Zinanın ispatı- Boşanma davasında kusur- Maddi-manevi tazminat (TMK 174)-
Zinanın varlığı için, eşlerden birinin karşı cinsten başka bir kişiyle cinsel ilişkide bulunması ya da böyle bir ilişkinin yaşandığına kesin gözüyle bakılmasını gerektiren bir durumun ortaya çıkması ve bunun da ispatlanmış olması gerekeceği, her ne kadar Mahkemece, dosyada mevcut delillerin bu iddiayı kanıtlamaya yeterli olmadığı kanaatine varılarak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 161 inci maddesi uyarınca açılan zina sebebine dayalı boşanma davasını reddedilmişse de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, .................. Aile Mahkemesi’nin ........................ sayılı ilamından anlaşıldığı üzere, taraflar arasındaki eldeki davadan önce erkek tarafından açılan bir boşanma davasının reddedildiği ve bu kararın 01.06.2021 tarihinde kesinleştiği, davacı kadının dava dilekçesinde söz konusu dosyaya delil olarak dayandığı, eldeki dava dosyası ile önceki dava dosyasında dinlenen tanık beyanlarından, erkeğin evlilik birliği içinde başka bir kadınla birlikte yaşadığı sabit olduğundan, kadının zina hukuki sebebine dayalı asli talebinin kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile zinaya dayalı boşanma talebinin reddinin doğru olmadığı-
Zinanın varlığı için, eşlerden birinin karşı cinsten başka bir kimse ile cinsel ilişkide bulunması veya bu ilişkiye muhakkak gözüyle bakılmasını gerektiren bir durum içinde bulunması, bunun da ispatlanmış olması gerekeceği, her ne kadar mahkemece, erkeğin sadakat yükümlülüğünü bir çok kez ihlal ettiği, ancak kadının son olay dışında kalan aldatma vakıalarını affettiği, ancak kadın memleketteyken eve başka bir kadın getirdiğini erkeğin bizzat anlattığı, eşinden başka bir kadını eve getirmesinin zinaya karine olduğu gerekçesiyle davanın zina hukuki sebebine göre kabulüne karar verilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden erkeğin önceki eylemlerinin kadın tarafından affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığı, tarafların bu olaylardan sonra birlikte yaşamaya devam ettikleri, davacı kadın memleketindeyken erkeğin eve başka bir kadın getirdiği iddia edilen son olayda ise; erkeğin zinasına dair eyleminin işlendiğine yönelik muhakkak gözü ile bakılacak nitelikte ve yeterlilikte tanık beyanı bulunmadığı gibi zinanın dosyada soyut tanık beyanları dışında başkaca delillerle de ispatlanamadığı anlaşılmakla kadının zina hukuksal sebebine dayalı boşanma talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği, davanın kabulünün doğru olmadığı- Davacı kadının dava dilekçesinde zina hukuki sebebi yanında terditli olarak 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca ve kabul görmemesi halinde 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanma talep ettiği, mahkemece dosyada mevcut deliller uyarınca davacı kadının terditli olan bu yöndeki taleplerinin de değerlendirilerek bu talepler hakkında hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesinin doğru olmadığı-
Dosyanın incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde her ne kadar "...İlk derece mahkemesi tarafından da kabul edildiği üzere, kadına isnat edilen kusurların tanık anlatımı ve diğer belgeler ile sabit olup, tanıkların toplum içindeki konumlarının, akrabalık veya diğer bir yakınlık durumunun başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamayacağı gibi aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmaları olup dosyada tanıkların, olmamışı olmuş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu da olmadığı, kadının eylemlerinin, zina davasının kabulü için yeterli olmadığı, zina eyleminin sabit görülmemesinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı, erkeğin davasının TMK:166/1 uyarınca kabulünde, yararına tazminat takdiri ile miktarlarında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, erkeğin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Müşterek çocukların küçük yaşta oldukları, annenin kendisine