Şikayet eden 3. kişi şirketin, "tebligat adresinde hiç oturmadığı veya faaliyet göstermediğini" şikayet dilekçesinde beyan ettiği, usulsüz olduğu iddia edilen İİK 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğine ilişkin iade tebliğ evrakında, ''muhatap adresten taşınmış/tanınmıyor'' şerhi ile tebligatın iade edildiği, tebligat zarfında, "taşınmış" kısmının kare benzeri çerçeveye alındığı, istinaf incelemesi sırasında, PTT'den istenen nüshada ise, tam tersi olarak, aynı tebligat zarfının taşınmış/tanınmıyor ibaresinde, "tanınmıyor" kısmının kare benzeri çerçeveye alındığı, tebliğ memurunun hangi koşula göre yapmış ise diğerinin üzerini çizmek suretiyle iradesini tebliğ mazbatasına yansıtması gerektiği, oysa çelişki arz eden tebliğ evraklarında dikdörtgen içerisine almak suretiyle tebliğ işlemi iade şeklinde tamamlandığı, bu hali ile iade tebliğinin usulsüz olduğu ve bu iade tebliğ evrakına bağlı olarak Tebligat Kanunun 35/4. maddesine göre yapılan tebligatlarında usulüne uygun olmadığı- İade tebligatın icra dosyasına giren örneğinde beyanı alınan komşu ismi ... olarak yazılı olduğu, istinaf incelemesi sırasında, PTT'den istenen nüshada ise, beyanı alınan komşu ismi olarak ... ismi yazılı olduğu, bu yönü ile de tebligatın usulsüz olduğu- "Şikayetçi 3. kişi şirketin ticaret sicilinde yer alan adresine çıkarılan İİK 89/1. haciz ihbarnamesinin 'muhatap adresten taşınmış olup....sözlü beyanı ile tespit edilmiş olup şahıs imzadan imtina etmiştir. Adres işyeri olduğundan muhtar kaydı bulunmamaktadır. Evrak çıkış merciine iade ...' şerhi ile iade edildiği, daha sonra aynı adrese TK'nın 35. maddesi uyarınca İİK 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği, en son 89/3 haciz ihbarnamesinin 2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacının tebliğlerin usulsüz olduğunu, bundan '...2025 tarihinde haberdar olduklarını' ileri sürerek '89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin bu tarih olarak düzeltilmesini ve diğer iki ihbarnamenin de iptalini' talep ettiği, iade gelen ilk ihbarname tebligatının şirketin taşındığından bahisle iade edildiği, bu durumun gerek mazbata üzerindeki tebliğ memurunun çerçeve ile işaretlediği kısım ve gerekse de Bölge Adliye Mahkemesince yazılan müzekkereye istinaden PTT müdürlüğü tarafından verilen yazı ile açıkça belirtildiği, yine iade gelen 89/1 haciz ihbarnamesinde beyanı alınan kimsenin ismine yer verildiği ve bu kimsenin imzadan imtina ettiğinin de yazılı olduğu gibi şikayetçi 3. kişinin maddi vâkıa olarak "şerhin gerçeği yansıtmadığını" da iddia etmediği, bir başka deyişle şikayetçi adreste faaliyet gösterdiği halde taşındığından bahisle iade edildiğini ileri sürmediği, aksine şikayet dilekçesinde; '...Müvekkilim şirket tebliğ yapılan adreste çalışma yapmamış şirketi bu adreste kurmuş ve bir faaliyeti olmamıştır. Bu nedenle zaten daha önce bu adreste faaliyet gösteriyormuş da taşınmış şeklinde bir durum söz konusu olmadığından 'taşınmıştır' şeklinde bir beyanın yada şerhin kabulü de mümkün değildir...' şeklinde beyanda bulunduğu ve şirketin kuruluşundan bu yana tebligat adresinde hiç faaliyet göstermediğini açıkça ifade ettiği, belirtilen nedenlerle; şikayetçinin ticaret sicilindeki adresine çıkarılan ilk tebligatın 'taşınmıştır' şerhi ile iade edilmesinden sonra aynı adrese TK'nın 35. madde uyarınca yapılan İİK 89/1, 2 ve 3 haciz ihbarnamelerinin tebliğ işlemlerinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
Şikayetçi borçlu şirkete gönderilen satış ilanının tebliğ tarihi itibariyle yetkilisi olmayan kişiye tebliğ edildiği görüldüğünden tebliğ işleminin usulsüz olduğu- Borçluya (varsa vekiline) satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu-
Borçlu şirketin dava dilekçesindeki iddia sadece .".... isimli kişinin şirketle alakası olmadığından usule aykırılığa dair" olmayıp, "Tebligat Kanunu 12. maddeden bahisle usulsüzlüğü şikayetini" de içermekte olup, tebligatın bu madde kapsamında incelenerek karar verilmesi ve usule uygun olmayan tebligatın usulsüzlüğünün tespiti ile tebligat tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği-
Alacaklı şirkete muhtıra tebligatı “gösterilen adreste muhatap iş takibinde olduğundan daimi çalışan ehil yetkili olduğunu beyan eden .............. imzasına tebliğ edilmiştir” şerhiyle tebliğ edilmişse de, alacaklının tebligatı alan şahsın şirket çalışanı olmadığını ileri sürdüğü ve buna dair bir araştırma yapılmadığı gibi tebliği alan kişinin şirketin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş kişi olup olmadığı araştırılmaksızın doğrudan daimi çalışanına yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu-
