Dayanak bononun 06.99.2024 olan düzenleme tarihinin, ay kısmı aynı kalemle 06.09.2024 olarak değiştirildiği ancak yapılan bu işlemin tahrifat değil tashihat/düzeltme niteliği taşıdığı- Bononun tahrifattan önceki 04.99.2024 şeklinde yazılan düzenleme tarihinin gerçek bir tarihi yansıtmadığı ve yazılışının yanılgıdan kaynaklandığı, düzenleme tarihinin ay hanesinde karışıklık yapılarak 04.99.2024 olan düzenlenme tarihinin, 04.09.2024 olarak yazılmasının maddi hata sonucu olduğunun kabulü gerektiği- Düzenlenme tarihinde yapılan bu maddi hatanın, bononun 04.09.2024 olarak anlaşılması gereken düzenlenme tarihinin vade tarihinden önce olması nedeniyle kambiyo vasfını etkilemeyeceği- "Takip dayanağı bononun düzenleme tarihi hanesinde yer alan '06.99.2024' ibaresinin ay kısmının sonradan '09' olarak değiştirildiği, ancak bu değişikliğin keşideci tarafından imza veya paraf ile onaylanmadığı sabit olduğundan, söz konusu düzeltmenin HMK. m. 207 uyarınca yok hükmünde olduğu ve senedin tahrifat öncesi haliyle değerlendirilmesi gerektiği, bu haliyle, tanzim tarihinin takvimsel olarak mümkün olmayan bir tarih içerdiği, dolayısıyla senedin zorunlu unsurlarından olan düzenleme tarihinin geçerli şekilde mevcut olmadığı ve zorunlu unsurları bulunmayan senede dayalı kambiyo senetlerine özgü takip yapılamayacağı" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Factoring işlemi içinde yer alan kambiyo borçlusu, 818 sayılı BK'nın 167/1 (TBK, md. 188/1) maddesi uyarınca temlik eden durumundaki önceki alacaklısına yani satıcı firmaya (müşteriye) karşı ileri sürebileceği defi ve itirazları faktoring şirketine karşı da ileri sürebileceği- Çek/senette ciro zinciri içinde yer almakla birlikte factoring işlemi içinde yer almayan kambiyo borçlusunun durumunun 818 sayılı BK'nın 167/1. (TBK md 188/1) maddesine göre değil 6762 sayılı TTK'nın 599.(6102 sayılı TTK md 687) maddesi hükmüne göre değerlendirilmesi gerektiği- Somut olayda da alacaklı faktoring şirketi birbirine bağlı cirolarla yetkili hamil konumunda olup, çek lehtarı ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesi olmadığından keşideci borçlunun lehtara karşı ileri sürebileceği def’ileri lehtardan ciro ile çeki alana ileri sürmesi durumu söz konusu olamayacağı- 6361 sayılı Kanunun 9/2 hükmü faktoring şirketine devredilen alacakların faturalı alacaklar olmasını öngörmekte olup faturasız alacak devri olmadan sadece kambiyo senedi üzerinden işlem yapmasını önleyici düzenlemelerden olduğu-Şikayetçi borçlunun keşideci konumunda olup lehtar şirkete karşı ileri sürebileceği defi'leri doğrudan lehtardan ciro ile çeki alan şirkete karşı ileri sürebileceği- Faktoring sözleşmesi lehtar şirket ile alacaklı faktoring şirketi arasında değil lehtarın ciro ettiği ... Turizm ile arasında olduğu- Bu faktoring şirketinin kambiyo senetlerine açılan haciz yolu ile takip yapmasına engel olmadığı- Aksinin kabulü Factoring şirketlerinin kambiyo senetlerine dayalı olarak hiçbir zaman takip yapamayacağı anlamına geleceği-
Paraf imzasının keşideciye ait olmadığına ilişkin itiraz çekin paraftan önceki keşide tarihi ile ilgili olacağından ve bu durumda da çekin kambiyo vasfına ilişkin inceleme yapıldığından borçlunun başvurusunun İİK’nın 170/a maddesi anlamında şikayet olup bu nedenle şikayetin reddi halinde yargılama aşamasında takip tedbiren durdurulmuş olsa bile borçlu aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmeyeceği-
Takip dayanağı senedin lehtar hanesinde “.... İş Ortaklığı ” yazılı olup iş ortaklığının tüzel kişiliğinin bulunmadığı, senedin arkasında da ciro yolu ile bu eksikliğin tamamlanmadığı anlaşılmakla takip konusu senedin lehtar hanesinde yazılı tüzel kişiliği olmayan, bu nedenle hak sahibi olabilmesi ve borç altına girebilmesine olanak bulunmayan iş ortaklığı lehine düzenlenmiş senedinin kambiyo senedi vasfı olmadığı-<br />
