İlk Derece Mahkemesinin Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılan ilk kararına karşı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulmaması borçlu lehine usuli müktesep hak oluşturmayacağı gibi alacaklının istinafa cevap dilekçesinde ödeme emri tebligatının öğrenme tarihinin 05/04/2019 olarak benimsenmesinin de şikayetin 16/04/2019 tarihinde yapılması karşısında 7 günlük yasal sürede yapıldığının kabulü anlamına gelmeyeceği, bu durumda, öğrenme tarihi kabul edilen, bilirkişi raporunun tebliğ tarihi olan 05/04/2019 tarihine göre, 16/04/2019 tarihinde yapılan ödeme emri usulsüz tebligat şikayetinin İİK'nun 16/l. maddesi gereğince öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük sürede yapılmadığının anlaşıldığı- Borçlu tarafından her ne kadar şikayet dilekçesinde hacizlerin kaldırılması talep edilse de istinaf dilekçesinde açıkça talep edilmediği halde Bölge Adliye Mahkemesince talep aşılarak hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesinin yerinde olmadığı-
Şikayet konusu somut olayda takip borçlusunun usulsüz tebligattan haberinin olmadığına dair beyan ve iddiası olmadığı gibi, şikayetçinin de borçlunun ödeme emri tebligatlarından haberdar olmadığına dair iddia ve ispatı bulunmadığına göre Tebligat Kanunu’nun 32. maddesindeki karine gereğince tebliğ tarihinde borçlunun tebligattan haberdar olduğu kabul edilerek sıra cetvelinin buna göre yapıldığı anlaşıldığından şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı elektronik tebligat yolu ile davalı idare vekili Avukata tebliğ edilmiş ise de, Özel Dairenin geri çevirme kararı sonrası idare tarafından dosyaya sunulan evraktan, adı geçen avukatın önceden geçerli olmak üzere istifa ettiği, ayrıca dosyada bulunan umumi vekâletnamede Avukatın ismi vekil olarak yer almasına rağmen, yine davalı idareye ait sonraki vekâletnamede adı geçen avukatın vekil olarak isminin yer almadığı- Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının tebliğ edildiği tarihte davalı idare vekili olmayan adı geçen avukata yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun yasal süre içinde yapıldığı-
Borçlunun ödeme emrini Uyapta açmış olduğu tarih itibariyle takipten haberdar olduğunun kabulü gerektiği ve bu durumda ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna yönelik şikayetin süresinde olup olmadığının bu tarihe göre değerlendirileceği-
Elektronik tebligat yapılması gereken kişilere fiziki olarak tebligat yapılması zorunlu olduğundan posta yolu ile yapılan tebligatın yok hükmünde olduğu, bu nedenle muhatabın öğrenme tarihini belirtmesine gerek olmadığı, belirtse dahi bu belirtmenin hukuki sonuç doğurmayacağı-
Şikâyetçi borçluya kıymet takdir raporu ve satış ilanı tebliğinin usulsüz olması durumunda, borçlunun satışa esas alınan kıymet takdirinden, satış ilanı tebliği ile de haberdar olmayacağı-  Usulsüz tebligatlar nedeniyle kıymet takdirine itiraz hakkını kullanamayan borçlunun icra müdürlüğünün yaptırmış olduğu kıymet takdirinin usulsüz olduğundan bahisle ihalenin feshini talep edebileceği- Fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazların, konusunda uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılmak suretiyle incelenerek taşınmazın tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği- İhale bedeli, muhammen bedelin üzerinde olsa da satışa esas muhammen bedelin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının incelenmesi gerektiği ve bu aşamada ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediği ve borçlunun hukuki yararının bulunmadığının söylenemeyeceği- Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun fesih nedeni olarak ileri sürdüğü kıymet takdirine ilişkin itirazı konusunda keşif ve bilirkişi incelemesiyle taşınmazın değerinin tespit edilerek bir karar verilmesi gerektiği- "İhalenin feshi incelemesinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı, satışa hazırlık aşamasındaki usulsüzlükler nedeniyle ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği" şeklindeki BAM direnme kararının isabetli bulunmadığı-
Dosyaya alacaklı tarafından bildirilen ............... tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen haricen tahsil beyanı var ise de borçlunun böyle bir ödeme yapmadığını ileri sürmesi karşısında, bu ödeme beyanı ile borçlunun usulsüz ödeme emri tebligatını TK'nın 32. maddesi uyarınca öğrendiğinden söz edilemeyeceği, bu durumda, İlk Derece Mahkemesince, usulsüz tebligat şikayetinin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken şikayetin yasal 7 günlük süre aşımından reddine karar verilmesinin ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
UYAP evrak kütüğünden borçlu vekilinin satış ilanını okuduğundan bahisle vekilin ilandan haberdar olduğu ve bu öğrenme tarihinin tebellüğ tarihi olarak kabulü mümkün olmayıp; borçlu vekiline satış ilanının tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebliğ edilmesinin ihalenin feshi sebebi olduğunun gözetilmesi gerekeceği-
Borçluya ödeme emri 17.03.2022 tarihinde Tebligat Kanunu' nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, mahkeme yapılan incelemede tebligatın usulsüz olduğunun tespit edildiği, borçlunun usulsüz tebliği 29.03.2022 tarihinde öğrendiğini beyan ettiği görüldüğünden, mahkemece, borçlunun ödeme emri tebliğinden haberdar olduğu 29.03.2022 tarihinden itibaren yedi günlük süreden sonra 06.04.2022 tarihinde icra mahkemesine yaptığı usulsüz tebligat şikayetinin, İİK'nın 16/1. maddesi kapsamında yedi günlük hak düşürücü sürede yapılmaması nedeniyle reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Borçlunun bilinen en son adresine usulüne uygun tebligat çıkarılması zorunlu olup, ödeme emrinin, icra dosyasında alacaklının takip dayanağı olarak eklediği protokolde yazılı olan ( ve aynı zamanda borçlunun eski mernis adresi olan) ve borçlu yönünden bilinen son adres olarak kabulü gereken adresi yerine sokak numarasının hatalı olarak tebliğe çıkarıldığı görülmekle, bu durumda Tebligat Kanunu’nun öngördüğü usullerde tebligat yapılmadığından, aynı kanunun 10. maddesi gereğince bilinen son adrese tebligat çıkarılması kuralının yerine getirildiğinden söz edilemeyeceği- Borçlunun bilinen son adresinden farklı bir adrese ödeme emri tebligatı gönderilmiş olduğu anlaşılmakla, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihi esas alınarak düzeltilmesine karar verilmei gerektiği-