Her iki boşanma davası arasında bağlantı bulunduğundan, davaların birleştirilerek görülmesi gerektiği-
Davalı tarafın süresi dışında sunduğu cevap dilekçesiyle bildirdiği tanıkların mahkemece dinlenerek beyanlarının hükme esas alındığı, ancak bu hususa davacı tarafından istinaf sebebi olarak dayanılmadığı uyuşmazlıkta, istinaf sebebi olarak gösterilmeyen bu durumun Bölge Adliye Mahkemesinde resen dikkate alınmayacağı- İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada; HMK m. 371/1-ç bendinde yazılı "Karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikleri bulunması" şeklindeki hüküm ihlâl edilmişse de bu hususun usule ilişkin nispi bir istinaf sebebi olduğu,  bölge adliye mahkemesinin bu sebepleri kendiliğinden araştıramayacağı-
Nüfus kaydına göre, davacı-karşı davalı erkeğin boşanma kararı verilmesinden sonra, hüküm henüz kesinleşmeden 02.08.2025 tarihinde öldüğü anlaşıldığından, evlilik ölümle sona ermiş, boşanma davası konusuz kalmış olup, bu nedenle konusuz kalan boşanma davaları hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekeceği- 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, ölen eşin mirasçılarının kusur tespiti yönünden davaya devam etme haklarının bulunduğu, bu husus gözetilerek, davacı-karşı davalı erkek mirasçılarının davaya devam edip etmeyecekleri hususu araştırılarak devam etmeleri halinde sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti yönünde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekeceği-
Dosya temyiz incelemesinde iken taraf vekillerinin dosyaya sundukları anlaşmalı boşanma protokolü içeriğinden tarafların boşanma ve fer'îleri, kişisel eşya alacakları ile yargılama giderleri konusunda anlaşmaya vardıkları anlaşıldığından, dosyaya sunulan anlaşmalı boşanma protokolü hükümleri dikkate alınarak ve taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve fer'îleri ile diğer yönlerden karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerektiği-
Erkek tarafından "kadının dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmadığı halde, bildirdiği tanıkların beyanlarının dikkate alınması" açıkça "istinaf sebebi" olarak ileri sürülmediğinden kamu düzenini ilgilendirmeyen bu durumun Bölge Adliye Mahkemesince kendiliğinden değerlendirilmesinin hatalı olduğu-
Boşanma davasında kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, maddî tazminat ve manevî tazminat talepleri, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler-
Evlilik kesinleşmiş boşanma kararı ile sona ermiş olduğundan eldeki karşılıklı boşanma davalarının konusuz kaldığı-
Türk Milletlerarası Özel Hukukunda, yabancı mahkemelerin hukuk davalarına ilişkin olarak verdikleri ve o devletin kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların tenfizi ve tanınmasına ilişkin davalarda; yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve tasdikli tercümesinin; ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile tasdikli tercümesinin eklenmesinin zorunlu olduğu, bu belgelerde eksiklik varsa yargılama sırasında tamamlanmasının mümkün olduğu- Dosyaya ibraz edilen boşanma ilamının tasdikli tercümesinden kararın kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamadığından, boşanma ilamının kesinleşmesine dair şerhin o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile tasdikli tercümesi dosyaya kazandırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğu-
Protokol içeriğinden tarafların boşanma ve fer'îleri konusunda anlaşmaya vardıkları anlaşıldığından, anlaşmalı boşanma protokolü hükümleri dikkate alınarak taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve fer'îleri ile diğer yönlerden karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiği-
Sosyal medya fenomeni bir kişiye beğeni anlamında gönderilen emojinin güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilemeyeceği- Güven sarsıcı davranışlara yönelik vakanın ispatı için sunulan ses kaydı ortam dinlemesi niteliğinde olduğundan hukuka aykırı yolla elde edilen delil olduğu ve bu nedenle hükme esas alınamayacağı- Kadının arama ve sms kayıtları incelendiğinde güven sarsıcı davranışı destekler nitelikte bir kaydın bulunmadığı, dosyaya sunulan yazışmalar incelendiğinde ise kim tarafından yazıldığının ve yazılan numaraların belli olmadığı gibi kadın tarafından da açıkça kabul edilmediği, tanık beyanları ile de kadının güven sarsıcı davranışının ispatlanamadığı- Erkeğin kadına aşırı kıskançlıkla psikolojik baskı uyguladığı, kadınlık gururunu incitici sözler söylediği, "çirkinsin" diyerek beğenmediği ve aşağıladığı, kadının ise erkeğin ailesini istemediği anlaşılmakla, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerektiği-