Bedeli paylaşıma konu taşınır üzerine konulan menkul rehninnin tüketici kredisinin teminatı olduğu, tüketici kredisi ve teminat sözleşmesinin 20.maddesinde "...iş bu sözleşme şartlarında kullandırılması uygun görülen kredinin motorlu taşıt alımı ile ilgili olması halinde iş bu kredinin ve/veya hangi sebeple olursa olsun bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak özellikleri belirlenen motorlu taşıtı bankaya fekki bankaca bildirilinceye kadar geçerli olmak üzere gayrikabili rücu rehin ve zilliyetliğini bankaya devir ve teslim ettiğini...” yönündeki kaydın, yanıltıcı mahiyette olduğundan tüketici olan borçlu açısından yazılmamış sayılması gereken bir kayıt olduğu, ayrıca bankadan kullanılan diğer kredilerin katedildiği, alacağın taraflar arasında kesin halini aldığı konusunda da bir iddia ve ispat mevcut olmadığından, bedeli paylaşıma konu taşınır üzerine konulan menkul rehni bedeli dışında borçlunun bankadan kullandığı diğer kredilerin menkul rehni kapsamında sayılmasının ve bu şekilde davanın kabulünün doğru olmadığı-
Hacizli gayrimenkullerin ipotek kapsamında gayrimenkullerin mütemmim cüzü olması nedeniyle sıra cetveline ilişkin şikayette, haczedilen menkullerin ipotek akit tablosunda yazılı olmadığı sabitse de bu menkullerin mütemmim cüz veya eklenti olup olmadığı belirlenmediğinden, mahkemece elektrik mühendisi bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak şikayete konu 32 adet güneş paneli ve merkezi sisteminin eklenti veya mütemmim cüz vasfının tam olarak belirlenmesi gerektiği-
Mahkemece usulüne uygun düzenlenmiş bir sıra cetveli olmamasına rağmen isbat yükünün davacı yerine, davalıya yüklenerek sonuca gidilmesinin doğru olmadığı-
İhtiyati haciz kararının, icra takibinin kesinleştiği tarihte kesin hacze dönüşeceği- Muhtemel alacakların ancak İİK. mad. 89 uyarınca haczedilebileceği, (İİK. mad. 88 uyarınca) yazılan haciz müzekkereleri ile doğacak hak ve alacakların haczinin mümkün bulunmadığı-
Sıra cetveline itiraz davasında, davacı vekilinin, 19.10.2009 tarihli sıra cetvelinde davalının alacağının muvazaalı olması nedeniyle sıranın iptalini talep ettiği halde mahkemece 04.01.2011 tarihli sıra cetvelinin iptaline karar verilmesinin 6100 s. HMK'nın 26. maddesine aykırı olduğu-
Sıra cetveline itiraz davası-
Kayıt kabul davasının maktu harç ve vekalet ücretine tabi olduğu düşünülmeden davacı yararına nispi harç ve vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Şikayetçi avukatın vekâlet ücreti alacağının, Av. K. mad. 166/2 uyarınca, müvekkili iş sahibi adına yaptığı ilk iş olan dava açma tarihine göre, şikayetçi avukatın çalışması sonucunda, müvekkil yararına, ilam gereğince tahsil edilecek para üzerinde rüçhan (imtiyaz) hakkı bulunduğu- Şikayetçi avukatın sözleşme ile kararlaştırılan rüçhanlı vekâlet ücretinin, Av. K. mad. 164/2 gereğince belirlenen sınırların altında kalıp kalmadığı, bu sınırın da her ne kadar takibin dayanağı avukatlık sözleşmesinde aksi kararlaştırılsa da, davanın açılmasından, alacağın tahsil edilip sonuçlanmasına kadar geçen süreçte verilen işin karşılığı tek ücret için geçerli olduğu gözetilerek karar verilmesi gerektiği-
Şikayetçinin, şikayete konu ettiği haczin konulduğu icra takibinin tarafı olmayıp, 3. kişi olmakla, anılan dosyadan uygulanan haczin düştüğünü ileri süremeyeceği gibi, haczin devam ettiğine dair kararın kaldırılmasını da talep edemeyeceği, aynı taşınmaz üzerinde kendisinin de haczi bulunan şikayetçi 3. kişinin, şikayet konusu yaptığı hususların, ileride sıra cetveli yapılmasından sonra, sıra cetveline itiraz yoluyla ileri sürülmesi durumunda değerlendirme konusu yapılabileceği-
İİK'da "sıra cetveli yapıldıktan sonra paranın nemalandırılması"na ilişkin bir madde olmadığından, bu nemanın hazineye irat kaydedilmesi gerektiği-