çocuk verilmemesini gerektirecek uygunsuz bir yaşam tarzı içinde olduğunun iddia edilmediği gibi, böyle bir durumun da dosyaya yansımadığı; aksine karara esas alınan velayete ilişkin uzman raporunda da annenin velayet görevini yerine getirmesine engel bir durumunun olmadığının belirtildiği; annenin zina eylemi sabit görülseydi bile, kendisinden velayet hakkının alınmasını gerektirmediği ki; mahkemenin de buna yönelik bir kabulünün bulunmadığı..." belirtilmiş ise de bir önceki paragrafta da açıklandığı üzere İlk Derece Mahkemesi tarafından erkeğin karşı boşanma davasının 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161 inci maddesinde düzenlenen zina hukuksal nedenine dayalı olarak kabul edildiği, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinin kendi içerisinde çelişki içerdiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince gerekçe içerisindeki çelişki giderilerek istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yeniden istinaf incelemesi yapılmak üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerektiği-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, her ne kadar erkeğin zina nedenine dayalı boşanma davasının kabulüne karar verilmiş ise de, zina eyleminin ispatlanamadığı anlaşıldığından; erkeğin dava dilekçesinde terditli boşanma talebi olduğu dikkate alınarak, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası yönünden deliller değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Erkeğin davasını zina hukuki sebebine dayalı boşanma davası olarak ıslah ettiği tarih dikkate alındığında kadının devamlılık arzedecek şekilde başkası ile cinsel ilişkiye girdiğinin kanıtlanamadığı, bu durumda dava sebebinin ıslah edildiği tarih itibariyle zina davası açabilmek için Kanun'un öngördüğü hak düşürücü sürenin geçtiğinden, erkeğin zina hukuki nedenine dayalı boşanma davasının reddine karar verilmesi gerektiği-
Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabileceğinden davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkının düşeceği-
Uyuşmazlık; davacı-karşı davalı vekili tarafından sunulan 15.02.2018 tarihli istinaf dilekçesi dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince verilen karşı boşanma davasının kabulü bakımından istinaf talebinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır..
Erkek eş tarafından kusur belirlemesi ve buna bağlı olarak kadın yararına hükmedilen nafaka ve tazminatlar yönünden istinaf yoluna gidilmiş olsa da, tarafların boşanmalarına dair verilen hükmün “istinaf kapsamı dışında bırakılarak” kesinleştiği, dolayısıyla taraflar arasındaki evlilik birliğinin boşanma ile sona erdiği- Eşlerin evlilik birliği ve bu birlikten doğan sadakat yükümlülüklerinin boşanmaya ilişkin kararın kesinleşmesi ile sona erdiği- Sona eren evlilik hakkında boşanma davası açılması hukuki sonuç doğurmayacağından, erkek eş tarafından açılan zina hukuki sebebine dayalı boşanma davasının, eşlerin boşanma karar tarihine kadar gerçekleşen ve boşanmaya sebep olan olaylardaki kusurlu davranışlarının tespitini amaçlayan eldeki davaya kusur belirlemesi yönünden bir etkisinin bulunmayacağı-
Dava dışı kişinin, kadının evde olmadığı zamanlarda sitede bulunan müşterek konuta adına kayıtlı olduğu tespit edilen araçla gelmesi ve site güvenlik defterine kendini başka bir isimle olarak bildirmesi, mahrem sayılacak mesana patoloji raporunu erkekle paylaşması, erkekle mektuplaşmaları, beraber şarkı söyleyerek kayıt yapmaları ve bunu sosyal ağlar üzerinden paylaşmaları ve erkekle beraber erkeğin aile ziyaretinde çekilmiş fotoğrafları ve yine 07.12.2016-01.06.2017 tarihleri arasında erkekle arasında gece geç saatleri de kapsayan görüşme kayıtları, erkekle eşi arasında geçen yazışmaların tümünün zinaya delalet olduğu- Erkeğin zinası kanıtlanmış olup erkeğin bu eyleminin güven sarsıcı davranış kabul edilmesinin doğru olmadığı gerçekleşen bu durum karşısında kadının zina hukuksal sebebine dayalı boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği-