Elatmanın önlenmesi istekli davaların, doğrudan bu eylemi gerçekleştiren kişi ya da kişiler aleyhine açılabileceği, davalı sıfatı yükleneceklerin kayıt maliki olmalarının aranmayacağı, bununla birlikte, davada yıkım isteğinin de bulunması halinde, yıkımı istenen yapı, MK'nin 684 ve 718.maddelerinde yer alan hükümler uyarınca, üzerinde veya altında bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüzü) haline geleceğinden ve taşınmazın mülkiyetine tabi olacağından, ayrıca; yıkım istekli davalarda, yargılama sonucu verilecek karar davada taraf olmayan paydaşları da etkileyeceğinden, anılan taşınmazlardaki tüm kayıt maliklerinin davada taraf olmalarında zorunluluğun olduğu-
8. HD. 19.10.2020 T. E: 2018/6583, K: 6352-
Paydaşlar arasında ecrimisil isteği-
Aleyhine dava açılan DSİ Genel Müdürlüğü taşınmazın maliki olmadığı gibi, davanın açılmasına sebep olacak bir eylemde de bulunmadığından, mahkemece davalı olarak gösterilen DSİ Genel Müdürlüğü'ne karşı açılan davanın husumet yokluğu reddine karar verilmesi gerekirken, davalı DSİ yönünden de davanın esasına girilerek yazılı şekilde redde ilişkin hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Muhdesatın tespiti isteği-
Çevre yolu yapım çalışmaları nedeniyle davaya konu taşınmazda kamulaştırma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kamulaştırma alanının hangi taşınmazları kapsadığı, çekişmeli muhdesatın bulunduğu taşınmazın kamulaştırma sahası içerisinde kalıp kalmadığı, kamulaştırma işlemlerinden etkilenip etkilenmeyeceği tespit edilmediğinden, kamulaştırma haritalarının getirtilmesi, muhdesatın bulunduğu taşınmazın kamulaştırma alanı içerisinde kalıp kalmadığının saptanması, muhdesatın bulunduğu taşınmazın tam olarak hangi alanda kaldığı belirlenerek, aynı krokide ayrıntılı ve denetime elverişli olacak şekilde gösterilerek sonuca gidilmesi gerekeceği-
Çevre yolu yapım çalışmaları nedeniyle davaya konu taşınmazda kamulaştırma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kamulaştırma alanının hangi taşınmazları kapsadığı, çekişmeli muhdesatların bulunduğu taşınmazın kamulaştırma sahası içerisinde kalıp kalmadığı kamulaştırma işlemlerinden etkilenip etkilenmeyeceği tespit edilmediğinden, mahkemece, kamulaştırma haritalarının getirtilmesi, muhdesatların bulunduğu taşınmazın kamulaştırma alanı içerisinde kalıp kalmadığının saptanması, muhdesatların bulunduğu taşınmazın tam olarak hangi alanda kaldığının belirlenerek aynı krokide ayrıntılı ve denetime elverişli olacak şekilde gösterilerek sonuca gidilmesi gerekeceği-
Mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazın tedavüllü tapu kayıtları bulunduğu yerden getirtildikten sonra, davalı belediye tarafından kamulaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı sorularak, bildirilecek cevap doğrultusunda kamulaştırma işleminin yapılmadığının kesin olarak tespiti halinde hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi, yapılmış ise kamulaştırma haritası ve kamulaştırma ile ilgili tüm evraklar ikmal edilerek dava konusu yerin kamulaştırma sahasında kalıp kalmadığının tespit edilmesi ve bu hususları gösterir denetime elverişli rapor alınması, toplanan ve toplanacak tüm delillerin sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekeceği- Davacı tarafından, dava dilekçesinde, ev yönünden muhdesat tespiti talebinde bulunulmuş olup, Mahkemece, HMK’nin 26. maddesine aykırı olarak bu talep aşılmak suretiyle hem ev hem de dava konusu olmayan ağaçlar yönünden hüküm kurulması, yine tespit davasına bakan mahkemenin görevi dışına çıkılarak hüküm fıkrasında değer belirlemesi yapmasının doğru olmadığı-
Bir kimse, kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça niteliğinde yapı inşa edip, imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmışsa; kendi iradesinin dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamayacağı için, yasa koyucunun imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğu duyduğu- Çekişme konusu taşınmazın, imar öncesi parselde davalının, mülkiyet ya da sınırlı bir ayni hakkının veya tahsisten kaynaklanan kişisel bir hakkının bulunup bulunmadığının saptanması, davalının korunmaya değer bir hakkının tespiti halinde yapıların kaim bedelleri depo edildikten sonra elatmanın önlenmesine ve kal’e karar verilmesi; davalının imar öncesi korunmaya değer bir hakkı bulunmadığı takdirde bedel depo edilmeksizin elatmanın önlenmesine, kal’e ve ecrimisile karar verilmesi gerektiği-
Bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş ve imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamayacağı-