İİK’nun 45. maddesinin kamu düzeni ile ilgili olduğu, bu nedenle, «alacağı rehinle teminat altına alınmış olan alacaklının önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapması gerektiğine»ne deyinen şikâyetin süreye bağlı olmadığı -İİK. mad. 45 hükmünün kamu düzeni ile ilgili olduğu, bu nedenle rehinle teminat altına alınmış bir alacağın haciz yolu ile takip edilmesi halinde, takibin «süresiz şikâyet» yol ile iptali gerekeceği)–
İİK. 45’e dayalı olarak «ipoteğe rağmen genel haciz yoluyla yapılan takibin iptali» istemiyle yapılan şikayet hakkınca, icra mahkemesince taraflar duruşmaya gelmemiş dahi olsalar karar verilmesi gerekeceği, «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilemeyeceği–
Gerek İİKnun 45. maddesindeki gerekse İİK.’nun 257/I. Maddesindeki düzenlemelerin ‘borçlu’ ile ilgili düzenlemeler olduğu, ‘kefiller’ ile ilgili olmadığı; bu nedenle alacaklılar tarafından önce rehine başvurmadan sözleşmenin müşterek ve müteselsil borçlu ve kefilleri hakkında- BK’nun 487. maddesi uyarınca- ihtiyati haciz kararı istenebileceği–
Rehinle güvence altına alınmış alacaklarda, kefiller hakkında, haciz yoluna başvurulabileceği- «Müşterek borçlu» ve «müteselsil kefil»ler hakkında, İİK. mad. 45 hükmünün uygulanamayacağı–
Rehinle temin edilmiş bir alacak için «tahsilde (infazda) tekerrüre meydan vermemek kaydıyla» dahi olsa, borçlu hakkında ne «genel» ve ne de «kambiyo senetlerine mahsus» haciz yoluyla takip yapılamayacağı–
Takip konusu alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının belirgin olması halinde, «rehinle karşılanamayan alacak kısmı için» alacaklının «asıl borçlu» ve «kefilleri» hakkında, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla «genel haciz» veya «kambiyo senetlerine mahsus haciz» yoluyla takip yapılabileceği–
İpotekle teminat altına alınmış olan alacağı için İİK. mad. 45'e aykırı olarak genel haciz yoluyla takip yaparak borçlusunun mallarını haciz ettiren alacaklının bu işlemine karşı, itiraz ve şikayette bulunmayarak sessiz kalan borçlunun, daha sonra alacaklı hakkında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmasının MK'nun 2. maddesine aykırı bir davranış olacağı ve borçlunun bu kusurlu davranışının alacaklının hatalı eylemi ile borçlunun uğradığı zarar arasındaki illiyet bağını kesmiş olacağı–