İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak esas hakkında yeniden karar veren Bölge Adliye Mahkemesince, HMK'nın 26. ve 297/2. maddeleri gereğince davacının mal rejiminin tasfiyesine konu ettiği bağımsız bölüm ve taşınmazlara ilişkin her bir talebi hakkında ayrı ayrı olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması gerektiği- Artık değere katılma alacağı miktarının hesabında, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerlerinin esas alınacağı, tasfiye tarihinin karar tarihi olduğu ve önceki kararın bozulmasıyla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası verilecek yeni karar tarihine en yakın tarihteki sürüm değerlerinin belirlenmesi gerektiği-
Somut olayda, tasfiye konusu eklenecek değer kabul edilen 1977 ada 5 parsel 10 nolu bağımsız bölüm ve 2692 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tasfiyede esas alınacak değeri belirlenirken, yukarıda izah edilen ilkeye aykırı şekilde, taşınmazların taraflar arasındaki muvazaaya dayalı dava dosyasındaki hükmedilen alacak miktarı dikkate alınarak değer artış payı ve katılma alacağının belirlenmiş olmasının doğru olmadığı, o halde, Mahkemece, tasfiye konusu taşınmazların tasfiye (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitireceğinden bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki) tarihi itibariyle sürüm (rayiç) değerleri belirlendikten sonra, değer artış payı ve katılma alacağı hesaplanarak ve talep miktarı da gözetilerek karar verilmesi gerekeceği-
Davalının askerde olduğu dönemde davalının abisi adına alınan plakayı, davalı askerden geldikten sonra beraber çalıştırdıkları, daha sonra plakanın davalıya devredildiği uyuşmazlıkta, ticari plakanın davalı ve abisine ait olup davalı tarafından abisinden devralınan kısmın, abisine düşen yarı payı bulunduğu, bu yarı payın kişisel malı niteliğinde olduğunun ispat yükünün davalıda olduğu, abiden alınan bu kısmın kişisel mal niteliğinde olduğu somut delillerle ispatlanamadığından, ticari plakanın karar tarihine en yakın tarihteki değerinin yarısının davacının edinilmiş malı kabul edilerek, bu kısım üzerinde davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerektiği- "Bilirkişi tarafından belirlenecek değere göre artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla" ... şimdilik bir dava değeri gösterilmek suretiyle açılan katılma alacağına ilişkin davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu- Mahkemece, davanın kısmi dava ve talep açıklama dilekçesinin de ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu- Mahkemece, (plaka yönünden verilen) bozma ilamına uyulduğuna göre, katılma alacağı talebinin niteliği gereği hukuki sebebi aynı olan tek alacak davası olması nedeniyle bozma ile bir önceki karar ortadan kalktığından, bozma sonrası verilecek yeni karar ile alacak miktarları ve kabul-ret oranları değişeceğinden, infazda tereddüt oluşmaması ve temyiz edilmeyerek bozma kapsamı dışında kalması yolu ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak oluştuğu da gözetilerek bozma kapsamı dışında kalan tasfiye konusu diğer mallar (taşınmaz ve araç) yönünden de yeniden hüküm kurulması gerektiği-
Anlaşmalı boşanma dosyasına sunulan protokol gereğince tarafların; davaya konu taşınmazın davalıya, aracın davacıya devredileceği hususunda anlaştıkları, davacının taşınmazdan kaynaklı katkı payı ve değer artış payı alacağının reddine karar vermek gerektiği-
Tasfiyeye konu taşınmazın mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerektiği- Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirlerin mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edileceği- Mahkemece taşınmaz ve aracın devir tarihi ile tarafların ayrı yaşamaya başladıkları tarih ve boşanma dava tarihi göz önünde bulundurulduğunda taşınmaz ve aracın eklenecek değer olarak kabul edilerek tasfiyede dikkate alınması gerektiği-
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerlerinin esas alınacağı-
Davalı erkeğin dükkanın işletmesini evlilik birliği içinde devraldığı, taraflar arasındaki darp olayından sonra, boşanma dava tarihinden önce davalı erkeğin kız kardeşine dükkanın işletmesini devrettiği anlaşıldığından, mahkemece dükkanın işletmesinin devir tarihi ile taraflar arasındaki darp olayının tarihi ve önceki boşanma dava tarihi göz önünde bulundurulduğunda TMK 229. maddesi gereğince dükkanın devir parasının eklenecek değer kabul edilerek tasfiyede dikkate alınması gerekeceği-
Ücret alacağının hakedildiği dönemin evlilik birliği içinde olduğu anlaşıldığından, mahkemece çalışma karşılığı elde edilen edinimlerin (TMK mad. 229/1 inci bent) edinilmiş mal olduğu göz önünde bulundurularak, mahkeme kararıyla kesinleşen ücret alacağından kadının katılma alacağı olduğu kabul edilerek artık değere katılma alacağına hükmedilmesi gerekeceği-
Mal rejiminin sona erdiği tarihte banka hesabında para olduğu anlaşıldığından, mahkemece, mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan para yönünden artık değere katılma alacağına hükmedilmesi gerekeceği-
Mahkemece, dava konusu meskenin devir tarihindeki durumu (nitelik ve özellikleri) dikkate alınarak tasfiye tarihi itibariyle (bozma ile günceliğini yitireceğinden verilecek karar tarihine en yakın tarih itibariyle) sürüm (rayiç) değerinin belirlenerek, buna göre artık değere katılma alacağı hesaplanması gerekirken, taşınmazın devir tarihindeki değeri esas alınarak artık değere katılma alacağı hesaplanmasının doğru olmadığı-
