Borçlunun tespit edilen adresine tebligatın gönderilmesi gerekirken belirlenen adresin üzerinin karalanması suretiyle tebligat evrakının tahrif edilmesi ve ticaret sicilindeki adrese TK.nun 35.maddesine göre tebligat yapılmasının usulsüz olduğu-
Tebligat muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine gönderiliyorsa bu hususun tebliğ evrakı üzerine yazılması gerekeceği-
Usulsüz yapılan tebliğ mutlaka batıl olmayıp, muhatap tarafından öğrenildiği tarihte geçerli olacağından muhatabın tebliği öğrendiğini beyan etmesi ve tebliğden yeni haberdar olduğunu bildirerek bu işlemin usulsüzlüğünü şikayet etmesi gerekeceği-
Somut olayda, muhatabın çarşıya gittiğini beyan eden komşunun tebliğ tutanağında imzasının bulunmadığının görüldüğü, tebligatın bu hali ile usulsüz olduğunun kabulünün gerekeceği, bu durumda uyuşmazlığın İİK.nun 65. maddesinde yer alan gecikmiş itiraz kurallarına göre değil, 7201 sayılı kanunun 32. maddesine göre çözümlenmesinin gerekeceği-
İİK.nun 127.maddesine göre satış ilanının borçluya çıkarılması zorunlu olup, bu işlemin yapılmamış olmasının başlı başına ihalenin feshi nedeni olacağı-
Borçlu, öğrenme tarihi bildirmemişse en geç icra mahkemesine başvuru tarihinin tebliğ tarihi olarak belirlenmesinin gerekeceği-
Tebligatın usulsüz olması halinde tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine ilişkin karar verme yetkisinin icra mahkemesi’ne ait olup bu konuda icra müdürlüğünün bir yetkisinin bulunmadığı-
Tebligat usulsüz olsa dahi muhatabın tebliğden haberdar olması halinde tebligat geçerli sayılacağından, muhatabın beyan ettiği tarihin “tebliğ tarihi” olarak kabul edileceği- Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihinin gerçeğe aykırılığı iddia ve isbat edilemediğine göre öğrenme tarihden itibaren 7 günlük sürede yapılan başvurunun incelenmesi gerektiği-
Tebligat adresi Lara Hastanesi olmasına rağmen, tebligat sırasında konut kabul edilerek muhatabın işte olması sebebiyle Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine göre tebliğ yapılmasının usulsüz olduğu-
6 aylık “itirazın kaldırılmasını isteme süresi” nin hak düşürücü süre niteliğinde olduğu, bu sürenin, borçlunun itirazının alacaklıya (vekiline) tebliği ile başlayacağı, öğrenme ile anılan sürenin işlemeye başlamayacağı-
