Temyize konu manevi tazminata ilişkin karar 01.01.2016 tarihinden sonra verildiğinden kabul edilen 1.000,00 TL' nin maddi tazminat yönünden kesin nitelikte olduğu; kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kazaya karışan aracın pert olduğu, davacının yeni bir araç alması için makul sürenin 33 gün olup piyasa araştırmalarına göre kaza tarihi itibariyle 33 günlük paket kiralama günlüğünün 60,00 TL+KDV olduğu belirtilerek toplam 33 günlük araç mahrumiyet bedelinin tespit olunduğu rapora dayalı olarak hüküm kurulmuşsa da davacının aynı model ve yaşta aynı özellikleri taşıyan yeni bir aracı alması için geçecek makul sürenin fazla olduğu- Davacı vekilinin 21 günlük talepte bulunmasına rağmen mahkemece talep aşılarak 33 günlük yeni araç temini için araç mahrumiyet süresine dayanılarak hesaplama yapılmasının HMK. mad.26' ya aykırıl teşkil edeceği-
Davacının kendi rızasıyla davalıya verdiği ilave teminat mektupları ve tesis ettiği ipotekten kaynaklanan komisyon ve harç giderleri davacının faaliyet gideri olup zarar olarak değerlendirilemeyeceği; zarar olarak değerlendirilse bile davalının davacıya karşı dava açmış olmasının "haksız fiil" olarak değerlendirilemeyeceği- Bir davacının iddiasını ispatlayamadığı için davasının reddedilmiş olmasının, onun esasında haksız ve kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği-
Mahkemenin benimsediği kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan ATK raporu ile çelişkili olduğundan mahkemece, Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek bilirkişi heyetinden, tüm dosya kapsamı incelenmek ve kusur belirlemeleri arasındaki çelişkiyi gideren, ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm dolayısıyla açılan tazminat davasında, davacı eş için 20.000,00 TL, davacı çocukların her biri için 7.000,00 TL manevi tazminatın düşük olduğu-
Trafik kazasıyla gerçekleşen ölüm nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkin davada, her bir davacı için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın bir miktar düşük olduğu-
2015 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/1. maddesine göre; kabul edilen miktarın %12'si oranında davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Seyir halindeyken yol üzerinde bulunan mazgalın kaldırması ile aracın takla atmasından kaynaklanan maddi tazminat davasında taraflardan birinin Belediye Başkanlığı olduğu da göz önünde bulundurularak, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nünverdiği karar uyarınca davanın çözümünde Adli Yargının görevli olduğu-
Asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği- Davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu ibraname ve sulh sözleşmesinde feragatın sadece asıl davada geçici ve kalıcı maluliyet tazminatı talepleri için söz konusu olduğu, bakıcı gideri talebinin ibranamenin kapsamı dışında olduğu anlaşıldığından, mahkemece ibranamenin içeriği değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği-
Kira sözleşmesinde kazaya neden olan araç 36 aylığına kiralanmış olup bu sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü halinde işleten sıfatının kiracıya geçtiğinin de kabulü gerektiği- Mahkemece, aracın ruhsatından davalı tarafın araç kiralama işi ile uğraştığının anlaşılabildiği hususu da gözetilerek, uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı kiralama şirketinin işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları detaylı bir şekilde araştırılarak ve tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davalı sigorta şirketine kazanın ihbar edildiği tarihten itibaren temerrüde düştüğünün kabul edilmesi gerektiğinden kaza tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulmasının doğru olmadığı; bu bozma sebebinin ise yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte olmadığı, kararın düzeltilerek onanması gerektiği-