Menfi tespit davasında, ibra belgesinin davacı tarafından sahte olarak düzenlendiğine ilişkin davalı şikayeti üzerine açılan ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiği-
Adı geçen vakfın mutasarrıfı olan kişinin mirasçı bırakmadan ölmesi durumunda payının vakfa geçeceği, mirasçılarının bulunmaması halinde ise davacı lehine zilyetlik ile kazanma koşullarının oluşup oluşmamasına göre değerlendirme yapılması gerekeceği açık olduğundan, hazine de hasım gösterilmek suretiyle vakfın mutasarrıfı olan kişinin mirasçılık belgesi aldırılması için davacı tarafa süre ve imkan verilmesi, bu durumun HMK 165. maddesi uyarınca bekletici mesele yapılması, oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekeceği-
Davacının senet sebebiyle borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davasında, İcra Mahkemesi'nin bonodaki tahrifat yapılıp yapılmadığı yönünde verdiği karar bağlayıcı nitelikte olmayıp aynı olay hakkında devam eden Ağır Ceza Mahkemesi dosyası getirtilerek bu dava sonucunun eldeki dava sonucunu etkileyip etkilemediği hususunun da değerlendirilerek toplanacak deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiği-
Davacının açmış olduğu itirazın kaldırılmasına ilişkin dava dosyasında, itirazın kaldırılması davasının reddine karar verildiği ve henüz kararın kesinleşmediği görüldüğünden, mahkemece davacı tarafından açılan itirazın kaldırılmasına yönelik ve red ile sonuçlanan dava dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi, talebin reddine ilişkin kararın kesinleşmesi halinde davacı icra mahkemesinden tahliye talebinde bulunmayacağından tahliye davasının reddine karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali koşullarından birinin de dava dayanağı takibin gerçek bir alacağa ilişkin olması olduğu- Alacaklı hakkında tefecilik ve tehdit suçundan dolayı dava açıldığının anlaşıldığından ve davalı bu senedi kefil olarak imzaladığı için verilecek karar onun yönünden de hüküm ifade edeceğinden, ceza dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılarak, takip dayanağı alacağın gerçek olduğunun anlaşılması halinde şimdiki gibi davanın kabulüne aksi durumda ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Kredi sözleşmesindeki imza inkar edilmiş olduğundan, henüz görülmekte olan ağır ceza mahkemesinde alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi yerine menfi tespit davasına bakan mahkemece bu yönde inceleme yapılması gerektiği-  Sözleşmedeki imzanın borçluya ait olmaması kredinin kullandırılmadığı anlamına gelmediğinden, ödeme belgeleri getirtilerek bu belgeler üzerindeki imzaların incelenmesi ve ayrıca eğer virman yolu ile ödeme yapılmış ise virman talimatı olup olmadığı ve virman ile borçlunun 3. kişiye olan borcundan kurtulup kurtulmadığı hususunda banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak rapor alınması gerektiği- Davacının nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı yargılandığı davanın sonucu görülmekte olan menfi tespit davasını etkileyeceğinden bu husus üzerinde durularak karar verilmesi gerektiği-
4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun -5354 sayılı Kanunla değişik- 15/7-a maddesine uyarınca, “ ticari ve iktisadi bütünlük oluşturulmasına karar verilmesinden itibaren 2 yıl içinde ticari ve iktisadi bütünlük oluşturan mahçuzların, fonun izni olmaksızın imtiyazlı alacaklar dahil üçüncü kişiler tarafından muhafaza altına alınamayacağı, satışı talep edilemeyeceği ve mahçuzların malikinin iflasına karar verilemeyeceği"- TMSF tarafından davalı şirket hakkında iktisadi bütünlük kararının uzatıldığına ve 19. Hukuk Dairesi'nin bekletici mesele yapılmasına ilişkin kararına uyulmasına rağmen, mahkemece anılan hükümde öngörülen süre henüz dolmadığından bu süre dolmadan iflas davasının esası hakkında bir karar verilmesinin hatalı olduğu- İflas davası bozma ilamına uyularak-
Çekişmeli taşınmazların davalıya teminat amaçlı temlik edildiği iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteği ile açılan davada, davacının temyizden sonra ölümü üzerine yasal mirasçılarının mirasın reddi ile ilgili açtıkları davaların sonuçlarının beklenilmesi, mirasın reddi istemine ilişkin kararların kesinleşmesi halinde TMK.nun 611. madde hükmü gereğince diğer hak sahiplerinin tespiti ile onların da mirası kabul veya reddetmesi durumuna göre davanın değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Takip konusu borç ile ilgili olarak açılan itirazın iptali davasının sonucu araştırılarak takibin kesinleştiğinin tesbiti halinde, dava konusu taşınmazların satışı işyeri niteliğinde olduğu ve İİK. mad. 280'de belirtilen devir koşullarının gerçekleştiği iddia ve ispat edilmediğinden davalı borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptali ile dördüncü kişinin kötü niyeti ispatlanmadığından, üçüncü kişinin taşınmazları elinden çıkardığı tarihteki değeri üzerinden takip konusu alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminattan sorumlu tutulmasına, aksi halde itirazın iptali davasının bekletici mesele yapılarak reddi halinde davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği-
Engelli yakınına yapılan yersiz ödemelerin tazmini istemine ilişkin davada, dava konusu olayın özelliği nedeniyle şüpheliler hakkındaki ceza mahkemesindeki davanın sonuçlanıp kesinleşmesi beklenerek tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği-