Kıymet takdirine ilişkin şikayet üzerine verilen kararların konu itibariyle kesin nitelikte olduğu-
İcra Müdürlüğünce 17.05.2023 tarihinde yapılan keşif üzerine taşınmazın değerinin tespit edildiği, borçlu ........ tarafından, icra müdürlüğünce yaptırılan kıymet takdirine, taşınmazın değerinin emsallerine göre eksik tespit edildiği gerekçesi ile itiraz edildiği, .............. İcra Hukuk Mahkemesinin ....................... sayılı dosyasında 20.03.2024 tarihinde yapılan keşif üzerine taşınmazın değerinin yeniden tespit edildiği, hem icra müdürlüğünce yapılan keşifte hem de mahkemece yapılan keşifte aynı bilirkişinin yer aldığı ve buna göre kıymet takdirine itirazın denetlenemediği gerekçesi ile rapora borçlu tarafından yeni/farklı bir bilirkişiden rapor alınması talebi ile itiraz edildiği görüldüğünden, mahkemece, taşınmazın vasfı da gözetilerek; farklı uzman bilirkişilerden oluşacak bir heyet marifeti ile yeniden mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmazın değer tespitine yönelik itirazlar denetlenerek, taşınmazın satışa esas alınan kıymet takdirinin yapıldığı tarih itibariyle tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde, ihalenin feshine, muhammen bedelin altında olması halinde ise ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Şikayetçi borçlu tarafından fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazların, yeniden uzman bilirkişilerden oluşacak bir heyet marifeti ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle, raporlar arasındaki taşınmaz değerinin farkının neden kaynaklandığı hususu da belirlenerek, taşınmazın satışa esas alınan kıymet takdirinin yapıldığı tarih itibariyle (icra dosyasındaki rapor tarihi) tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde, ihalenin feshine, muhammen bedelin altında olması halinde ise ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Gayrimenkul değerlendirme uzmanı tarafından hazırlanan tek kişilik raporda 13.12.2023 tarihi itibariyle (icra dosyasındaki keşif tarihi) taşınmaz değerinin tespit edildiği ve yeniden belirlenen değer üzerinden taşınmazın satışa çıkarıldığı görüldüğünden mahkemece taşınmazın değerine yönelik itirazlar doğrultusunda taşınmazın vasfı da gözetilerek; uzman bilirkişilerden oluşturulacak bir bilirkişi heyeti vasıtasıyla mahallinde keşif ve kapsamlı bir inceleme yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Her ne kadar mahkemece, bilirkişi raporu alınarak şikayete konu taşınmazın satışa esas alınan muhammen değerinin gerçeğe uygun olup olmadığı hususunda tespit yapılmış ise de; mahkemenin gerekçesinde de yerinde olacak şekilde belirlendiği üzere, şikayetçiye yapılan kıymet takdir raporu tebligatının usulüne uygun olduğu belirlendiğinden ve kıymet takdir raporunun tebliğ tarihi olan 10.02.2021 tarihinden itibaren İİK’nın 128/a maddesindeki yasal 7 günlük süre içerisinde şikayetçi borçlu tarafından kıymet takdir raporuna itiraz edilmediğinden, satışa esas alınan muhammen değerin kesinleştiğinin kabulü gerekeceği-
Asıl olan malın gerçek değerinden ihale edilmesi olup malın muhammen değerin üzerinde satılmış olması her zaman zarar unsurunun oluşmayacağı ve malın gerçek değerini bulduğu anlamında yorumlanamayacağı- Covid 19 salgını sonrası taşınır ve taşınmaz değerlerinde büyük artışlar olduğundan, şikâyetçi borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunduğu- "Borçlunun kıymet takdirine itiraz etmediği ve kıymet takdir tarihinden makul bir süre olan dokuz ay sonra taşınmazın muhammen bedelin üstünde ihale edildiği gözetildiğinde, borçlunun hukuki menfaatinin bulunmadığı, borçlunun olağanüstü koşullar nedeniyle yeniden kıymet takdiri yapılmasını talep etme hakkı varken bu hakkını kullanmayarak ihalenin feshini istemesinin açıkça hakkın kötüye kullanımı olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Somut olayda, ihaleye konu taşınmazın kıymet takdiri işleminin, icra müdürlüğünce 09.06.2016 tarihinde yapıldığı, ihalenin ise 18.10.2018 tarihinde yapıldığı, bu hususunda (birleşen) dava dilekçesinde ileri sürüldüğü, ihale tarihi itibari ile İİK'nun 128/a-2. maddesinde öngörülen iki yıllık sürenin geçtiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince, kıymet takdirinin fiilen yapıldığı tarihten ihale gününe kadar 2 yıllık sürenin geçmiş olması nedeni ile şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, şikayetin reddine ilişkin kararın isabetsiz olduğu-
Doğal afet durumunda kıymet takdiri süresi-
Kıymet takdirine itiraz üzerine mahkemece alınan rapora itiraz edilmemiş olmasının itiraz üzerine verilen kararın ihalenin feshi aşamasında incelenemeyeceği anlamına gelmeyeceği- Mahkemece tespit edilen değerin, ihaleye esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde bu durumun borçlu ve alacaklı aleyhine sonuç yaratacağı ve başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu-
Kıymet takdir raporuna itiraza ilişkin mahkemece alınan bilirkişi raporunda, 'Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne bildirilen üretim miktarlarının' dikkate alınmasının doğru olmadığı, şikayet konusu madenin rezerv değerinin, 'yıllık satış değerinin ve şikayete konu maden ruhsatının kalan süresinin ve ruhsatın uzatılması olasılığının' da dikkate alınarak, şikayetçi borçlu tarafından fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazların, yeniden uzman bilirkişilerden oluşacak bir heyet marifeti ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle anılan maden ruhsatının satışa esas alınan kıymet takdirinin yapıldığı tarih itibariyle tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde, ihalenin feshine, muhammen bedelin altında olması halinde ise ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği- Borçlunun taraf olduğu başkaca takip dosyalarında alınan raporlar değerlendirilmeksizin sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu-