Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, kadın yararına daha uygun miktarda maddi tazminat takdiri gerektiği- Davacı tarafından daha önce açılıp reddedilen boşanma davasında toplanan delillerden eşine fiziki şiddet uygulayarak evden kovduğu, evin kilidini değiştirdiği ve daha sonra da evi yakınlarına satıp, yeni sahiplerinin davalıya ait eşyaları kapı önüne çıkarıp, eşyaların talan edilmesine sebep olduğu anlaşıldığından, davalının kişilik haklarına saldırı niteliğindeki bu olaylar nedeniyle manevi tazminatla sorumluluğu gerektiği-TMK.nun 166/4. maddesine dayanan bir boşanma davasında, boşanmanın fer'i sonuçları düzenlenirken, reddedilen ilk davadaki ispatlanmış olaylar ve fiili ayrılık süresi içinde ortaya çıkan kusurların gözönünde tutulacağı-
Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmesi gerektiği-
İşleten sıfatının belirlenmesinde taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, ibraz edilen sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği, gerektiğinde davalı işleten ve dava dışı kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, işletenlik sıfatının davalı şirkette mi, dava dışı kiracı şirkette mi bulunduğu hususları tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- Davacıların kızlarının davalı tarafından hatır için taşındığı, o halde meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın tutanaklarda belirtildiği üzere meydana geliş şekli, davalıların sorumluluğun niteliği, kusur oranları ve hatır taşıması hususu da değerlendirildiğinde, davacılar için takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu, hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Ceza ehliyetine sahip olmasa da vesayet altında olan davalı aleyhine 'hakaret ve tehdit içeren sözleri nedeniyle' ölçülülük ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek manevi tazminat takdiri gerekeceği–
Dava açıldığı tarihte var olan alacakların hüküm altına alınması istenebileceği; dava tarihinden sonra doğacak haklar için (o davada) karar verilmesinin mümkün olmadığı- Tarafların "dava tarihi itibariyle" gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği, iki dava tarihi arasındaki endeks artış oranları ve TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak nafakanın en azından ÜFE endeksi artışı oranında arttırılmasına karar verileceği-
Davaya konu olayda,taraflar arasında husumet bulunması, davalının hayvanlarının çalınmış olması ve taraf sayısının fazla olması birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğu -
Kooperatif çalışanlarının haksız eylemi nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimsenin lehine hükmedilecek olan manevi tazminat tutarının, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alınarak belirlenmesi gerekeceği-
Davalının yoksulluğunun ortadan kalktığının kabul edilebilmesi için; asgari ücret düzeyinin üzerinde gelirinin bulunması ve gelirinin devam etmesi gerekeceği, nafaka alacaklısı kadının yoksulluğunu ortadan kaldırır şekilde gelir elde edip etmediği ve düzenli gelir getiren bir işinin bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması, sonucunda TMK'nın 4. maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesine göre, gerektiğinde nafakanın indirilmesi şartlarının oluşup oluşmadığına karar verilmesi gerekeceği-
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları günün ekonomik koşulları, davacının ihtiyaçları, tedbir nafakasının niteliği, tarafların birlikte yaşadıkları hayat seviyesinin ayrı yaşama halinde de korunması gerektiği gözetilerek, davalının gelir durumu nazara alındığında, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine göre daha yüksek oranda nafakaya hükmedilmesi gerekeceği-
Yoksulluk nafakası; ahlaki ve sosyal düşüncelere dayandığından, bilimsel öğretide evlilik birliği içinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olduğu-
