Hâkimin, manevi tazminatı belirlerken, somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmesinin gerekeceği-
Sözleşme dışı yapılan işlerin bedellerinin Bayındırlık birim fiyatlarına göre belirleneceğine ilişkin olarak Kamu İhale Kanunu'nda açık düzenlemenin bulunmadığı-
Sözleşmesiz ve sayaçsız kaçak olarak su kullanan davalının, yasal mevzuat uyarınca suyun bedelini ödemesi gerektiği-
Zamanaşımı hukuki açıdan "def" i (kişisel savunma nedeni) niteliğinde olduğu, davalının ifadan kaçınmak istemesi halinde, açıkça zamanaşımı definde bulunması ve alacağın zamanaşımına uğradığını beyan etmesi gerekeceği, davalının ileri sürmediği zamanaşımı def'ini, hakimin kendiliğinden dikkate alamayacağı-
Bakım borçlusunun bakım alacaklısına karşı olan tüm yükümlülüklerinin tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilerek hakkaniyete uygun olarak ve süreklilik arzedecek şekilde yerine getirilmesi gerektiği; ancak davalının ölünceye kadar bakım aktinden doğan yükümlülüklerini, başka bir ifadeyle sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediği ve taraflar arasında güvene dayanan bir ilişki kalmadığı ve bu haliyle davacı ile davalı arasındaki ilişkinin sürdürülmesinin olanaksız hale geldiği-
Vade tarihi belirsiz olan para alacağı için davalı borçlu icra takibinden önce temerrüde düşürülmediğinden temerrüt faizinin ancak icra takibinden sonraki dönem için talep edilebilecek olup, icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olan davalı borçludan “işlemiş” temerrüt faizi talep edilmesinin mümkün olmadığı-
Tazminat miktarının belirlenmesinde, zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup; burada ilkenin, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcunun da o miktarda olması gerekeceği-
Kiralananın boş olarak yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parasının miktarı yönünden bilirkişilerce yapılacak değerlendirmenin, asıl olarak benzer nitelikteki (emsal) taşınmazlara ilişkin kira sözleşmeleri, o sözleşmelerdeki – varsa - özel koşullar, davaya konu taşınmaz ile emsal olarak değerlendirilen taşınmazların konum, kullanım alanı, yapısal özellikler, sözleşmeyle güdülen amaca uygunluk ve benzeri yönlerden; birbiriyle benzeşen ve farklı olan unsurları bakımından tarafların, Mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverir nitelikte olması; bu bağlamda, değerlendirmeye esas alınan verilerin açıklıkla ortaya konulması ve bu verilerin ne şekilde değerlendirilip, bunun sonucunda hangi kanaate varıldığının da yine açıkça belirtilmesi gerekeceği-
Olayın gelişimi, kusur durumu, davacı kardeşlerin yaş durumları gözönüne alındığında davacı olan kardeşler için takdir edilen manevi tazminatların fazla olduğu-
