Davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları şirketin anonim şirket olduğu, anonim şirket kurucu ortaklarının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesinde düzenlendiği, kollektif şirket ortaklarının sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 238/2. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı gerekçesiyle taraf ehliyeti (pasif husumet) yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Şirket müdürünün sorumluluğu ve kâr payı alacağı talepli davada; kâr payı talebinin muhatabının şirket olması gerektiği, yönetici sorumluluğu yönünden ise ticari defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda HMK 220/3 ihtarının yapılmamasının eksik inceleme teşkil ettiği-
Davalılara yönetilen isnatlar, davalıların şirketteki görevleri kapsamında şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı olarak 6762 s. TTK m. 342 (6102 s. TTK m. 552) çerçevesinde sorumluluklarına ilişkin olduğundan, davalılar aleyhine açılan davanın niteliği itibariyle mutlak ticari dava olduğu ve bu davanın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği, davalılardan bir kısmı ile şirket arasındaki işçi-işveren ilişkisinin mevcudiyetinin, açılan davanın niteliği ve kanunî dayanağı itibariyle iş mahkemesini görevli hâle getirmeyeceği-
Şirket içi düzenlenen teftiş raporu ile davalıların görev aldıkları şirkette dava dışı kişilere kaynak aktarımı suretiyle şirketi zarara uğrattıklarının tespit edildiği iddiasıyla davalıların dava niteliği itibariyle mutlak ticari dava olduğu- Şirket yönetiminde görev alanlar kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduğu-
Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğu nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir...
Şirket yöneticisi veya mirasçılarına karşı sorumluluk davası açılabilmesi için limited şirket ortaklar kurulu tarafından verilen kararın bulunması gerektiği, sorumluluk davası için ortaklar kurulu kararının özel dava şartı olduğu, dava şartı mevcut olup olmadığının yargılamanın her aşamasında resen araştırılması gerektiği, dava açılırken dava şartının eksik olması nedeniyle davacı tarafa dava şartı eksikliğini tamamlaması için kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde davacı tarafça yönetici kayyım kararının sunulduğu, yönetici kayyım kararının ortaklar kurulu kararı olmadığı, kesin süre içerisinde dava şartı eksikliğinin tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği- Davanın şartlarının tamamlanması için davacı taraf verilen süre içerisinde davacı vekilince .............. tarihli yönetim kayyımı kararı ibraz edildiği, kararın yasada dava şartı olarak düzenlenen yönetici hakkında sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir ortaklar kurulu niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesine dayalı olarak açılmış tasfiye memurunun sorumluluğundan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir...
Uyuşmazlık, yöneticinin sorumluluğu ve tazminat istemine ilişkindir...
Davalıların yanıltıcı açıklamaları nedeniyle yöneticileri olduğu şirket hisselerini satın alan davacının uğradığı maddi zararın tazmini istemi- Davacının hisse senedini almadan önce şirket hakkında bilgileri edindiği ve buna göre yatırım yapmış olduğu, davacı tarafça davalıların Kanundan ve esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal etmelerinden ötürü zarar ettiğinin somut bilgi belgelerle ispatlanamadığı- Şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davanın reddi halinde maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Dairemizin 02.06.2020 tarihli ve 2019/4984 E., 2020/2545 K. sayılı ilamında, davacı tarafın, dava dilekçesinde iddiasını, tahsil kabiliyeti olmayan satışlar nedeniyle girilen zarar, bu zararları kapatmak adına alınan krediler nedeniyle ödenen faizler ve davalılar murisinin şirket malvarlığından yaptığı şahsi harcamalar olmak üzere üç temel unsura dayandırdığının belirtildiği, bozmaya uyularak alınan bilirkişi raporunda, tahsil kabiliyeti olmayan satışlar nedeniyle girilen zararın 2006-2014 dönemi 2.054.632,18 TL olduğu, ancak oluşan zararın doğrudan tahsil kabiliyeti olmayan satışlardan kaynaklandığına ilişkin somut bir veri tespit edilemediği, bu zararları kapatmak adına alınan krediler ve ödenen faizlerin, şirket bilançosundaki ticari alacakların sürekli artış eğiliminde olduğu da dikkate alınarak sadece tahsil kabiliyeti olmayan alacakların finansmanında kullanılmasından dolayı şirketin zarar ettiği iddiasını desteklemeye yeterli olmadığı, davalıların murisinin şirket mal varlığından yaptığı kişisel harcama olabilecek kalemler tutarının 209.283,46 TL olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, bilirkişi raporundaki bu tespitlere göre Mahkemece, iki kalemden dolayı değil sadece davalılar murisinin kişisel harcamalarından dolayı aleyhlerine tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bilirkişi raporundaki kısmi açıklamalara göre karar verilmesinin doğru olmadığı-
