Şikayet dilekçesinde de yer almadığı halde satışı yapılan taşınmaz hissesi için alacaklının daha önce açmış bulunduğu tasarrufun iptali davası sonucunda verilen kararın ihale tarihinden önce Yargıtay tarafından bozulduğu hususunun fesih sebebi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu-
İİK. mad. 283/2 gereğince bedele dönüşen tasarrufun iptali davasında ilamın aynı icra takip dosyası üzerinden infazının istenmesinin mümkün olduğu- Bu ilam doğrultusunda şikayetçi (üçüncü kişi) borçluya (ilk) takip dosyasından icra emri tebliğ edilmesi gerektiği- Tasarrufun iptali hükmüne dayalı olarak ayrı bir icra takibi başlatılması halinde, "üçüncü kişinin, asıl icra takibinin borçlusu olmadığından tasarrufun iptali davasına dayalı olarak ayrı takip başlatılmasında usule aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle "şikayetin reddine" karar verilemeyeceği, icra mahkemesince, üçüncü kişinin "şikayetinin kabulü" ile (ikinci) takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
TBK 19'a dayalı dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali davasında, davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek bulunmadığı ve davanın alacağın tahsiline yönelik bulunduğu gözetilerek iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekeceği- Aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılan davalı borçlunun dava konusu 36 adet taşınmazını diğer davalıya sattığı anlaşıldığından, davacıların eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilerek, tazminat davasının sonucunun bekletici mesele yapılması ve sonuca göre yapılan satış işlemleri bakımından TBK'nun 19. maddesindeki muvazaa olgusunun araştırılması gerektiği-
Dava konusu taşınmaz şufa davası ile diğer davalılar adına hükmen tescil edilmiş olup, yapılan tescil işlemi mahkeme kararı ile olduğundan, hükmen tescilin iptaline karar verilemeyeceği, bu halde davanın üçüncü kişi yönünden bedele dönüşeceği-
Limited şirketin tasfiye edilmesi veya tahsil imkanı kalmadığı ilişkin belge alındıktan sonra ortaklar hakkında takibe geçilmesi gerektiği (-4369 s. K. mad. 21 ile değişik- 6183 s. K. mad. 35)- Vergi borcu bulunan şirketin ortağı olan davalı hakkında 6183 s. K. mad. 35 uyarınca bir takip yapılıp yapılmadığı ve takibin kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamadığından, mahkemece, davalı borçlu ortak hakkında şirket borcundan dolayı takip yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi, eğer davanın kabulüne karar verilmesi gerekirse, davacı kamu idaresinin iptal edilen tasarrufun yapıldığı tarihteki kamu alacağı tespit edilerek bu miktar ile sınırlı olarak tasarrufun iptali veya bedele hükmedilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasında, davacı davalı üçüncü kişi hakkındaki davasını bedele dönüştürmemiş ondan tazminat talebi olmadığını belirtmiş ve temyiz aşamasında da bu talebini yenilemiş olduğundan ve davalı dördüncü kişinin kötü niyetini ispatlanamadığından, davasını bedele dönüştürmeyen davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, "üçüncü kişi aleyhine tazminata hükmedilmesinin" usul ve yasaya aykırı olduğu- Tazminata hükmedilmesi halinde, üçüncü kişinin sorumlu olduğu miktarın, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeri olacağı, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri esas alınarak bu bedele üzerinden tazminata karar verilmesinin de isabetsiz olduğu-
Tasarrufun iptali ilamı gereğince üçüncü kişinin sorumluluğu icra takibine konu asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olduğu- İlamda faiz konusunda bir hüküm bulunmasa bile icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerekmeyen ilamda hüküm altına alınan alacağa karar tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğinden, üçüncü kişinin sorumluluğunun asıl alacak ve ferileri ile tasarrufun iptali ilamının karar tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen yasal faiz ile sınırlı olduğu- Mahkemece, TBK. mad. 100 uyarınca; takipte kesinleşen miktar üzerinden hesap tarihine kadar yapılan ödemeler de dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılması ve borçlu ile üçüncü kişi yönünden ayrı ayrı bakiye dosya borcunun hesaplanması ve bakiye dosya borcu belirlenmesi gerektiği-
Davalı dördüncü kişinin iyiniyetli olduğundan ve İİK. mad. 283 gereğince dava bedel dönüştüğünden, anılan davalının taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki taşınmazın gerçek değeri nisbetinde takip konusu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere tazminatla sorumlu tutulması gerekirken ihale bedeli kadar tazminata karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Davanın bedele dönüşmesi halinde hükmedilen bedele faiz yürütülmesinin mümkün olmadığı-
Bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayan hakimin hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumlu olduğu (HMK. mad. 33)- Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre, davanın niteliği itibarıyla TBK'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali davası olması halinde, davanın alacağın tahsiline yönelik bulunduğu gözetilerek iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekeceği- Muvazaa nedeniyle (TBK. mad. 19) açılan iptal davalarında zamanaşımının söz konusu olmayacağı ve İİK. mad. 277 vd. uyarınca açılan iptal davalarında aranılan aciz belgesinin muvazaaya dayanan iptal davalarında aranmayacağı- Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça "muvazaa hukuksal nedenine" dayandığından ve hak düşürücü süre eldeki davada uygulanmayacağından, davanın TBK. mad. 19 gereğince değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerektiği, bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktarın, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeri olduğu- Dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip üçüncü şahsın tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerektiği, bu durumda mahkemece davalı 3. şahısın elden çıkardığı tarihteki değerinin belirlenerek tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği-