Somut olayda; eldeki dava açıldıktan sonra davalı borçlu şirketin; Havza Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.03.2024 tarih, 2024/33 E.-2024/106 K. sayılı kararı ile iflasına karar verildiği, kararın 18.09.2024 tarihinde kesinleştiği, iş bu davadan iflas idaresinin haberdar edilmediğinin anlaşıldığı- Mahkemece, bir ara kararı ile ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraki bir tarihe kadar durmasına karar verilmesinin gerekip gerekmediği, ayrıca TBK'nın 513. hükümleri gereğince iflasın açılması ile vekilin temsil ve vekalet görevi sona ermiş olması karşısında mahkemece iflas idaresinin usulüne uygun tebligatla davadan haberdar edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra ve davaya devam edip etmeyeceği, davacı alacaklıya davayı takip etme yetkisi verilip verilmeyeceği, davacı alacaklıya İİK’nın 245. ve 255/2. madde gereğince davayı takip konusunda aldığı belge varsa sunması için süre verilmesi, sunulduğu takdirde davanın esasının incelenmesi, sunulmadığı takdirde davanın iflas idaresine ihbarı ile taraf teşkilinin sağlanması ve iflas idaresinin huzuru ile davaya devam edilerek davanın esasının incelenmesi ve hükmün iflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerekeceği-
Somut olay değerlendirildiğinde; eldeki talepte, müflis şirket hakkında 11.02.2014 tarihinde iflasın açılmasına karar verildiği, iflasın kapanmasının talep edildiği 26.12.2024 tarihine kadar 10 yıl süresince müflis şirkete ait olan araçların ele geçirilemedigi, alacaklıların araçların elde edilmesine yönelik herhangi bir somut delil veya beyan dosyaya sunulmadığı dolayısıyla kayden masada olan araçların fiilen elde edilemediğinin anlaşıldığı- İlaveten İİK'nın 256. maddesinin öngördüğü 6 aylık sürenin çok üzerinde 10 yıllık sürenin geçtiği, alacaklılara aciz belgesi düzenlenip verildiğine göre bu araçların iflasın kapanmasından sonra ele geçirilmesi halinde, İİK'nın 255. maddesi uyarınca o araçlar satılarak bedelleri eksik alan alacaklılara sıralarına göre dağıtılmasının her zaman mümkün olduğu- Bu kapsamda, iflasın açık kalması durumunda iflas giderlerinin karşılanmasının masada mal bulunmadığı için mümkün olmadığı, dolayısıyla iflasın kapatılmasına karar verilmesinin kanunun amacına ve usul ekonomisine uygun olacağından Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulması gerektirdiği-
Gerekçeli kararda "...dava konusu asıl alacağın doğduğu tarih haksız fiilin vuku bulduğu tarih olduğu, davalı ...AŞ'nin iflas ertelenmesine karar verildiği tarihten itibaren sürelerin işlemeyeceği, zamanaşımı ve hak düşürücü itirazlarının reddine karar verilmiştir. " şeklinde bir gerekçeye yer verildikten sonra "dava konusu .... sayılı taşınmaz yönünden, taşınmazın satış tarihi ile davanın açılış tarihi dikkate alındığından, devir tarihi ile dava tarihi arasında İİK'nun 284.madde kapsamında öngörülen 5 yıllık süre geçtiğinden davanın bu taşınmaz yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir." denilmesi nedeniyle kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki meydana getirdiği, mahkeme kararının gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması HMK'nın 298/2. maddesine aykırı ve başlı başına bozma sebebi olduğu-
Borçlu şirketin iflasına karar verildiği, şirketin tasfiyesinin kapatıldığı, iflas sürecinde alacaklı tarafın İİK m. 245 uyarınca yetki belgesi aldığı yönünde bir iddia olmadığı, alacaklının ancak bu takdirde dava açabileceği veya açılmış bir davayı takip edebileceği, dolayısıyla alacaklının dava hakkının iflas idaresi tarafından kendisine devredildiğini belgelemesi gerektiği, tasfiye sonucu alacağını alamamış olan davacıya aciz vesikası verilse de, müflis hakkında yeniden takip yapılmasının yeni mal edinmesi şartına bağlı olması dikkate alındığında, davacının borçludan istenebilir bir alacağı olmaksızın TBK m. 19 uyarınca muvazaalı işlemin iptali davası açılamayacağı-
Tasarrufun iptali davası açıldıktan sonra davalı borçlu şirketin iflas ettiği anlaşıldığından öncelikle mahkemece iflas kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmemiş ise kesinleşmesinin beklenmesi, kesinleşmiş ise ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasından 10 gün sonrasına kadar iptal davasının durdurulmasına karar verilmesi ve davacı alacaklıya davayı takip konusunda aldığı belge varsa sunması için süre verilmesi, sunulduğu takdirde davanın esasının incelenmesi, sunulmadığı takdirde davanın iflas idaresine ihbarı ile taraf teşkilinin sağlanması ve iflas idaresinin huzuru ile davaya devam edilerek davanın esasının incelenmesi ve hükmün iflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerekeceği-
Borçlu ile davalı 3. kişi daha önceden ortak olduklarından davalının borçlu şirketin mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun anlaşıldığı-
Aynı mahkemede görülmekte olan davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebileceği- Bir yargı çevresinde kurulmuş aynı düzeyde, birden fazla mahkeme, davaların birleştirilmesi açısından “aynı mahkeme” sayılacağı- Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde davalar arasında “bağlantı” olduğunun varsayılacağı-
Tasarrufun iptali davasını açacak kişilerin; elinde geçici veya kati aciz belgesi bulunan alacaklılar ile -borçlu iflas etmiş ise- iflas idaresi ya da iflas idaresi tarafından dava kendisine devredilmiş olan alacaklılar olabileceği- Gemi devrine ilişkin tasarrufun iptali istemine ilişkin yargılamada borçlunun iflas kararının kesinleştiği, alacaklı-davacının iflas idaresinden bu davayı takip için davacı şirketten yetki alıp almadığının netleştirilmesi gerektiği; alacaklının yetki aldığı takdirde davayı takip edeceği aksi halde davanın iflas idaresi tarafından devam ettirilerek iflas idaresi temsilcisi tarafından görüleceği ve verilecek kararın iflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerektiği-
Gerçek bir alacağı bulunan alacaklıyla borçlunun bir başkasından olan para alacağını temlik etmesi, ticari örfe dayalı geçerli bir ödeme aracı olduğu-
Uyuşmazlığın tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu - Davalı-borçlu şirketin dava açıldıktan sonra iflas ettiği anlaşıldığından öncelikle davalı şirketin iflasına dair verilen ilamın kesinleşme şerhini içerir bir örneğinin dosya içine alınması, iflas işlerinin yürütüldüğü belirtilen İzmir İflas Müdürlüğü’nün 2017/26 İflas dosyasından 2. Alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığının araştırılmasının gerektiği - Davanın, ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasından 10 gün sonrasına kadar durdurulmasına karar verilmesi ve davacı alacaklılara davayı takip konusunda aldığı belge varsa sunması için süre verilmesi, sunulduğu takdirde davanın esasının incelenmesi, sunulmadığı takdirde davanın iflas idaresine ihbarı ile taraf teşkilinin sağlanması ve iflas idaresinin huzuru ile davaya devam edilerek davanın esasının incelenmesi ve hükmün iflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerektiği - İflas söz konusu olduğunda iflas hükmünün kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre taraf teşkilinin doğru olarak sağlanması gerektiği, zira iflasın açılması ile şirketin tüzel kişiliğini yitirdiği ve taraf sıfatını kaybettiği -
