Trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada, davalının haksız fiil sorumlusu olup herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın kaza tarihinde yükümlü olduğu tüm borçlar yönünden temerrüde düşeceği; zarar görenin, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak temerrüt tarihinden itibaren faiz isteme hakkına sahip olduğu-
Hukuk mahkemesinin ceza mahkemesince belirlenen kusur oranları ile bağlı olmadığı; ceza yargılaması sonucunda belirlenen maddi olgunun hukuk mahkemesi için de bağlayıcı olduğu- Ceza mahkemesince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğundan bu kararın maddi olgu yönünden bağlayıcı kabul edilemeyeceği- Mahkemece araçta meydana gelen hasar bedelinin, aracın onarımının ekonomik olup olmadığının, marka ve model yılına göre aracın piyasa değerinin belirlenmesi için konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasına neden olan olayda davalının tali oranında kusurlu olduğunu başvuru dilekçesinde açıkça belirttiğinden davacının kusur oranı yönünden talebini sınırlandırmış olduğu, davalının bu oranı aşan kusur oranı yönünden zımni feragatta bulunduğunun kabulü gerektiği-
Dava dilekçesinde talep edilen cenaze ve defin giderinin bir miktarı kabul edilmiş olup bu taleple ilgili olarak reddedilen miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ne göre davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Bilirkişi raporunda aracın onarımının ekonomik olmadığı aracın pertinin uygun bulunduğu belirtilmiş olup, mahkemece sovtajın kimde kalacağı konusunda davacının açık beyanı alınarak, sovtajı istememesi halinde trafikten çekme (veya hurda) belgesi de istenerek şimdiki gibi hasarlı aracın üzerindeki takyidatlardan ari (temiz) olarak davacı tarafından davalı sigortacıya teslimi kaydı ile yapılan kısmi ödeme düşülerek belirlenen tazminatın davacıya ödenmesine şeklinde karar verilmesi, aksi takdirde bilirkişi tarafından belirlenen bedelden sovtaj bedeli ve yapılan kısmi ödeme düşülerek tazminata hükmedilmesi gerektiği- Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca, sigortacı hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını tesbit edip sigortalıya bildirmek zorunda olup, davacının sigorta şirketine müracaat ettiği tarihten 15 gün sonra davalı yönünden temerrüt oluşacağından faiz başlangıç tarihinin buna göre belirlenmesi gerektiği-
Mahkeme tarafından, kaza tespit tutanağının doğru olmadığı kabul edilmiş ise de; bu tutanak, resmi kolluk görevlileri tarafından düzenlenen, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan bir belge olup, tutanağın aksinin ispatı her zaman mümkün olmakla birlikte, tutanak içeriğinde yanlış tespitler bulunduğunun düşünüldüğü durumlarda, tutanak mümzilerinin dinlenilmesinde büyük fayda olduğundan tutanak mümzileri dinlenilmeden, tutanak içeriğinin doğru olmadığının kabulünün yerinde olmadığı- Kusur tespiti bakımından alınan raporların kaza tespit tutanağı ile kendi aralarında çelişkili olduğu açık olduğundan çelişki giderilmeden karar verilmesinin eksik inceleme mahiyetinde olduğu-
Sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar, işletenin kusuru oranında tazmin edeceği- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının desteği olan yayanın kazanın oluşmasında %100 oranında kusurlu olduğu belirtildiğinden, davalı hakkında açılan maddi tazminat istemli davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Kazaya karışan sigortalı aracın sürücüsünün kazanın oluşmasında kusuru bulunmadığından maddi tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Dava dilekçesinde hangi davacı için ne kadar maddi tazminat talep edildiği açık olmadığından HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi doğrultusunda dava dilekçesinde hangi davacı için ne kadar tazminat talep edildiğinin ayrı ayrı açıklattırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Hükme esas alınan hesap bilirkişi raporu davalı vekiline tebliğ edilmediğinden savunma hakkı kısıtlanmış olan davalı vekiline hesap bilirkişi raporunun usulünce tebliğ edilip, ortaya koyacağı delillerin toplanıp savunması çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Davacılar vekilinin vekaletnemede de yetkisi bulunduğu üzere feragat ettiği davalı yönünden davanın kabulü hükmü verilmesinin doğru olmadığı-
Trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin davada, hüküm fıkrasında; hangi davalıdan olduğu belirtilmeksizin, “...6.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine...” şeklinde tereddüte mahal verecek bir karar verilmesi, yine kısa kararda tazminatın “...davalılardan müteselsilen tahsiline...” denilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
