Kurum işleminin iptali ve hizmet tespiti talebi- HMK m. 26, 124- Davacı asıl Kurum müfettişine verdiği (06.06.2016 tarihli) ifadesinde "davalı H.. . Ltd. Şti. hakkında bilgi sahibi olmadığını" beyan etmiş olmakla birlikte eldeki davada "iptal edilen çalışmasının fiilen, düzenli ve sürekli şekilde davalı H.. . Ltd. Şti'de geçtiğini" belirterek hizmetlerinin tespitini talep etmiş, 23.02.2021 tarihli duruşmada da "işyerlerinin birbirleriyle bağlantılı olduğunu, aynı anda iki işyerinin de işlerini yaptığını, iki şirketten bildirilen süre boyunca aynı anda iki işyerinde de aralıksız çalıştığını" belirtmiş, tanık "işyerleri birbirine yakın olduğu için zaman zaman işçi değişimi oluyordu" şeklinde beyanda bulunmuş, dava dışı Ltd. Şti. adına olan işyerinde yapılan işin mahiyetinin ve işyeri adresinin davalı şirketle aynı olduğu, sosyal güvenlik hakkının Anayasa ile güvence altına alınan temel bir insan hakkı olması yanında sigortalı olma hak ve yükümünden kaçınılamayacağına ve vazgeçilemeyeceği ve mahkemenin bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olmasından ötürü resen araştırma ve delil toplama yükümlülüğü altında olduğu dikkate alındığında, gerçek işveren ya da işverenlerin tespit edilmesi gerektiği- Davalı şirket ile dava dışı şirketin aynı adreste faaliyet gösterdiği ve yargılama sırasında dinlenen tanıkların beyanları da birlikte değerlendirildiğinde verilecek hükmün sigortalıyı çalıştıran işverenin hak alanını da ilgilendirdiği ve onun yönünden bir takım sorumluluk ve yükümlülükler doğurabileceği belirgin bulunmakla, işverenin davalı Kurumla birlikte zorunlu dava arkadaşı konumunda yer aldığı ve husumette hata nedeniyle gerçek işverene de husumet yöneltilmesi gerektiği- Dava dışı işveren tespit edilerek HMK m. 124 uyarınca yöntemine uygun biçimde davaya katılımı sağlanması, bu işverenin göstereceği tüm kanıtlar da toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme ile elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiken (Bölge Adliye Mahkemesince) davacının iddiası ve talep sonucu dikkate alındığında HMK'nın 26. maddesine aykırı şekilde sonuca gidilemeyeceği şeklindeki gerekçe ile sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez ve devredilemez anayasal bir insan hakkı olduğu gözden kaçırılarak somut olayda uygulanma yeri olmayan HMK’nın 26. maddesine vurgu yapılarak verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmadığı-
Davalıya ait işyerinde kesintisiz çalıştığının tespiti istemiyle açılan davada, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olup olmadığı-
Davacının ayrıntılı beyanının alındığı, tanıkların dinlendiği, davalı ile Belediye arasında yapılan kira sözleşmelerinde de ortaklığı engelleyici hüküm bulunduğu da değerlendirilmek suretiyle, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin "ortaklık ilişkisi" değil "hizmet akdine" dayandığı sonucuna varılarak uyuşmazlık konusu dönemde Bağ-Kur kaydı bulunan davacının "hizmet akdiyle" çalışmasına üstünlük tanınması gerektiği gerekçesiyle hizmet tespiti davasının kabulüne ilişkin verilen kararın isabetli olduğu- "Davalının işyeri kapsamında faaliyet gösteren "çay ocağında" davacı ile davalı arasında gerçekleşen ilişkinin niteliğinin "adi ortaklık ilişkisi olduğu", "hizmet akdine dayalı olmadığı" şeklindeki görüşün benimsenmediği-
Sigorta başlangıcının tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin ve resen araştırma ilkesine tabi davalardan olduğu da dikkate alındığında dinlenen tanıkların davacı ile aynı işyerinde çalıştıklarını beyan etmelerine rağmen dava konusu dönemde işyerinde sigortalı çalışanın bulunmaması ve Emniyete yazılan yazı dışında komşu işyeri sahipleri ve çalışanlarının olup olmadığı yönünde araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne dair verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı- Mahkemece öncelikle işe giriş bildirgesinde belirtilen işyeri adresine talep konusu dönemdeki komşu işyerlerinin emniyet, vergi dairesi, belediye ve Kurumdan araştırılarak tespit edilen komşu işyeri sahipleri ve sigortalı çalışanlarının tanık olarak bilgi ve görgülerine başvurulması, ayrıca bozma öncesi dinlenen davacı tanıkları adına dava konusu çalışmanın yapıldığı iddia olunan işyerinden işe giriş bildirgesi verilip verilmediği davalı Kurumdan sorulması, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya konulması gerektiği-
Hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle re'sen araştırma ilkesinin geçerli bulunduğu, işçilik alacakları davasında verilen kararın bu davalar bakımından kesin delil değil ancak kuvvetli delil niteliği taşıdığı ve davalı işveren tarafından belirli bir dönem için tam süreli bildirim yapıldığı da gözetilerek, apartman kayıtlarının incelenmesi ve tanık beyanlarının denetlenmesi suretiyle çalışmanın tam mı yoksa kısmi süreli mi olduğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması gerektiğine ve bu nedenle eksik incelemeye dayalı direnme kararının bozulması gerektiği-
