Trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı tazminat istemine ilişkin davada "ıslah talebinin zamanaşımına uğradığı" ile ilgili defi yönünde olumlu ya da olumsuz karar verilmeksizin hüküm tesisinin hatalı olduğu-
Mahkemece, davacı hakkında yayınlanan haberin gerçeği yansıtmadığı, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle Türk Medeni Kanunu’nun 24. ve 25. maddeleri gereğince davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği- 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41. maddesine göre (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi) “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırı olduğu-Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunmasının gerekli olduğu- Somut olayda davacı, dava konusu haberler nedeniyle işten ayrıldığı ve başka iş bulma imkanı kalmadığı iddiası ile ayrıca maddi tazminat isteminde bulunmuş ve mahkemece de takdiren 3.000 TL maddi tazminata hükmedildiği ancak dosya kapsamında salt dava konusu haberler nedeniyle davacının işsiz kaldığı, başkaca iş bulamadığı hususu ispatlanamadığından dava konusu haberler ile davacının işinden ayrılması arasında uygun illiyet bağından söz edilemeyeceği; şu durumda mahkemece 'davacının ispatlanamayan maddi tazminat isteminin reddine' karar verilmesi gerekeceği-
HMK’dan önce açılan "kısmi davanın" ıslah suretiyle "belirsiz alacak" davasına dönüşmeyeceği- Belirsiz alacak davasında alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı süresi kesilmekteyken, kısmi davada talep edilmeyen kısım için zamanaşımı süresi işlemeye devam edeceği- Belirsiz alacak davasında davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı def'inin sadece ilk talebi değil, bedel artırım talebini de kapsayacağı ve süresinde zamanaşımı def'inde bulunmaması halinde, arttırılan bedel için sonradan zamanaşımı def'inde bulunulamayacağı- Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan ceza kanunu uyarınca 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi uygulanacağından ve bu süre de talep arıttım dilekçesinden önce dolmuş olduğundan, mahkemece ıslahla artırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemi-
Haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemi-
Trafik kazalarında araç mahrumiyeti nedeniyle zarar belirlenirken aracın hasar durumuna göre onarımı için gereken makul sürenin belirlenmesi ve belirlenen bu süre üzerinden zarar hesabının yapılması gerekeceği- Bu hesaplama ise çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir husus olup mahkemece bilirkişi görüşüne başvurulması gerekeceği- Mahkemece alınan 04/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacının aracının onarımı için gereken makul süre 20 iş günü olarak belirlendiği- Davacıdan kaynaklanan sebeplerle aracın geç onarıma verilmesi, servis yoğunluğu nedeniyle onarımda geçen süre, aracın kiralayana geç teslim edilmesi vb. hususların davalıya yüklenemeyeceği-
Trafik kazası nedeniyle tazminat-
Davalının yaralama eylemi, "bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazası" niteliğinde bulunmamakta; diğer davalının aracının işletilme kavramından bağımsız ve silah olarak kullandığı kasıtlı bir eylem vasfını taşımakta olup, 2918 sayılı Kanun kapsamına girmediğinden davalının 2918 sayılı Yasa'nın 3. ve 85. maddeleri hükümleri anlamında, işleten sıfatı ile sorumlu tutulma imkanının bulunmadığı, kaldı ki davalının, dava konusu haksız eyleme dahil olduğu ve diğer davalı ile işbirliği içinde hareket ettiği de iddia ve ispat olunmadığına göre hükmedilen tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulamayacağı; şu durumda, mahkemece işbirliği içinde hareket ettiği ispat olunmayan davalı hakkındaki davanın tümden reddinin gerektiği-
Somut olay değerlendirildiğinde; davalı İçişleri Bakanlığı aracın işleteni Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğüne izafeten davalı konumunda olup, davalı sürücü ... yönetimindeki aracın davacının aracına çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiği- Davalı sürücünün fiilinin haksız fiil faili konumunda olması sebebiyle KTK’nın 106 ve 110. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı olduğu- Dava dilekçesinde hizmet kusuru nedenine dayanılmadığı gibi, somut olay bakımından da hizmet kusurunu gerektiren bir durum bulunmadığı- Aracın işleteninin, tehlike sorumluluğu ilkelerine göre karşı araçta oluşan zarardan sorumlu olduğu- Araç sürücüsü de haksız fiil hükümlerine göre kusuru oranında zarardan sorumlu olacağından, mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davacıya uygulanan ilacın, doktor yerine hemşire tarafından yapılmasının tıbben uygun olup olmadığının, hemşire tarafından yapılan ilaç sonrası doktorun ne kadar süre geçtikten sonra müdahalede bulunduğunun, yani, davacının ne kadar süre ile solunumun durduğunun, arada geçen süre varsa bu sürenin davacıda gelişen işitme kaybına neden olup olmadığı, anılan ilacın doktor tarafından yapılması ve yine doktor tarafından anında müdahale edilmesi durumunda sonucun değişip değişmeyeceği, ilacın serviste mi veya ameliyathanede mi yapıldığı, yapılan yerin olaya erken müdahale yönünden sonucu değiştirip değiştirmeyeceği, beynin oksijensiz kalması ile gerçekleşen işitme kaybı arasında illiyet bağı olup olmadığının ve davalı hastanede işitme kaybına yönelik tedavi uygulanıp uygulanmadığı hususlarının değerlendirilerek, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hatalarının bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı ve özellikle davacıların itirazlarını karşılayacak, denetimine elverişli bir raporla hasıl olacak sonuca uygun bir kararın verilmesi gerektiği-
