşa ve zincirleme olarak sorumlu olması gerektiği- Birden çok kimselerin, değişik nedenlerle aynı zarardan sorumlu olurlarsa, zarar görene karşı ortaklaşa zincirleme ile sorumlu olacağı- Olayın gelişim biçimi, olay tarihi, meydana gelen yaralanma ve maluliyetin derecesi, yaralanma ve maluliyetin yarattığı elem ve üzüntünün derecesi, tarafların kusur durumları gözetildiğinde; takdir edilen manevi tazminat tutarlarının da düşük olduğu-
10. HD. 21.09.2022 T. E: 2021/6223, K: 10994
İlk derece mahkemesince; ceza dosyası getirtildikten sonra, davacının yaralanmasına ilişkin ilgili adli tıp raporunun dosya arasına alınması ve diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi suretiyle, vücut bütünlüğünün ihlali kapsamında davacının malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan maddi zararın türleri tespit edilip, yaralanma nedeniyle tedavi giderinin yapılması ve iş göremez halde bulunulmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu nedenle yapılmış olan tüm giderlerin belgelenmesinin beklenemeyeceği de gözetilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerektiği, hakimin manevi tazminatı belirlerken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmesi gerektiği, davacının birden çok kişinin saldırısına uğradığı olayın oluş şekli, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarının arttırılmasının gerektiği-
Trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi-
a- Davacı ile evlilik birliği devam ederken, davalı le birlikte olan davalı aleyhine boşanma davasında, boşanma kararının özetlenen içeriğine göre eldeki davaya konu edilen eylem nedeniyle tazminata hükmedilmesi karşısında aynı eylem nedeniyle yeniden manevi tazminata hükmedilmesinin mümkün olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı yönünden manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği- b- Evlilik birliği devam ederken, davacının eşi ile evli olduğunu bilerek birlikte olan davalının bu eylemi nedeniyle davacının manevi tazminat isteminde bulunup bulunamayacağı-
Davalının işyerinde çalışması nedeniyle davacıda oluşan bel fıtığı meslek hastalığının mahiyeti ve bu hastalık nedeniyle maluliyetinin bulunmaması da gözetildiğinde hükmedilen (20.000 TL) manevi tazminat miktarının fazla olduğu-
Trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi zararın giderilmesi istemi-
Olay tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, meydana gelen kazada davacılar murisinin hiçbir kusuru bulunmaması, müteveffanın davacıların annesi olması, özellikle annelerinin henüz davacılar çok küçükken ilk eşinden ayrılması nedeniyle çok sık görüşememeleri, belki aralarına boşanma tarihinde küçük olan davacıların iradesi dışında konulan engeller nedeniyle alışılagelmiş bir iletişim geliştirememiş olmalarının davacıların annelerinin vefatından üzüntü duymayacakları ya da mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi yeterince üzülmedikleri anlamına gelmeyeceği, tüm bunlar Kanun'daki ilkelerle birlikte gözetildiğinde, davacılar yararına daha üst seviyede manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