İcra mahkemelerinin, kambiyo senetlerine mahsus takiplerde alacaklının takip hakkının bulunup bulunmadığı hususundaki yetkisi, dar ve şekli bir inceleme ile sınırlı olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesinin, takip konusu çekte cirosu bulunmayan şirketin protokol ve sigorta sözleşmeleri gereğince TTK’nın 1472. maddesinde düzenlenen kanuni halefiyet gereğince takip hakkının bulunduğu yönündeki gerekçesinin doğru olmadığı, zira, TTK’da düzenlenen kanuni halefiyet ilkeleri gereğince alacaklının takip hakkı bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesince, önüne gelen şikayet nedeniyle bu kapsamda bir değerlendirme yapılamayacağı- İİK'nın 170/a-2. maddesi gereğince; icra mahkemesinin, yasal sürede yapılan itiraz veya şikayet nedeniyle icra mahkemesine intikal eden işlerde, öncelikle, takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olup olmadığını veya alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip hakkının bulunup bulunmadığını re'sen inceleyerek takibin iptaline karar verebileceği- Hal böyle olunca; borçluların, alacaklı şirketin alacaklı sıfatı bulunmadığına dair şikayetinin yerinde olduğu nazara alınarak, şikayetçi borçlular hakkındaki takibin adı geçen şirket yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm kısmında söz konusu şirketin takipten çıkartılmasına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu bonoda yer alan "Manavgat" ibaresinin, yetki kaydına ilişkin cümlenin içinde değil altında yazılı olması sebebiyle, bu ibarenin bononun zorunlu unsurlarından olan düzenleme yeri olarak kabul edilmesi gerektiği ve senedin kambiyo vasfını koruduğu- Karşı oy yazısında "... 'Manavgat' ibaresinin yetki kaydına ilişkin cümlenin akışı ve bütünlüğü içerisinde yazılmış olması nedeniyle düzenleme yeri olarak kabul edilemeyeceği, senette başkaca bir düzenleme yeri veya düzenleyenin adının yanında idari birim adı da bulunmadığından senedin kambiyo vasfını yitirdiği ve bu sebeple direnme kararının bozulması gerektiği..." görüşünün ileri sürüldüğü-
Ön yüzünün üst kısmında bulunan vade/ödeme tarihi bölümünde “taahhüt tarihi geçerlidir”, alt kısmında ise “...adına düzenlenen ... düzenleme tarihinde reşit olmadığından dolayı bu senet taahhütlü olarak düzenlenmiş olup, vade tarihi lehtar .... 20 yaşına girdiğinde geçerli olacaktır.” ibarelerinin bulunan senet metninde çift vade bulunmadığı; senedin ön yüzünde yer alan bu beyan ve kayıtların senedin ödeme vaadi unsuruna değil, vadesine ilişkin olduğu, kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi unsurunun şarta bağlanmadığı, kambiyo vasfının tam olduğunun kabulü gerektiği- "Vade tarihinin ...2020 olarak yazılı olduğu, bononun alt kısmındaki, vade tarihinin 20 yaşına girdiğinde geçerli olacağı yazılmakla lehtar/alacaklının 20 yaşına girdiği günün ... 2019 tarihi olarak tespit edildiği anlaşıldığından, bu haliyle söz konusu senedin çift vade taşıdığı, dayanak bononun tahsili şarta bağlı olduğundan ve çift vade içermesi nedeniyle kambiyo vasfını haiz olmadığı, bu senede dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılamayacağı ve takibin iptaline karar verilmesi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Bononun keşide ve vade tarihlerinde tahrifat yapılıp yapılmadığının yapılmış ise tahrifattan önceki halinin tespiti ile bononun tahrifat öncesi gerçek keşide ve vade tarihlerine göre kambiyo vasfını taşıyıp taşımadığı ve yine zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi gerektiği-
Her ne kadar borçlunun süre tutum dilekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesine başvurduğu ve gerekçeli istinaf dilekçesini süresinden sonra sunduğu görülmüş ise de; takibe konu senette düzenleme yeri bulunmadığı hususunun Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzeni nedeniyle re’sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla, İİK'nın 170/a-2. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Takibe konu edilen çekin tahsile konulabilmesi için 6361 sayılı Kanun ve Faktoring Yönetmeliğİ ilgili maddeleri uyarınca koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının yargılamayı gerektirdiği-
