Kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarih itibariyle davacının yasal danışmanı olan avukatı tarafından davacı kefaletine e-mail yoluyla olumlu yönde görüş bildirildiği- 6098 s. TBK m. 584 hükmünün, yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış kefalet sözleşmelerinde uygulanamayacağı- Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılmış kefalet sözleşmeleri yönünden ise davacı ile eşi boşanma davası nedeniyle ayrı yaşadıklarından kefalet sözleşmelerinde eş rızasının aranmayacağı- Davalı bankaya güven verip bankanın kredi kullandırmasından 10 yıl sonra davacının kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu-
Davacının kredi sözleşmesinden kaynaklanan kefaletin geçersizliği sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ve buna bağlı olarak taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki istemlerini birlikte ileri sürdüğü davada, yargılama aşamasında ipoteğin kaldırılmış olmasının davanın tümüyle konusuz kaldığı şeklinde değerlendirilemeyeceği; mahkemenin HMK’nın 31. maddesi kapsamındaki davayı aydınlatma ödevi uyarınca davacıya her iki talebinin akıbeti hakkında açıklama yaptırması, uyuşmazlığı belirginleştirerek kefalet ve ipotek istemlerini ayrı ayrı hukuki nitelemeye tabi tutması ve eksik incelemeyle karar vermemesi gerektiği-
Davalı alacaklı vekilinin ceza dosyasındaki dilekçesinde 'borçlu şirketin kullandığı kredi nedeniyle takibe konu senedin düzenlendiğine" ilişkin mahkeme içi ikrar niteliğindeki beyanları ile dava konusu senedin, aynı tarihte çekilen ve aynı tutardaki kredi sözleşmesine teminat olarak verildiğini ikrar ettiği gözetildiğinde, davacı borçlunun kesin delil ile "senedin, teminat senedi olduğunu" ispat etmiş olduğu- Aval sadece kambiyo senetlerinde söz konusu olduğundan, senedin kambiyo senedi vasfında olmaması nedeniyle davacının avalist olarak da sorumluluğunun bulunmadığı, TBK m. 583'de kefalet için öngörülen şekil şartlarının da bulunmaması sebebiyle kefalet şartlarının da gerçekleşmediği ve neticede, menfi tespit davasının kabulü ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Davalıların, genel kredi sözleşmesinin kefalet kısmındaki kefalet türünün kendi el yazıları ile yazılması gereken kısımlarında "müteselsil" ibarenin yer almaması sebebi ile kefilliklerinin "adi kefalet" olduğunun kabulü gerektiği- Bölge Adliye Mahkemesince "kefalet türü kısmında 'müteselsil' ibaresi yazılı olmasa da, TTK m. 7'de düzenlenen 'teselsül karinesi' gereği, ticari borçlara verilen kefaletlerde el yazısı ile müteselsil kefil olunduğuna dair ayrıca ve açıkça bu hususun yazılı olmasının aranmayacağı" gerekçesinin isabetli olmadığı-
İlk Derece Mahkemesince ............ tarihli ön inceleme duruşmasında davacıya bu yönde bir kesin süre verilmediği gibi "tarafların dava ve cevap dilekçelerinde belirttikleri delillerle sınırlı olmak üzere tarafların getirtilecek delillerin ilgili yerlerden celbine," dair ara kararın tesis edildiği, davacının banka defter ve kayıtlarına dayanmasına rağmen dava konusu kredi ve kefalet sözleşmesi ile ilgili tüm kayıtlar bankadan getirtilmediği, bilirkişi incelemesi esnasında da bilirkişilerce banka kayıtları üzerinde bir inceleme yapılmadığı, davacıya delillerini sunması için usulüne uygun bir kesin süre verilmemesi, dava dilekçesinde de açıkça banka defter ve kayıtlarına dayandığı halde bu delillerin toplanmaması nazara alındığında temyiz dilekçesine ekinde sunulan eş muvafakatlerinin değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesini teminen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekeceği-
Kefaletnameye davacı eşin rızası bulunmadığını, muvafakatname üzerindeki imzanın kendine ait olmadığını, okuma yazmasının olmadığını, tüm işlemleri parmak izi ile yaptığını ileri sürerek kefaletnamenin geçersizliğinin tespitine karar verilmesi talepli davada, dava açıldığı tarih itibariyle aile konutu olduğunun sabit olduğu bu nedenle ipoteğin kaldırılmasına yönelik asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği- Birleşen kefalet sözleşmesinin feshi davası yönünden ise kefalet sözleşmesinin iptali ancak sözleşmenin taraflarınca istenebileceği, kefalet konusunun aile konutu olmadığı, dolayısıyla davacının kefalet sözleşmesinin iptalini istemekte aktif husumetinin bulunmadığı-
Adi kefalet halinde borçlunun el yazısı ile "müteselsil kefalet" sözcüklerini yazması gerekirken, ticari iş kapsamındaki kefalette TTK'nun 7. maddesinin kural olduğu ve borçlunun el yazısı ile "müteselsil kefalet" olduğunu belirtmesinin aranmayacağı-
"Kefalette eş rızasının alınmadığına" ilişkin geçersizlik itirazının ilgili herkesçe ileri sürülebileceği, mahkemece re’sen dikkate alınabileceği ve ilk defa temyiz aşamasında ileri sürülebileceği-
Kefalet sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması istemine ilişkin olup davanın asliye hukuk mahkemesinde görüleceği-
Kefalet sözleşmesini imzaladığı sırada eşin rızaya dair imzası yoksa da, daha sonra davalı banka ile yapılan yeniden yapılandırma protokolünde sırasında, davacının eşinin "davalı banka ile yaptığı sözleşmeye muvavafakat ettiğini" beyan etmesi karşısında, artık sözleşmenin başlangıcındaki eş rızasına dair imza eksikliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağı-
