Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davada, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, yani miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması gerektiği- Davacı tanıklarının beyanlarından "mirasbırakanın gırtlak kanseri olduğu ve davalı ile birlikte yaşadığı, diğer çocukları ile arasında mal kaçırmasını gerektirir bir husumet bulunmadığı" anlaşılmakta olup terekesinde dava konusu taşınmazdaki 1/2 payı ile 1/3 paydaşı olduğu tarla ve arsa vasfında toplam 33 parça taşınmazı daha bulunduğu, mal kaçırma kastı ile hareket etseydi dava konusu taşınmazın tamamını devredebileceği gibi terekesindeki diğer taşınmazları da davalıya temlik edebileceği açık olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, tenkis ve tazminat istekleri- Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davada ispat yükünün kural olarak davacıya yüklendiği- Tüm dosya içeriği ve tanık anlatımları ile birlikte değerlendirildiğinde, mirasbırakanın mirastan mal kaçırma amacıyla temliki gerçekleştirdiği iddiasının sübuta ermediği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Taraflar arasında yerel mahkemede görülen boşanma davasında tanık olarak dinlenen davalının babasının ........... tarihli beyanında; "...oğlum evde uyurken davalı valizini toplamış gitmiş, o günden sonra bir araya gelmediler..davalı bir daha eve dönmedi" beyanında bulunduğu, bu durumda davacının, tanık beyanları ile tespit mahallinde bulunan çeyiz eşyalarını almadığını ispat ettiği, o halde mahkemece; yerel mahkemece mahallinde bulunan çeyiz eşyalarının dava tarihi itibariyle değerinin uzman bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi, bu kısım yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacının talep ettiği tüm çeyiz eşyaları yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kural olarak düğün sırasında takılan ziynet eşyalarının, kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılacağı ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanacağı, bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça ispatlandığı takdirde, kocanın bu eşyaları iadeden kurtulacağı, somut olayda;davacının davaya konu ettiği ziynet eşyalarının davalı tarafından bozdurulduğunu iddia ettiği, davalının ise,banka kasasına koyduğu ziynet eşyalarını son olarak banka kasasından alarak davacıya teslim ettiğini ve davacının kendisinin haberi olmadan müşterek haneden çocuklarını da alarak ayrıldığını ileri sürdüğü, bu durumda ise,artık ispat yükünün davalı tarafa geçtiği ve davalının söz konusu ziynet eşyalarını davacıya teslim ettiğini ispat yükü altında olduğu-
Muvazaanın, kısaca irade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanabileceği- Muvazaanın varlığını iddia eden taraf veya bunların ardılı (halefi) sıfatı ile hareket eden, başka bir anlatımla sözleşmenin yanlarından birine teb'an dava açan kişinin Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince bu iddiasını ispat etmek zorunda olduğu- İptal ve tescil davalarının taşınmazın kayıt maliki aleyhine açılmasının zorunlu olduğu-
Davacı kadının gece yarısı davalı ile yaşadıkları tartışma sonucu evden ayrıldığının açık olduğu, davacı kadının evden ayrılış şekli göz önüne alındığında, davacının yanında günlük kullanımında olan ve o an üzerinde takılı bulunan iki adet bileziğin (bilekliğin) bulunmasının, davacı kadının dava konusu ettiği diğer takıları da yanında götürdüğü anlamına gelmeyeceği, kaldı ki davacının bu iki adet bileziği dava konusu da etmediği, o halde davacının, ziynet eşyalarının davalı yedinde kaldığını iddiasını ispatlamış olduğunun kabulü gerekeceği-
Dosya kapsamından ve yargılamada tanık olarak dinlenen davalının annesinin beyanı ile de sabit olduğu üzere gerdanlığın kiralandığı, bu durum karşısında kiralanmış olsa bile davacıya iadesinin gerektiği, ayrıca davalının cevap dilekçesinde davacının ailesi tarafından takılan bazı takıların kendilerine iade edildiği, geri kalan altın vs. düğün hediyelerinin de düğün için yapılan borçların kapatılması için taraflarca anlaşılarak harcandığı yönündeki beyanı gözönüne alınmak suretiyle mahkemece, düğünde takıldığı sabit olan gerdanlık ve 2 adet burma bilezik yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dosya kapsamında toplanan delillerden; dava konusu mehir senedindeki ev eşyalarının davacı kadına teslim ediliği ve davacı ile davalının yaşadığı müşterek konuta yerleştirildiği, davalı kayınpederin sorumluluğunun bu eşyaları davacıya teslim etmekle birlikte sona erdiği, davacının bu eşyaların müşterek konuttan, davalı koca ve davalı kayınpeder tarafından birlikte alınıp götürdüğü yönündeki iddiasını ispat edemediği; buna göre ev eşyalarının davalı koca ile birlikte davalı kayınpederin de yedinde bulunduğu hususunun kabul edilemeyeceği, o halde mahkemece, dava konusu ev eşyalarından davalı kayınpederin sorumlu tutulamayacağı göz önüne alınarak, bu davalı bakımından ev eşyaları bedeli isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmaz dışında mirasbırakan adına kayıtlı başka taşınmazların da bulunduğu, davacı tanığı beyanlarının muvazaa iddiasını kanıtlar nitelikte olmadığı- Davacı yönünden temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğunun ispatlanamadığı-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davada  ispat yükünün kural olarak davacıya yüklendiği- Davalı tarafça dosyaya sunulan davalı ...  tarafından mirasbırakanın bankası hesabına yatırılan 20.000 TL bedelli, açıklamasında “... Gayrimenkul satışı ile ilgili teslimat” yazan ve 70.000 TL bedelli dekontlar, davalı .. tarafından davalı ...ın banka hesabına “ipotek borcuna mahsuben” yatırıldığı anlaşılan paralara ilişkin banka dekontları, dava konusu taşınmazın satışı konusunda davalının gazete ve internette verdiği ilanlar ile mirasbırakanın dava dışı çocuklarının mirasbırakanın davalıya yaptığı temlikin "mal kaçırma amaçlı olmadığı" ve "satış parasını da çocukları arasında paylaştırdığına" ilişkin beyanları birlikte değerlendirildiğinde mirasbırakanın mirastan mal kaçırma kastıyla hareket etmediği ve işlemin gerçek satış olduğu-