İflâs talebinde bulunabilmesi için vekile "özel yetki" verilmiş olması gerekeceği–
Borçlu tarafından iflâs ödeme emrine itiraz edilmemesi üzerine açılan iflâs davasına müdahale eden alacaklıların ileri sürdüğü muvazaa iddiasının mahkemece yeterince araştırılmadan (takip alacaklısı davacı ile takip borçlusu davalı arasındaki alacak ilişkisinin nedenleri ve alacağın gerçek olup olmadığı ve miktarı hakkında ayrıntılı bilirkişi raporu alınmadan) iflâs kararı verilemeyeceği–
Ticaret siciline kayıtlı olmanın, o kişinin tacir olduğuna karine teşkil edeceği ancak bu karinenin aksinin kanıtlanabileceği -İflâs takibinden kısa bir süre önce ticaret siciline kaydolan ve ortağı bulunduğu şirketin adresini muamele merkezi olarak beyan eden gerçek kişinin "tacir" olarak kabul edilemeyeceği–
Depo emri tebliğine rağmen depo emrinde belirtilen borcunu ödemeyen davalının iflâsına karar verilmesi gerekeceği–
İflâs davasına ait dilekçenin, davalının dosyaya bildirdiği yeni şirket merkezinin bulunduğu adrese tebliği gerekeceği–
Hukukumuzda iflâs yoluyla takibin kural olarak tacirlere hasredilmiş olduğu, borçlunun iflâsa tabi olup olmadığı hususunun, bu yönden bir itiraz olmasa dahi mahkemece doğrudan doğruya araştırılacağı–
"Bedeli teminattır" veya "bedeli rehindir" ibarelerini içeren bononun hamilinin kendi cirantası hariç diğer senet borçlarına karşı senetten doğan bütün haklarını kullanabileceği–
Kambiyo senetlerine özgü iflâs yoluyla takibin itirazsız kesinleşmesi halinde, iflâs talebinin mahkemece İİK. 166/II uyarınca ilan yoluyla alacaklılara duyurulması gerekeceği ("İflâs takibinin kesinleştiğine" ilişkin ilan yapılmadan iflâs kararı verilemeyeceği)–
İflâs takibine konu bonolarda "İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğu"nun belirtilmiş olması halinde, bu yetki sözleşmesi uyarınca, iflâs yoluyla takibin İstanbul icra dairelerinde başlatılabileceği (Bonolardaki yetki kaydının, iflâs takibi bakımından da geçerli olacağı)–