Kira alacağından doğan takibe dayalı itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkin davada görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi değil asliye ticaret mahkemesi olduğu-
İflas davalarında tahkim şartının uygulanamayacağına ilişkin kuralın, alacağın tesbiti aşamasına ilişkin olmayıp, iflas kararı verilmesi konusundaki devlet egemenliği ilkesi açısından hüküm ifade edeceği, davacı İngiltere Mahkemelerinden veya Londra Tahkim Mahkemesinden aldığı bir karar olmaksızın, doğrudan sözleşmeye dayalı olarak iflas yolu ile takibe girişmiş; davalı da gerek takibe itirazında ve gerek davaya cevabında bu yönü ileri sürmüş olduğundan, davacının alacaklı, davalının ise borçlu olup olmadığının tesbitinin, aksine bir hüküm yoksa iflasa bakan yer mahkemesince inceleneceği, ancak taraflar arasındaki sözleşmede bu belirleme İngiltere hukukuna ve İngiltere Mahkemelerine veya Londra Tahkim Mahkemesi’ne bırakılmış olduğundan, davacının öncelikle anılan yargı yerlerinde alacağının varlığını ispatlayacak bir karar alması ve bununla Türkiye’de borçlu aleyhine iflas yolu ile takip yapması ve iflas davası açması gerekirken; taraflar arasındaki hukuk ve yetkili yargı yeri seçimini ortadan kaldıracak ve özellikle alacağın başka bir yer hukukuna tâbi kılınması sonucunu doğuracak şekilde doğrudan iflas takibi yapması ve bunu dayanak göstererek iflas davası açmasının isabetsiz olduğu-
HUMK’nın 193. maddesine göre, görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilmesi üzerine, davacının, temyiz süresinin sona erdiği veya Yargıtay'ın onama kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren 10 günlük hak düşürücü süre içerisinde kararı veren mahkemeye ya da görevli veya yetkili mahkemeye dilekçe ile başvurması veya karşı tarafa yeniden çağrı kağıdı tebliğ ettirmesi gerekeceği, bu yasal gerekliliğin yerine getirilmemesi durumunda mahkemece davanın açılmamış sayılmasına re'sen karar verileceği-
İflasın ertelenmesi talebi konusunda borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinin yetkili olduğuna dair olan kuralın kamu düzenine ilişkin olduğu, iflası istenen kişinin ticaret siciline kayıtlı olduğu yerin, muamele merkezi yönünden karine teşkil ederse de, ticaret sicilinde kayıtlı yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğu kanıtlanırsa, iflas davasının nu yer ticaret mahkemesinde açılması gerekeceği-
İflas davasında davalının borçlu olup olmadığı maddi hukuk kurallarına göre esastan incelenerek tespit edileceği; depo emrine esas alacağın hukuken mevcut olup olmadığı, borcun doğumuna sebep olan hukuki ilişkiye ya da olayın esasına uygulanacak hukuka göre belirleneceği
Taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi uyarınca başlatılan iflas yoluyla yapılan takibe itirazın iptali ve davalının iflasına karar verilmesi istemine ilişkin davada; distribütörlük sözleşmede “...17. maddedeki hiç bir hüküm bu anlaşma çerçevesinde herhangi bir yükümlülüğün diğer tarafça ihlal edilmesinin telafisi olanaksız zarar veya fikri mülkiyet haklarının tecavüz edilmesiyle sonuçlanması halinde yetkili bir mahkemede derhal çözüm aranmasını engellemeyeceği” ibaresinin yer alması karşısında ve İİK. mad 154/son uyarınca iflas davalarında Türk mahkemeleri kesin yetkili olduğundan, iflas davasının yetkili mahkemede açıldığının kabulü gerekeceği, ancak distribütörlük sözleşmesinin 17/1. maddesinde de bu anlaşmanın İngiltere ve Galler Kanunlarına tabi olduğu açıkça kararlaştırıldığından ve 2675 s. MÖHUH mad. 24 gereğice, sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri kanuna tabi olduğundan, Türkiye'de yetkili mahkemede açılan davada depo emrine esas olacak gerçek borç miktarının belirlenmesi gerektiği, bu itibarla mahkemece tarafların ileri sürdükleri tüm delil ve belgeler toplanıp, sözleşmenin 17/1. maddesi gözönünde bulundurularak bu hususta uzman bilirkişi heyetinden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davacının almak istediği jantlar ile davalının, Avukatlık Ortaklığına kestiği fatura içeriğinde gösterilen ve davacıya teslim edilmek istenen jantların aynı olduğunu davalının ispatlaması gerektiği gözetilerek, davalıya ispat olanağı sağlanıp, bu husustaki delilleri toplandıktan sonra bir karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece davalının iflasına karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli incelemeye dayanmadığı- Davacı yanın dayandığı deliller arasında davalının ticari defterleri de bulunmasına rağmen ve mahkemece bilirkişiye gerek görülmesi halinde taraflara ait yasal defterleri ve diğer ilgili evrak ve belgeyi bulundukları yerde inceleyebilmeleri yönünde yetki verilmesine rağmen bilirkişi, davalıya çıkartılan muhtıradan sonra defterlerin sunulmamış olmasına değinmekle yetinilmesinin hatalı olduğu-
Alacaklıdan alacağını belirten bir ilam veya belge olup olmadığı sorulmalı, varsa bunlara göre deliller toplanıp dava sonuçlandırmalı, yoksa, alacaklıya taraflar arasındaki sözleşme uyarınca İngiltere Mahkemelerinden alacağını belirtir ilam alması için süre verilmeli, dava açılması halinde bu dava sonucu beklenmeli, yahut iflas davasının basit yargılama usulüne tabi ve ivedi sonuçlanması gereken davalardan olduğu gözönünde bulundurularak davacı tarafça bu aşamada alacağının varlığını ispata yarar bir ilam veya belge sunulmadığından şartları oluşmayan iflas davasının reddine karar verme seçeneklerinin hangisinin dosya kapsamına ve somut olayın özelliklerine uygun düştüğü yerinde tartışılıp değerlendirilmeden eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
"İcra dosyasında yapılan ödeme emri tebliğ işlemlerinin usulüne uygun olmadığından yapılan itirazların süresinde olduğu, icra müdürlüğünün yetkisine hem icra dosyasında hem de davada itiraz edildiği, takip tarihi itibariyle davalı şirketin muamele merkezinin Ankara olması sebebiyle Bakırköy İcra Müdürlüğü’nde yapılan iflas takibinin yetkili icra müdürlüğünde yapılmadığı" gerekçesiyle iflas davasının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-