İhalenin feshi istemi, HMK'nun 308/2. maddesinde belirtilen tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri bir dava olmadığına göre, ihalenin feshi davalarında davayı kabul mümkün olup, kabulün sonuç doğurması için, borçlu tarafından yapılan şikayette hem alacaklı hem de ihale alıcısının davayı kabul etmesi gerekeceği- Yerel mahkemece verilen ihalenin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istemin reddine dair kararın borçlu tarafından istinaf edilmesinden sonra, aynı zamanda ihale alıcısı olan alacaklının, vekili aracılığı ile, mahkemeye sunduğu, e-imzalı dilekçe ile “şikâyeti kabul beyanımız gereği ihalenin feshine karar verilmesini” talep ederek kabul beyanında bulunduğunun görüldüğü, o halde, bölge adliye mahkemesince alacaklı-ihale alıcısı vekilinin vekaletnamesinde davayı kabul yetkisi bulunup bulunmadığı da incelenmek suretiyle ............. tarihli kabul beyanı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekeceği-
Alacaklı vekilinin vekaletnamesinde davayı kabul yetkisinin bulunduğu gözetilerek ihale alıcısı olarak alacağa mahsuben satın aldığı taşınmazlar yönünden kabul beyanı değerlendirilerek ihalenin feshine ilişkin karar verilmesi gerektiği-
İşçinin henüz doğmamış bir haktan feragat etmesinin hukuki sonuç doğurmayacağı, feragat edilen ilk davada iş sözleşmesinin sona ermeyip devam ettiği dikkate alınarak, uyuşmazlığa konu ikinci davadaki feshe bağlı alacaklarının belirlenmesinde, işçinin toplam çalışma süresi üzerinden değerlendirme yapılması gerektiği- BAM Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay Kararı-
İhalenin feshi isteminden feragat sebebiyle işin esasına girilmeden ret kararı verilmiş ise şikayetçinin ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına mahkum edilmemesi gerektiği-
Davalının ............. tarihli dilekçedeki davanın kabulüne ilişkin beyanının, davaya son veren taraf işlemi olduğu ve HMK'nın 311. maddesi gözetildiğinde kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı-
Feragatin geçerli kabul edilebilmesi için hukuki varlığını sürdüren bir davanın mevcut olması gerektiği- Boşanma davası, erkek eşin ölümüyle konusuz hale geldikten sonra, davacı kadının feragat beyanının hukuki bir sonuç doğurmayacağı, TMK. m. 181/2 uyarınca ölen eşin mirasçılarının kusur  belirlemesi yönünden davaya devam etme haklarının da bulunduğu-
Feragat ve kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı- Hukuki netice doğuracak bir iradenin TBK’da belirtilen iradeyi sakatlayan hata (yanılma), hile (aldatma), ikrah (korkutma) gibi bir sebebe dayalı olarak yapıldığının saptanması halinde, anılan iradenin hukuki bir netice doğurmayacağı, böylesi bir iradeye de hukuki sonuç bağlanamayacağı- Feragatin davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olması nedeniyle feragatten dönülmesi olanaksız ise de, davacı tarafın feragatin hata, hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğunu aynı davada ileri sürebileceği- Davacı vekilinin davadan feragat beyanını hata hile yolu ile davacı asilin iradesi sakatlanarak alındığı iddiasına dayalı feragat beyanının geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkin dava değerlendirildiğinde; davacının davadan feragat beyanından kısa bir süre sonra vekili azlettiği, hakkında şikayette bulunduğu ve davaya katılarak davayı sürdürmek iradesini ortaya koyduğu, bütün bu maddi olgular babalığın hükmen tespiti yönünden davacının lehine iken, davacının davadan feragat etmesinin hayatın olağan akışına ters düştüğü ve (davacının) davadan feragat beyanını iradesini sakatlayan hata (yanılma) hali ile verdiği ve bu beyanın geçersiz olduğunun kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Feragate ilişkin irade açıklanmasının gerçeği yansıtmadığının bildirilmesi halinde, bu halin ya aynı dava içerisinde ön sorun (hadise) şeklinde ya da ayrı bir dava olarak incelenmesinin gerekli olduğu- "Feragatin, hileye dayalı olduğu" iddiasının aynı dava içerisinde her türlü delille ispatlanacağı göz önüne alınarak mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine dair verilen kararının bozulması gerektiği-
Alacaklı banka vekilinin elektronik imzalı dilekçe ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği ve vekaletnamesinde davayı kabule özel yetkisi bulunduğu görüldüğünden ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği-
Tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, iptal edilmiş ve kalan fıkraları da yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı- Orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli-