Davalı 3. kişiye kredi kullandıran 6. kişi konumundaki bankanın ipotek borcu ödenmediği için taşınmazı borcun bir yıl içerisinde ödenmesi halinde geri verilme şartıyla devraldığı uyuşmazlıkta, bankanın İİK 280/1 maddesi kapsamında kötüniyetinin ispatlanamadığı, bu durumda dava konusu taşınmaz yönünden davacının takip konusu dört takip dosyasındaki alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak İİK 283/2 maddesi gereğince tazminattan davalılar 3. ve 4. kişinin sorumlu olacağı- 5.ve 6.kişi konumundaki davalılar yönünden bedel farkı ve mutad ödeme aracı olmama olgusunun iptal nedeni olmadığı-
Dava konusu taşınmazın davalı üçüncü kişi tarafından davalı ......’in murisine gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satıldığı, ancak tapusunu vermediği için açılan ferağa icbar davasını kazandığı adına tesciline karar verildiği, bu nedenle de davalı ....... hakkındaki dava yönünden davanın esastan reddine karar verildiği anlaşılmışsa da; belirtilen taşınmaz ile ilgili davada davanın İİK’nın 283/2 maddesi gereğince bedele dönüştüğü düşünülmeden, infaz kabiliyeti olmayacak şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davalı borçlunun Komutanlık nezdindeki hakedişinin ödemesinin muvazaalı olarak üçüncü kişiye temlik edildiği iddiasıyla açılan (İİK 277 vd.) iptal davasında, davacıya, iptal edilen dava konusu alacağın temliki işlemi nedeni ile Komutanlık nezdinde davalı borçlunun hakedişlerinden davalı üçüncü kişiye ödenen miktarın tam olarak ne kadar olduğunun Komutanlık'tan belgeleriyle birlikte sorularak tespiti ile bu miktarın davacı bankanın icra takibine konusu alacak ve fer'ilerini geçmemek üzere davalı üçüncü kişiden tahsili ile davacıya verilmesine, alacağın temliki işlemi nedeniyle dava dışı Komutanlık tarafından davalı üçüncü kişiye henüz ödenmeyen miktar varsa bu miktar üzerinde davacıya icra takibine konu alacağını geçmemek üzere haciz yetkisi verilmesine karar verilmesi gerektiği-
İzale-i şuyu dosyasında iki ihale arasındaki fark nedeni ile borçlu olan davalının alacağın ödenmediği, davalı borçlunun adına kayıtlı taşınmazlarını akrabası davalıya devrettiğinden bu tasarrufun izale-i şuyu dosyasındaki borç ile sınırlı olmak üzere iptaline ve davacı alacaklıya bu dosya borcu için satış isteme hususunda yetki verilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Davalı borçlunun iş yerinin devredilmesine göre söz konusu tasarrufun; İİK’nın 280/son maddesi gereğince, ticari işletme devri mahiyetinde olup olmadığı tartışılmaksızın ve davalı 3. kişi ile davalı borçlunun faaliyet alanı aynı olan asansör işinde olduğu hususu dikkate alınmaksızın mahkemece yazılı olduğu şekilde hüküm tesisinin isabetli olmadığı- Mahkemece davacı alacaklı tarafından, gayrimenkulün devredildiği 4. kişi ve 5. kişi konumundaki kişilerin kötü niyetli olduğunun ileri sürülmesi halinde adı geçenlerin davaya dahil edilip edilmeyeceği hususunda seçimlik hakkının hatırlatılması, davaya dahil ettiği takdirde 4. kişiye ve 5. kişiye tebligat yapılarak davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, aksi halde üçüncü kişi yönünden davanın tazminata dönüştüğü kabul edilerek tarafların iddia ve savunmaları dinlenip, delilleri toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
İİK’nın 283/II maddesine göre dava konusu mal ve hak, lehine tasarruf yapılmış olan 3. kişinin elinde ise iptal davasının konusu o mal veya hak üzerinde cebri icraya devam edilmesi, lehine tasarruf yapılan kişi o mal veya hakkı elinden çıkarmış ise o zaman 3.kişinin o mal veya hakkın değeri oranında tazminata mahkum edilmesi gerekeceği, 3. kişinin mal veya hakkı dava sırasında elinden çıkarması veya elin çıkardığının dava sırasında öğrenilmesi halinde davanın ıslahına gerek olmadan davacı alacaklı davaya bedel davası olarak devam edilmesini isteyebileceği veya devralan 4. kişiyi davaya dahil ederek davaya devam edebileceği-
Davalı 3. kişinin cevap dilekçesindeki ifadeleri ile tanıkların beyanlarından; dava konusu teknenin borçluya ait olduğunun, onun tarafından yaptırıldığının, davalı üçüncü kişinin ise onun taşeronu olduğu ancak davalı üçüncü kişinin teknenin işçilik alacaklarına karşılık olarak kendi adına tescil edildiğini iddia ettiğinin anlaşıldığı, o halde mahkemece davalı 3. kişinin ifadesinde geçen tekne faturalarında ismi geçen şahıs da dinlenerek, dava konusu teknenin kendisi tarafından nasıl ve hangi aşamaya kadar yapıldığı, sonrasında davalı 3. kişinin bu tekne yapımı için gereken işçilik ücretinin ne olduğu ve malzemenin nasıl temin edildiği gibi hususlarda beyan, belgeler alınarak gerekirse bu belgelere göre konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile 3. kişinin bu tekne için işçilik bedeline göre teknenin tamamını adına tescilinin yerinde olup olmadığı araştırılarak, oluşacak sonuca göre , borçlunun kendisine ait olan teknenin mal kaçırma amacı ile üçüncü kişi adına tescil edilip edilmediği değerlendirilerek, değerlendirmenin bu yönde olması halinde diğer davalıların borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığı, kötüniyetli olup olmadıkları, İİK'nun 283/2.maddesi gereğince davanın bedele dönüştürüp dönüştürmeyeceği tartışılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
İcra İflas Kanunu'nun 277. ve devamı maddelerine dayalı açılan tasarrufun iptali davalarında, alacağın tamamının ya da bir kısmının tahsiline olanak bırakmamak amacıyla borçlu tarafından yapılan tek taraflı hukuksal işlemlerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kimselerle yapılan bütün hukuksal işlemlerin hükümsüzlüğünü sağlamak ve bu yol ile alacağı tahsilinin amaçlandığını, iddianın sabit olması halinde davacı, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde eder, tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği- İptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte Kanundan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmadığı gibi tarafların tacir olmasının da görev hususunun belirlenmesine de doğrudan bir etkisi bulunmadığı- Tasarrufun iptali davaları mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik bulunduğundan asliye hukuk mahkemelerinin görevine girdiği-
Dava konusu gayrimenkulün davalı borçlu tarafından düşük bedelle davalı üçüncü kişiye ondan da davalı dördüncü kişiye devredildiği anlaşılmasına rağmen, hüküm kısmında sadece davalı üçüncü kişi yönünden karar verilip, birleşen davanın davalısı dördüncü kişi yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin yazılı biçimde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre tebliğ edilmek istenildiği anlaşılan tebliğ mazbatasının incelenmesinde, tebliğ memurunca, anılan mevzuat gereği, ödeme emrinin muhatap borçlunun adreste bulunup bulunmadığı ve muhatap yerine tebliğ yapılan şahsın tebellüğe ehil olduğu tespit ve tevsik edilmeksizin doğrudan aynı konutta muhatapla birlikte sakin ikamet eden açıklaması ile babası olduğunu beyan eden...’ya tebliğ edildiğinin görüldüğü, bu durumda yapılan tebligatın usulsüz olduğu- Tasarrufun iptali davalarında, hüküm kesinleşmeden de alacaklının ilamlı icra yoluna başvurabileceği, karara karşı kanun yoluna başvurulmuş olmasının kural olarak ilâmın icrasını durdurmayacağı, ayrıca ilamlı takibe konu edilen icra emrinin tebliğ edilmesinin gerekçeli kararın tebliğinin usulsüz olduğunu da bertaraf etmeyeceği, o halde mahkemece, davalı ...’ye yapılan gerekçeli kararın tebliğ işleminin usulsüz olduğu gözetilerek, borçlunun usule aykırı tebliği öğrenme tarihi olarak beyan ettiği tarihin gerekçeli kararın tebliğ tarihi olarak kabul edilerek buna göre süresinde yapılan itirazlarının esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-