Tapu iptal ve tescil davası açıldığı ancak yargılama sırasında dava ıslah edilerek bedele hükmedilmesi talebi üzerine mahkemece bedele hükmedildiği görülmekle birlikte temelde davanın taşınmazın aynına ilişkin olduğu ve yargılama sonucunda bedele hükmedilmesinin sonucu değiştirmeyeceği anlaşıldığından dayanak ilamın kesinleşmeden icra takibine konu edilemeyecek ilamlardan olduğu-
Nişanın bozulması nedenine dayalı takıların iadesi, bunun mümkün olmaması halinde belirlenen bedelin ödenmesinden kaynaklı tazminat alacağına ilişkin ilamların, diğer edaya ilişkin ilamlar gibi, kesinleşmeden icraya konulmalarının mümkün olduğu- "TMK’nın aile hukukuna dair bölümünde yer alması nedeniyle bu konudaki ilamların kesinleşmeden takibe konulamayacağına" dair gerekçenin isabetli bulunmadığı-
Davacıların ihtiyari dava arkadaşı olduğu ilamda, her bir davacı için ayrı ayrı alacak kalemlerine hükmedildiğinden, alacaklı sayısı kadar takip bulunduğundan ve ayrı ayrı hükmedilen alacak kalemlerinin birlikte takibe konulması halinde haciz ve ödenen paraların paylaştırılmasında sorunlar oluşacağından, tek bir ilama dayanılarak birden fazla icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğundan söz edilemeyeceği-
Şikayet dilekçesinde takibe konu ilamın kesinleşmediğine ilişkin bir iddia ileri sürülmediğinden, bu konuda re'sen "tapu iptal tescil davasına ilişkin ilamın kesinleşmediği" gerekçesi ile "takibin iptaline" karar verilemeyeceği, bu hususun kamu düzeninden olmadığı-
İİK'nın 41. maddesi yollaması ile ilamlı takiplerde de uygulanması gereken İİK’nın 60. maddesi gereğince, icra müdürlüğünce düzenlenecek icra emrinin takip talebine uygun olmasının zorunlu olduğu- Mahkemece ilama ve takip talebine uygun olmayan icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemli olarak açılan davada, davalıların (borçluların) "inançlı temlik nedeniyle mülkiyet iddiasına" dayanarak davaya karşı koydukları anlaşıldığından, davanın gayrimenkulün aynına ilişkin olduğunun ve ilamın kesinleşmeden icra takibine konu edilemeyeceğinin kabulü gerektiği-
İcra Müdürlüğü tarafından oluşturulan icra emrinde ise takip talebinde yazılı miktarlardan bahsedilmeyip takip talebinde olmayan ............... TL alacağın belirtildiği anlaşılmakla icra emrinin  bu  hali  ile  asıl  alacak,  işlemiş faiz  ve  toplam  alacak  miktarları bakımından takip talebine uygun olmadığının, ayrıca takip talebinde ve icra emrinde, yapılan tahsilâtların hangi alacaktan ne şekilde mahsup edildiğinin belirtilmediğinin, öte yandan, alacaklının da ifade ettiği üzere, yapılan mahsup noktasında da netliğin bulunmadığının ve icra emrinde hangi aylara ilişkin, hangi tarihler arasında ne miktarda nafaka alacağı talebinde bulunulduğunun kesin ve açıkça ortaya konulmadığının görüldüğü, dolayısıyla bu belirsizliklerin tek başına icra emrinin iptali suretiyle düzeltilemeyeceği, o halde, İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde olup, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davası üzerine asliye hukuk mahkemesince gerçekleşen tazminat miktarına ve yasal faize hükmedilmiş olmasına rağmen, icra dairesince düzenlenen icra emrinde "ilamın kesinleşme tarihinden sonra, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin işletilmesinin" (Anayasa; 46/ son) yasaya aykırı olmadığı-
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61, 94, 103 ve 104. maddeleri uyarınca işverenin çalışanlarına ödeme yaparken, "vergi sorumlusu" sıfatı ile gelir vergisine mahsuben vergi dairesine ödemekle zorunlu olduğu miktarları kesinti yapmak ve kalan kısmı da icra dosyasına yatırmak suretiyle borçtan kurtulması mümkün olduğunu-