Davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’i üzerine, mahkemece bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı ve kesen nedenler üzerinde durulup, bu konuda ibraz edilen deliller değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Hükmün, verildiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrayacağı- İlam zamanaşımına uğradıktan sonra tebliğe çıkarılır ise, hüküm aleyhine olan tarafın, temyiz yoluna başvurmak suretiyle, hükmün, yalnız ilamın zamanaşımına uğramış olması sebebiyle bozulmasını sağlayabileceği-
İlamın zamanaşımının on yıl olduğu; zamanaşımı kesilirse tekrar işleyeceği- İlamın verildiği tarihten itibaren on yıl içinde borçluya tebliğ edilirse tebliğ tarihinden itibaren zamanaşımının işleyeceği- İlam Yargıtay incelemesi sonunda kesinleşirse bu tarihten itibaren zamanaşımının işleyeceği-
İlam verildiği tarihten itibaren on yıl içinde borçluya tebliğ edilirse bu tebliğ tarihinden itibaren yeni bir on yıllık süre başlayacağı, borçlu bu hükmü temyiz eder ve hüküm Yargıtay'ca onanmak suretiyle kesinleşirse on yıllık zamanaşımı süresinin hüküm kesinleştiği tarihten itibaren başlayacağı- Takibin dayanağı ilam davalı şirket vekilinin yokluğunda verilmiş ve ilamda kesinleşme şerhi bulunmamakta olup ilamın verildiği mahkemeden ilamın davalı vekiline tebliğ edilip edilmediği sorularak "ilamın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı" yönünden değerlendirme yapılması gerektiği-
Geçersiz sözleşmeye dayalı olarak arsa üzerine yüklenici tarafından yapılan imalatın bedelinin tahsili talep edilen davanın talep sonucu, önceki tapu iptal ve tescil davasınınkiyle farklı olduğundan, önceki davanın, 818 s. BK. mad. 133/2 uyarınca zamanaşımını kestiğinin ve buna bağlı olarak aynı yasanın 135. maddesi uyarına yeni bir zamanaşımı süresinin başladığının kabul edilemeyeceği- Taraflar arasındaki ...1987 tarihi adi yazılı sözleşme uyarınca, davacı tarafça, inşaatın %57 seviyesine kadar getirildiği ve 1989-1990 yıllarında inşaatı bu seviyede bıraktığı belirlenmiş olduğundan, sözleşmenin geçerli hale gelmediği olgusunun anılan bu tarihlerde ortaya çıkmış olduğu ve davacı yüklenicinin, ancak inşaatı terk ettiği bu tarihlerden itibaren imalat bedeli alacağını talep edebileceği-
Hükümden sonra zamanaşımının vaki olduğu yolundaki iddianın hüküm ile tebliğ tarihine göre yerinde görülmesi halinde, esasa yönelik inceleme yapılmayıp, şayet diğer taraftan zamanaşımını kesen ve tahkikata muhtaç sebeplerin ileriye sürülmesi halinde bunların mahkemesince tahkik ve tetkik edilmesi için hükmün bozulması gerektiği- Sürenin yıl olarak belirlenmiş olması halinde, ilk günün hesaba katılacağı- Haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada, karar tarihi ile bu kararın taraflara tebliğ tarihi arasında on yıllık zamanaşımı süresi (eBK. mad. 135/2) geçmiş olup, bu husus defi olarak ileri sürüldüğünden temyiz mahkemesinin bu def'iyi öncelikle incelemesi gerektiği-
Hüküm tarihi ile tebliğ tarihi arasındaki süre belirlenip, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 135/2 maddesi uyarınca zamanaşımının dolup dolmadığının araştırılarak değerlendirilmesi gerektiği-
İşveren ve işçi arasındaki hukuki ilişkinin iş sözleşmesine dayandığı, işçinin sözleşmeye aykırı şekilde işverene zarar vermesi halinde, işverenin zararının tazmini amacı ile açacağı dava da tazminat niteliğinde olduğundan on yıllık zaman aşımına tabi olduğu- Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK. mad.141/2 uyarınca zamanaşımı definin davacının açık muvafakati ile veya cevap dilekçesinin ıslahı yolu ile de yapılabileceği- Uyuşmazlıkta, ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde yapılan zamanaşımı itirazının, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinde dikkate alınmaması hatalı olup bozmayı gerektirdiği- Dava açılması veya icra takibi yapılmasının, zamanaşımını kesen nedenlerden olduğu; zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işleyeceği-
Davalı vekilinin cevap dilekçesi duruşmada okunup davacıya tebliğ edilmemişse dei yargılama safahatında düzenlenen bilirkişi raporunda açıkça gecikmiş zamanaşımı itirazı konusunda değerlendirme yapılarak ikinci bir şık olarak hesaplama yapılmış, ve davacı vekili bu raporu tebliğ alarak zamanaşımı itirazından haberdar olduğundan ve rapora itirazlarını bildirdiği dilekçede gecikmiş zamanaşımı itirazına karşı çıktıklarına ilişkin bir beyanda bulunmadığından ve bu tarihten sonraki yargılama sürecinde de gecikmiş zamanaşımına bir itirazda bulunmamış olduğundan, davaya karşı gecikmiş zamanaşımı itirazını dikkate alan ancak süresinde yapılmayan ıslaha karşı zamanaşımını dikkate almayan bir rapor aldırılarak sonuca gidilmesi gerektiği- Yukarıda açıklandığı üzere dava 1086 sayılı yasa döneminde açılmıştır. Davacı gecikmiş zamanaşımı itirazına açıkça itiraz etmediğinden davaya karşı yapılan gecikmiş zamanaşımı itirazı geçerli olup dikkate alınmalıdır.