Borçlunun haber verilen ve beyanı alınan .... isminde birini tanımadığını beyan etmesi karşısında, hiç bir araştırma yapılmadan tebligatın usulsüzlüğüne karar verilmesinin doğru olmadığı, gerektiğinde kolluk araştırması yapılmak suretiyle haber verilen ve beyanı alınan şahsın kim olduğunun tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Borçlu tüzel kişinin sanal ofis olarak kullandığı adreste yapılan tebligatın tüzel kişilere uygulanacak tebligat usulüne ilişkin hükümler çerçevesinde incelemesi gerektiği- Borçlu şirket ile üçüncü kişi arasında imzalanan “Tebligat Adresi Sözleşmesi”nin tebligat mevzuatı karşısında sonuç doğurmayacağı-
Şikayete konu satış ilanı tebligat mazbatasında çalışan ibaresinin yer almasının ve şirket yetkilisinin iki isminin yazılı olmamasının tebligatın şirketin yetkilisine yapıldığı sonucunu değiştirmeyeceği, şikayetçi borçlu tarafından da tebligatı alan kişinin yetkili olmadığının iddia edilmediği- Yapılan tebligat TK'nın 12. ve 13. maddelerine uygun olmakla ihalenin feshini gerektirir bir sebep bulunmadığı- Anayasa'nın 13.maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10' u oranında belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesi gerektiği-
İhalenin feshini isteyen şikâyetçinin satış ilanı tebligatının usulsüz olduğunu "ayrıca" ve "açıkça" ileri sürmediği sürece, kamu düzeninden olmayan bu hususun re'sen fesih nedeni olarak incelenemeyeceği- Şikâyetçi borçlu vekilinin ihalenin feshi isteminde "satış ilanının müvekkiline usulsüz tebliğ edildiği" ileri sürmesi ve icra mahkemesince "borçluya satış ilanının usulsüz tebliğ edildiği" gerekçesiyle ihalenin feshine karar verilmesinden sonra, kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince "satış ilanı tebliğinin usulüne uygun olduğu" gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüyle "şikâyetin reddine" karar verilmiş olup bu kez karar borçlu vekilince temyiz edildiğinde, borçlu vekili temyiz dilekçesinde "müvekkiline yapılan satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğunu" ayrıca ve açıkça ileri sürülmediğinden, bu hususun Özel Daire tarafından re'sen dikkate alınarak bozma konusu yapılmasının hatalı olduğu-
Borçlu şirkete gönderilen ödeme emri tebliğ evrakı; " tebligat yetkilinin iş takibine gittiğini ve birlikte çalıştığını beyan eden daimi işçisi ............." imzasına tebliğ edildiği ancak tebligatı alan kişinin şirket yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş kişi olup olmadığı, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin ilgili hükmünde ifade olunan şekilde araştırılmaksızın, doğrudan daimi çalışana yapıldığından anılan tebliğ işleminin usule aykırı olduğu, o halde mahkemece, ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği şikayeti kabul edilerek davacı borçlu vekilinin sair itirazları incelenip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Şikayetçinin ticaret sicil kaydına göre Ankaraspor A.Ş. olan ünvanının 18.08.2014 tarihinde 1299 O.lıspor A.Ş. olarak değiştirildiği, her iki şirketin aynı şirket olduğu, şikayetçi adına çıkartılan 89/1 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin Ankara Spor Kulubü adına "şirket yetkilisi iş nedeniyle adres dışında olduğunu ve muhatabın daimi çalışanı olduğunu beyan eden............... imzasına tebliğ edildi" açıklamasıyla, 89/2 haciz ihbanamesinin de "şirket yetkilisi iş nedeniyle adres dışında olduğunu ve muhatabın daimi çalışanı olduğunu beyan eden ................ imzasına tebliğ edildi" açıklamasıyla tebliğ edildiği görülmekte olup, şikayetçi adına kendisine tebligat yapılan şahısların, görev itibariyle şirket temsilcisinden sonra gelen bir kimse olup olmadığının tebliğ evrakında tesbit edilmediğinin, bu durumda şikayetçi şirket adına yapılan haciz ihbarnamesi tebligatlarının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12 ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerine aykırı olduğunun görüldüğü, o halde İlk Derece Mahkemesince, TK'nın 32. maddesi uyarınca 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre düzeltilmesine, usulüne uygun olarak 89/1 haciz ihbarnamesi çıkarılmadan 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri çıkarılamayacağından veya çıkarılmış olsa bile hükümsüz sayılacaklarından, İİK’nın 89. madde prosedürü usule uygun şekilde tamamlanmadan yapılan işlemlerin ve 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
