Senet üzerinde bulunan “24.01.2018 tarihli protokole istinaden düzenlenmiştir.” ibaresi, tek başına senetlerin teminat senedi olduğu iddiasını ispata yeterli değil ise de bu ibare, 24.01.2018 tarihli protokolle birlikte değerlendirildiğinde; protokol içeriğindeki taraflar, miktar ve vade tarihi takibe konu bono ile aynı olup, bahse konu bononun taraflar arasındaki ilişkinin teminatı olarak verildiğinin, ilgili maddelerde belirtildiği şekilde kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadini içermediğinin anlaşıldığı, ayrıca senet metninden anlaşılan mutlak def’i mahiyetindeki iddiaların senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebileceği, o halde mahkemece, İİK'nın 170/a-2 maddesine göre takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Takip konusu senetlerden ........... tanzim, ............. vade tarihli icraya konu senette tanzim yeri bulunmadığının görüldüğü, Bölge Adliye Mahkemesinin, istinaf edenin sıfatı dolayısıyla keşide yeri olmadığının göz ardı edileceği gerekçesi ile hüküm kurulmuş ise de; İİK 170/a-2 gereği re'sen incelenmesi gerekeceğinden hükmün yerinde olmadığı, bu durumda, takip dayanağı senette tanzim yeri bulunmadığından, mahkemece bu senede münhasır olarak İİK'nın 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Davacı-borçlu tarafından 28.04.2013 tarihli sözleşme uyarınca takibe dayanak senedin teminat senedi olduğu ileri sürülmüşse de Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına dayanak 28.04.2014 tarihli, "bu bir sözleşmedir" başlıklı belgenin sol üst kısmındaki tarih tahrifatlı olup, 2014 yılında düzenlendiği anlaşılan bu belgedeki takibe dayanak bonoya ilişkin vade tarihi ve miktarının tahrifatlı olduğu, bu nedenle belirtilen belgeye itibar edilemeyeceği, ayrıca 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve 2001/112-496 sayılı yerleşik içtihatlar gereğince iş bu sözleşmede senedin düzenleme tarihi açıkça belirtilmediğinden davacı-borçlunun teminat iddiasını İİK'nın 169/a-1 maddesinde belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispatlayamadığının anlaşıldığı, bu nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Bedel hanesinde rakamla "272.000", yazı ile "İKİYÜZONİKİ (İŞARET) TL" yazılı bonoya dayalı olarak 2010 yılı itibariyle icra takibine girişildiği, menfi tespit davasının yaklaşık altı yıl sonra açıldığı uyuşmazlıkta, TTK. hükümleri uyarınca, "senedin yazı ile yazılı bulunan miktar için geçerli sayılması" gerekse de, hayatın olağan akışı ilkesi gereğince, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamı ve haciz işlemlerinin geldiği aşama dikkate alındığında 212,00 TL için bono düzenlenmesinin mümkün görülmediği ve aksinin kabulünün aşırı şekilcilik olup ağır hak kaybına neden olacağı-
Düzenlenme yerinin belirtilmediği düzenleyenin adının yanındaki adreste de il ve ilçe bilgilerinin yer almadığı senedin bu haliyle kambiyo vasfında olmadığından takibin iptal edileceği ancak tazminata hükmedilemeyeceği-
Senette düzenlenme yerinin yazılı olması gerektiği- Senetin düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı- Senette tanzim yeri olarak idari birim adının (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılmasının zorunlu ve yeterli olduğu- Senette kısaltılmış olarak yazılan keşide yerinin kabul edilebilmesi için bunun belirgin ve duraksamaya mahal bırakmayacak bir yeri göstermesinin gerekli olduğu- Somut olayda, takibe dayanak bonoda "Ç.Köy/T.Dağ" olarak belirtilen tanzim yerinin belirgin bir idari birimi belirtmediğinden takibin iptali karar verilmesi gerektiği-
Borçlu tarafından yapılan yetki itirazında yetkili icra dairesinin doğru gösterilmemesi sebebiyle İlk Derece Mahkemesinin yetki itirazının reddi kararının yerinde olduğu, her iki takipte borcun sebebinin farklı olması nedeniyle mükerrer takip iddiasının yerinde olmadığı, teminat iddiasının da ispatlanamadığı, senette ödeme gününün yazılmamış olmasının tek başına teminat senedi iddiasını ispata yeterli olmadığından bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu belirtildikten sonra, borçlu aleyhine hükmedilen tazminatın takip çıkışı üzerinden verilmesinin hatalı olduğu- Yetkiye ve borca itirazın reddi ile takibin durdurulması nedeniyle borçlu aleyhine takip konusu asıl alacak üzerinden %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Takibe konu bononun, TTK'nın 776. maddesinde sayılan unsurları içermekte olduğu, senet üzerinde herhangi bir kazıntı veya silinti olmadığı, borçlunun iddiasının, senet üzerindeki "TL" ibaresinin çizilip, USD ve Amerikan Doları yazıldığına ilişkin olduğu, takibe konu senette yazılan rakamın veya borcun türünün silinmesinin söz konusu olmadığı, senet doldurulurken matbu olarak gösterilen Türk Lirası kelimesinin çizilip USD, Amerikan Doları olarak yazıldığı, senet metninde yazı ile olan kısımda matbu olan Türk Lirası ibaresi çizilmeden Amerikan doları yazılmış ise de bu durumun rakamla yazılan kısımla çelişkili olmadığı, yazıyla yazılan kısımda matbu Türk Lirası ibaresi silinmeden Amerikan Doları yazılmasının senet üzerindeki diğer kayıtlar dikkate alındığında borçlanmanın Türk Lirasıyla yapıldığını göstermeyeceği, aksi kabulün aşırı şekilcilik olacağı, senet matbu olduğundan matbu kayıtlarda yapılan değişikliğin tahrifat olarak kabul edilemeyeceği, icra mahkemesi kararlarının takip hukuku bakımından kesin hükme bağlanması nedeniyle bu kararlar kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden savcılık soruşturmasının bekletici mesele yapılmasına olanak bulunmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu-
Düzenleyenin imzasını içermeyen senedin kambiyo senedi vasfına haiz olmadığı bu nedenle takibin iptal edileceği-
Bononun teminat senedi olduğunun ileri sürülmesi şahsi def'i niteliğinde olduğundan, bu hususun avalist tarafından ileri sürülmesinin mümkün olmadığı-