Davacının, davalı tarafından yaralandığının mahkemenin de kabulünde olduğu, dosya içeriği değerlendirilerek, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47.maddesi gereğince davacı yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin davaya konu olay tarihi, olayın gelişim biçimi ve davacıların yaralanma derecesi gözetilerek TBK. mad. 56 uyarınca davacılar yararına daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği-
Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olması gerekeceği-
Ceza yargılaması sonucunda, mahkumiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu yönüyle hukuk hakimini bağlayıcı bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı buna rağmen ceza dosyası içeriğinden davalı- karşı davacının dava konusu eylemleri işlediği anlaşıldığından manevi tazminata karar verilmesi gerektiği-
Haksız eylem nedeniyle manevi tazminat ödetilmesi istemi-
Davacının olay tarihindeki yaşı itibari ile olayın vahametini algılayabilecek bir yaşta olmaması nedeniyle manevi tazminatın reddine karar verilemeyeceği; olayın meydana geldiği anda çocuğun yaşının dikkate alınmayacağı- Bir kişinin haksız fiil ile ölümü halinde ölenin yakınlarına manevi tazminat hükmedilebileceği- Murisinin ölümü nedeni ile TBK m. 53 gereğince destekten yoksun kalma tazminatı ve TBK m. 56 manevi tazminat istemine ilişkin dava ödeme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılmış olup, ödemeye ilişkin belgenin makbuz hükmünde sayılıp sayılamayacağı ile ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkta, mahkemece yapılacak işin, ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi olduğu; bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarı karşılaştırılarak ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekeceği, şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanması, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmesi gerektiği-  Kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerektiği-
Dava konusu haberde, olaylı geçen bir Fenerbahçe-Galatasaray maçından sonra geçmişe atıfta bulunularak, iki klüp arasındaki maçların geçmişte de olaylı geçtiği ve davacının bir maçtan sonra gözaltına alınarak hakkında adli soruşturma başlatıldığı hususu çarpıcı bir başlıkla okuyucuya sunulmuş olup, haberde, davacıyı aşağılama ve küçültme kastının bulunmadığı, eleştiri sınırlarının aşılmadığı, davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırının söz konusu olmadığı anlaşıldığından basın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat isteminin tümden reddi gerekeceği-
Davacının dairesinin güneş enerjisi sisteminin su sızdırması nedeniyle zarar görmesi halinde başka yerde kalmak zorunda kalmasının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, davacı lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceği-
Yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarının adalete uygun olması gerektiği (818 s. BK. mad. 47)- Haksız fiil nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davada, olay tarihi, olayın gelişimi, yaralanma derecesi gibi ilkeler nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu, daha uygun düzeyde tazminata hükmedilmesi gerektiği-