Baba ile her hafta sonu kişisel ilişki kurulmasının, annenin her hafta sonu eve bağlılığı ve hafta sonları çocuklarıyla ilgilenememesi sonucunu doğuracağı, daha uygun kişisel ilişki kurulması gerekeceği–
Velayeti kendine verilen çocukları için iştirak nafakası istemeyen davacıya, talep dışına çıkılarak iştirak nafakasına hükmedilemeyeceği–
Kişisel ilişki kurulurken analık, babalık duygularından önce çocukların yararının dikkate alınmasının gerekeceği–
Davalı annenin yanında kalan küçüğün, alıştığı ortamdan uzaklaştırılmamasının ve velayetin anneye verilmesinin onun menfaatine olacağı–
Velayetin kullanılması, kendine verilmeyen eşin, çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararlarının esas tutulacağı–
Nafaka alacağının her gün doğacağı ve işlemeye başlayacağı, ancak hakimin kararı ile istenebilir hale geleceği–
Velayet düzenlenirken analık, babalık duygularından önce küçüklerin bedeni ve fikri gelişimlerinin dikkate alınmasının gerekeceği–
Müşterek çocuk M. O.’un Şubat 2002 tarihinde baba yanına geldiği ve o tarihten itibaren ve halen babasının yanında bulunduğunun anlaşılması durumunda, çocuk lehine Şubat 2002 tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmolunmasının doğru olmayacağı–
Küçük ile anne arasında her hafta sonu kişisel ilişki kurulması doğru olmadığı gibi, yatılı olarak kişisel ilişki kurulmasının da amaca aykırı olacağı–
Velayet konusundaki düşüncesini -Türk Medeni Kanununun 183. maddesi ve 348. maddesi koşulları da oluşmamış oldukça- velayet hakkının annesinde bulunması yönünde açıklamış olan çocuğun velayetinin anneye verilmesi gerekeceği–
