Şekli (usuli) anlamda mecburi dava arkadaşlığı, gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması ve taraflar arasındaki ilişkinin doğru karara bağlanmasını sağlamak amacıyla kabul edildiğinden, dava konusu hukuki ilişki hakkında bütün dava arkadaşlarına yönelik tek ve aynı doğrultuda bir karar verme zorunluluğunun bulunmadığı, aynı zamanda dava arkadaşlarının yaptıkları usulî işlemlerinde birbirinden bağımsız olduğu- Davacının nezdinde çalıştığı işveren ile davalı arasında şekli anlamda mecburi dava arkadaşlığı mevcut olduğundan, işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilerek, verilen süre içinde, dava teşmil edilirse işin esasına girilmesi ve davaya devam edilmesi gerektiği-
Davacının çekişme konusu taşınmazı devrettiği ilk el durumundaki kişinin davada yer almasının sağlanmasıyla, davacı ile dava dışı kişi arasındaki temlikin inançlı işlem olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, taraflar arasında inanç ilişkisi var ise davalının inanç ilişkisini bilebilecek durumda olduğu gözetilerek davacı tarafından temlik edilen pay yönünden davanın kabul edilmesi gerektiği-
Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığı gibi, 6100 sayılı HMK'da “dahili davalı” müessesesinin mevcut olmadığı, bu itibarla, mahkemece, aleyhine usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmayan ve taraf sıfatı kazanmayan Karayolları Genel Müdürlüğü'nün taraf kabul edilerek hakkında hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Davacının, davalı Belediye görevlilerinin yasaya aykırı şekilde imar durumu ve inşaat ruhsatı verdiğini, belirtilen idari işlemlerin mevzuata aykırılıklar nedeniyle idare mahkemesi tarafından iptal edildiğini, bu nedenle de imara aykırı hale gelen binanın yıkılmak zorunda kalındığını, binası yıkılan vatandaşın oluşan zararın tazmini için İdare Mahkemesinde açmış olduğu davanın kabulü üzerine de icra takip dosyasına ödeme yapılmak zorunda kalındığını belirterek açtığı kurum zararı nedeniyle rücuen tazminat istemine ilişkin davada, İmar Kanununun ilgili maddelerine aykırı olarak idare adına ihdas etme kararında ve yapı ruhsatında imzaları bulunan görevliler ile anılan parsele imar durumu veren Belediye Başkanı'nın ve diğer davalıların oluşan zarardan sorumlu oldukları belirlenip rücuya esas kusur oranları da belirlendiğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Haksız tahrik altında kasten adam öldürmeye ilişkin ceza davasında, davalı, 18 yıl hapis cezasına mahkum olduğundan, tahrik oranının %50 olamayacağı anlaşıldığına göre kusur indiriminin %25 oranında olacağı kabul edilerek, davacılar lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi gerektiği- Davaya konu olayda; olay tarihi, olayın işleniş biçimi, davalının kusurunun ağırlığı gözetildiğinde, davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği- Davacılar arasında, ihtiyari dava arkadaşlığı olduğundan, davacıların ayrı ayrı tazminat talep etmiş olmaları da dikkate alınarak kabul edilen tazminat miktarı üzerinden her biri için ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerektiği- Dava dilekçesinde tazminat için faiz talebinde bulunulmadığı, ıslah dilekçesi ile hükmedilecek maddi tazminata faiz uygulanmasının talep edildiği ancak fakat faiz başlangıç tarihinin belirtilmemiş olduğu anlaşıldığından, ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği-
Kooperatif yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin davaların kooperatif aleyhine açılmasının zorunlu olduğu- İstem, dava dışı kişinin üyeliğin devrine dair kararın iptaline ilişkin olduğuna göre mahkemece verilen karardan bu kişinin haklarının da etkileneceğinden, onun da davada yer alması ve kendi hakkını koruyacak açıklama ve ispat haklarını kullanmasını zorunlu olduğu, aksi halde adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşacağı ve bu nedenle, somut olaya özgü olarak davalı taraf yönünden bir çeşit şekli (usuli) bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğunun kabulü gerektiği- Mahkemece davanın, davalı olarak gösterilmeyen bu kişiye yöneltilmesi için davacı tarafa süre verilmesi, verilen süre içinde davanın maddi hukuk bakımından bağlantı bulunan bu kişiye yöneltilmesi halinde davaya devam edilmesi, aksi durumda davanın sıfat yokluğundan reddolunması gerektiği- "Hukukumuzda dâhili dava kurumunun bulunmadığı, bu nedenle dava dışı bu kişi hakkında ayrı bir dava açılıp bu dava ile birleştirilmesi gerektiği"ne dair görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacılar arasında zorunlu değil ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu anlaşıldığından, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin farklı olması gözetilerek, her bir davacının reddedilen tazminat talebi üzerinden, davalılardan İETT Genel Müdürlüğü yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekeceği-
Davacılar arasında elbirliği şeklinde sorumluluk olup aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan mirasçıların murislerinin keşidecisi olduğu bonoya yönelik menfi tespit davasını açmak için hep birlikte hareket etmeleri ya da miras şirketine mümessil tayin ettirilerek dava şartının yerine getirilmesi gerektiği-
Mecburi dava arkadaşlığının söz konusu olduğu hallerde mecburi dava arkadaşı olanların tamamının davada yer almasının gerektiği ve bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanmasının mümkün olduğu- Davacı 3.kişinin açtığı istihkak davasında alacaklı ile davalı borçlu arasında mecburi dava arkadaşlığı olduğu- Her icra dosyasının haczinin ayrı bir istihkak davasının konusunu oluşturduğu-
Dava konusu aile konutu olduğu ileri sürülen taşınmazın, davalı erkek eş tarafından satıldığı ve daha sonra alıcı tarafından bir başka kişiye satıldığı anlaşıldığından, dava sonucunda verilecek taşınmazı davalı eşten ilk defa satın alan ve son tapu kayıt malikine taşınmazı satış yoluyla devreden kişinin de hak ve hukukunun etkileneceği, mahkemece taşınmazı ilk satın alanın da davaya katılımının sağlanması gerektiği-
