İcra ile ilgili olarak Yargıtay icra ve iflas dairesinden verilen ceza kararlarına cumhuriyet başsavcısı otuz gün içinde itiraz edebileceği-
Kamu davalarıyla birlikte açılan ödence davalarının miktarı iki bin beş yüz kuruşu geçtiği takdirde ödenceye dair verilen hükümden miktarına göre ayrıca nisbi harç alınması ve dava konusunun değeri iki bin beş yüz kuruştan fazla değilse hükmolunacak ödence için başkaca nisbi harç alınmamasının gerekeceği-
Cezanın ertelenebilmesi için mahkumiyetin bulunmaması ya da bu mahkumiyetin hukuki sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış olmasının gerekeceği-
HMK'nın 374. maddesi uyarınca yargılamanın iadesinin kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebileceği ve HMK'nın 375. maddesi uyarınca bu yola ancak HMK'nın 303. maddesi anlamında maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıyan kararlar bakımından başvurulabileceği, icra mahkemesince verilen kararlardan kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bu kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamayacağı, istihkak davalarında verilen kararlar ile ihalenin feshi isteminin reddi kararlarının ise bu kuralın istisnası olup maddi anlamda kesin hüküm gücü taşıdığı, dolayısıyla kesinleşen ihalenin feshi ret kararına karşı yargılamanın yenilenmesi yolunun açık olduğu, ancak HMK'nın 378. maddesi gereğince yargılamanın iadesinin istinaf veya temyiz merciinden değil doğrudan kararı veren mahkemeden istenmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesine yapılan başvurunun görev yönünden reddi gerektiği-
Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararın istinaf incelemesinin bölge adliye mahkemeleri tarafından yapılmasının zorunlu olduğu-
Soybağının Reddi-Babalık
İcra mahkemesinin istihkak davaları sonucunda verdikleri kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceği (ve bu nedenle, bu kararlara karşı «yargılamanın iadesi» yoluna başvurulabileceği)
7251 s. K. ile HMK m. 353/1-b-3 maddesine eklenen “başvurunun esastan reddine veya” ibaresi ile HMK m. 356'ya eklenen 2. fıkraya göre bölge adliye mahkemesi tarafından yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde duruşma açılarak inceleme yapılması durumunda esastan ret kararı verilmesinin mümkün olduğu- Bölge adliye mahkemesince kararın verildiği tarihte bu ibare ve hüküm yürürlükte olduğundan bölge adliye mahkemesince bu tarihte yürürlükte bulunan hükümler gereğince duruşma açılarak bilirkişi raporu alınması sonucunda HMK m. 356/2 kapsamında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yapılan yeni kanun değişikliğine ve hukuka uygun olduğu- "Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece yargılamasında görülen eksikliğin duruşma açılmak suretiyle tamamlandığı anlaşıldığından, HMK m. 353/1-(b)-1 gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı durumunda dâhi, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılınmış olduğu nazara alındığında, yargılamadaki eksikliğin duruşma açılarak giderilmesi hâllerinde, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği, bu gibi hâllerde de esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği; bunun HMK m. 297'ye aykırı olduğu, zira gerekçe ve sonucun birbirinden farklı olamayacağı, Bölge Adliye Mahkemesince yeni delil toplamak suretiyle verilecek esastan ret kararının HMK'nun sistematiğine de aykırı olduğu" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yer verilmeyen bir hususun, tavzih kararı ile hüküm fıkrasına ilave edilemeyeceği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.