3 katlı ve 8 daireli bir apartmanda geçen kapıcılık hizmetinin tam zamanlı mı yoksa kısmi zamanlı mı olduğunun tespiti bakımından, işyerinin kapasitesi gözetilerek tanıkların yeniden dinlenmesi suretiyle günlük işlere harcanan mesainin somutlaştırılması, kalorifer yakma görevinin ve süresinin araştırılması ve toplam çalışma saatlerinin günde 7,5 saat hesabıyla gün sayısına dönüştürülmesi gerekirken, eksik inceleme ile verilen direnme kararının bozulması gerektiği-
Hizmet tespiti davalarında çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşın, ücretin belirlenmesinde ispat serbestisinin bulunmadığı ve HMK'nın 200. maddesindeki parasal sınırı aşan ücret iddialarının yazılı delille kanıtlanması gerektiği; davacının imzasını taşıyan ve imza inkarına uğramayan ücret bordrolarının aksi ispatlanmadıkça geçerli kabul edileceği, buna karşılık davacı tarafından sunulan ve işverence kabul edilmeyen personel ücret çizelgelerinin tek başına yeterli delil olamayacağı, bu nedenle geçerli bordrolar esas alınarak ve ücret tutarının tanıkla ispat sınırının üstünde olduğu gözetilerek karar verilmesi gerektiğinden direnme kararının bozulması gerektiği- "Prime esas kazanç tutarı bakımından uyuşmazlık olan eldeki davada bireysel iş hukuku ve sosyal güvelik hukuku normlarının bordroya senet vasfı vermediği, ayrıca dosya içerisinde işverenin kaşesi ile işyeri yetkilisinin imzasının yer aldığı ücret ödeme cetvellerinin bulunduğu, öte yandan resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında iddianın her türlü delille ispatlanabileceği, vasıfsız işçi olarak çalışmayan davacının asgari ücret almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, gerekirse emsal ücret araştırması da yapılmak suretiyle gerçek ücretin belirlenmesi ve direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği" görüşünün Kurul çoğunluğunca benimsenmediği-
Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulmakla ilk derece mahkemesi kararı hayatiyetini kaybettiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin artık denetim mahkemesi değil hüküm mahkemesi sıfatıyla hareket ettiği- İstinaf incelemesi sırasında yapılamayacak işlemleri düzenleyen HMK'nın 357. maddesine göre resen gözönünde tutulacak hususlar madde kapsamında olmadığı gibi kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespitine ilişkin eldeki davada davacı adına ihtilaf konusu dönem içerisinde dava dışı işverenler tarafından yapılmış bildirimler bulunmakta olup yapılan yargılama sonucunda verilecek hükmün sözü edilen işverenlerin hak alanını etkileyebilecek mahiyette olduğu da gözetildiğinde; davacının çalışmalarının tamamının Belediyede geçtiği, dava dışı bildirim yapan şirketlerden yapılan bildirimlerin gerçeği yansıtmadığı ve sonuç olarak da iptalinin talep edilmesi karşısında, iptali talep edilen hizmetlerle ilgili talebin bildirim yapan şirketlerin de hak alanını ilgilendirdiği gözetilerek hüküm mahkemesi sıfatıyla hareket eden Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nın 124. maddesi kapsamında bu şirketlere de yöntemince husumet yöneltilerek bu davalıların da göstereceği deliller toplanmalı, bu kapsamda belediyeden sözleşme, puantaj, ücret bordroları, işe giriş çıkış belgeleri celbedilip tüm kanıtlar toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davalıya ait iş yerinde 25.08.2011-05.07.2012 tarihleri arasında kesintisiz çalışma iddiası ile kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti istemiyle açılan eldeki davada, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilirse de tespiti istenen döneme ilişkin yazılı belgelerin varlığı hâlinde öncelikle bu belgelerin geçerli olup olmadığının belirlenmesi gerektiği ve sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiği, bu itibarla davalı iş yerinden davacı adına 05.07.2012 tarihli işe giriş bildirgesi verilerek 05.07.2012-05.06.2015 tarihleri arasında kesintisiz hizmet bildirimi yapıldığı, davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarihi doğrulayan ve imzasını içeren 04.07.2012 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının işe başlama tarihinin 05.07.2012 olarak belirtildiği, yine dosyada yer alan ve davacının imzasının bulunduğu ibraname başlıklı belgede de davacının davalı iş yerindeki işe başlama tarihinin 05.07.2012, işten ayrılış tarihinin ise 05.06.2015 olarak yazılı olduğu anlaşılmakla; davacının iş sözleşmesindeki imzayı inkâr edip etmediğinin sorulması, imza inkârı var ise bu hususun araştırılması, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürdüğü takdirde bu iddia üzerinde durulmalı, anılan belgelerin geçerli olduğunun kabulü hâlinde ise iş bu yazılı belgeler karşısında aksinin eş değer belgelerle ispatlanması gerektiği hususu gözetilmesi; imzanın davacıya ait olmadığı iddiası bulunduğu ve ispatlandığı takdirde ise davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde hizmetinin varlığı tereddütsüz belirlenmek suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerektiği-