Ticari tellallık niteliğindeki sözleşme uyarınca danışmanlık ücreti ve danışmanlık ücretinin ödenmemesi halinde cezai şart ödenmesi kabul edilmiş olup, kararlaştırılan cezai şart, TBK. mad. 179/1'deki seçimlik cezai şart olduğundan ve bu tür cezai şartın kararlaştırılması halinde, taraflarca aksi öngörülmemişse, alacaklının, ya borcun ifasını ya da kararlaştırılan cezanın ödenmesini isteyebileceğinden, sözleşmede aksi kararlaştırılmadığından, davacı tarafça sözleşme bedeli yani ifa da istenmekle, artık TBK. mad. 179/1 uyarınca cezai şartın istenmesinin mümkün bulunmadığı- Davalı, Afganistan'da yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle sözleşmeyi imzalamaya gelemeyeceklerini bildirmişse de; davalının tacir olması nedeniyle, basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu (TTK. mad. 18) ve davacı ile danışmanlık konusunda sözleşme tanzim edildiği tarihte de Afganistan'daki olaylar tüm kamuoyunca bilinebilir durumda olduğundan, davalı yönünden sonradan ortaya çıkmış veya öğrenilen bir durumun söz konusu olmadığı, yani davalının bu mazeretinin geçerli sayılmayacağı-
İmalat karşılığı iş sahibi kooperatife ait bir villanın ortaklık hakkının yükleniciye verilmesinin kararlaştırıldığı sözleşmede yer alan seçimlik cezanın, davacının ifa istemesi halinde istenemeyeceğinden, cezai şart isteminin reddi gerekeceği (BK. mad. 158/1; TBK. mad. 179/1)-  Dava tarihinde sözleşmede kararlaştırılan Alman Markı para biriminin yürürlükte bulunmadığı anlaşıldığından, sözleşmede kararlaştırılan bedelin Euro karşılığının belirlenerek 3095 s. K. mad. 4/a uyarınca belirlenen faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerekeceği-
Sözleşmede kararlaştırılan tazminatın süresiz uygulanamayacağı, maktu tazminatın tarafları bağlayacağı süre sözleşmedeki teslim süresinin, gecikilen sürenin uzunluğu, öngörülen tazminat miktarı, geçen süre içinde gerçekleşen enflasyon, fiyat artışları, döviz fiyatları ve faiz oranlarındaki artış ve eksilişler ve rayiçlere göre istenebilecek miktar ile maktu tazminatın ödenmeye devam edilmesi halinde arsa sahibinin elde edeceği miktarlar da gözönünde tutulmak suretiyle bu hususta bilirkişi görüşünden de yararlanılarak, sözleşmedeki miktarın en az 1 yıl süreyle mutlak bağlayıcı olacağı ve maktuen belirlenen miktar ile rayiçlere göre saptanacak miktar arasında en az bir misli fark bulunması gerektiği de dikkate alınarak hakkaniyete uygun biçimde hakim tarafından takdir edilmesi gerekeceği, hakim tarafından belirlenen makul süreden sonraki gecikme tazminatı miktarının da; taşınmazın mevkii, konumu, ülkenin ve inşaatın yapıldığı yerin sosyo ekonomik koşulları da gözönünde tutulmak suretiyle ve sözleşmede kararlaştırılmış gecikme tazminatı yokmuş gibi gecikme tazminatının en az mahalli piyasa rayiçlerine göre mahrum kalınan kira bedeli kadar olacağı ilkesine göre bilirkişiye hesaplattırılması gerekeceği-
Alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde talepte bulunamayacağı gibi alacaklının, çekince koymadan ifayı kabul etmesi veya sözleşmeden doğan edimlerini ifaya devam etmesi hallinde de ceza koşulunu isteyemeyeceği- Çekince için bir şekil şartının öngörülmediği- Her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesinin, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlı olduğu; sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda ''ceza koşulu istenemeyeceği''ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekeceği-
1086 sayılı HUMK’nm 76 ve 6100 sayılı HMK’nın 33.maddesine göre hakim Türk Kanunlarını (hukukunu) kendiliğinden uygulayacağı ve bu halde maddi vakıaları ileri sürüp ispatlamak taraflara, hukuki vasıflandırma hakime ait olduğundan kararlaştırılanın sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 s. BK’nun 158/II.maddesinde düzenlenen ifaya ekli ceza koşulu değil, aynı Kanunun 106/II.maddesinde öngörülen ve uygulamada kira kaybı-kira tazminatı diye de adlandırılan gecikme tazminatı olması nedeniyle, ihtirâzi kayıt ileri sürülmeden eser teslim alınsa dahi zamanaşımı süresinde gecikme tazminatı istenebilmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki Direkt Satış Sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebeple feshi nedeniyle sözleşmeye dayalı pazarlama faaliyetine katkı bedeli ve cezai şartın tahsili istemi-
Tazminat davası-
Taraflar arasında imzalan “tellallık sözleşmesi” uyarınca, davacı şirket tarafından davalı müşteriye gösterilecek dairenin satın alınması durumunda satın alma bedelinin (%3+KDV)’si oranında tellallık ücretinin alınacağı kararlaştırılmış olup, sözleşme uyarınca edimlerini yerine getiren davacının hak ettiği tellallık ücretinin (%3+KDV) oranı üzerinden belirlenmesinden sonra, sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalıya öngörülen (%3+KDV) oranı uygulanmak suretiyle bulunan cezai şart miktarından 818 s. BK’nun 161/son maddesinde düzenlenen indirim tatbik edilmek suretiyle davacının toplam alacağının belirlenmesi gerekeceği-
Davacı şirket ile davalı şirket arasındaki "Lida Gıda Sanayi Ticaret A.Ş. Perakende Pc Damacana Su Dağıtım Sözleşmesi" uyarınca verilen ve diğer davacılar tarafından düzenlenen bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine-
Taraflar arasında düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi noterde resmi şekilde düzenlendiğinden geçerli ve iki taraf için de borç doğurmakta olup, (6098 s TBK. mad. 27 ve 112) sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirmemeleri sebebiyle davacının bundan doğacak müspet (gerçek) zararını gidermeleri gerektiği sonucu ortaya çıkmakta ise de, tanık beyanları, satış vaadi ve taksim sözleşmelerine konu muris  adına kayıtlı taşınmazda, tarafların da içinde yer aldığı mirasçılar adına yapılan miras payları oranında intikalden sonra taksim sözleşmesine uygun şekilde mirasçılardan ...’in paylarını üç kardeşine, annenin de miras payını üç çocuğuna devretmeleri, sonrasında davacının da kendi payını önce kısmen sonra tamamen dava dışı gerçek kişilere satması, tapudaki tedavüllerin miras taksim sözleşmesine uygun olarak yerine getirilmesi karşısında, tüm mirasçıların katılımı ile yapılan tarihsiz miras taksim sözleşmesinin davada dayanılan satış vaadi sözleşmesinden sonra düzenlendiğinin, bu durumda da satış vaadi sözleşmesi ile taraflara yüklenen yükümlülüklerin, daha sonra tüm mirasçıların katılımı ve özgür iradeleri ile düzenlendiği anlaşılan ve tapuda da devirlere konu edilen miras taksim sözleşmesi ile ortadan kalktığının, tarafların miras taksim sözleşmesi ile satış vaadi sözleşmesinden caydıklarının (vazgeçtiklerinin) ve satış vaadi sözleşmesinin bozulduğunun kabulü gerektiği, artık tarafların ortak ve özgür iradeleri ile düzenlenen miras taksim sözleşmesi sebebiyle satış vaadi sözleşmesinden sonra davalıların kusuru olmaksızın ortaya çıkan imkansızlık nedeniyle davalılar borçlarından kurtulduklarından, davacı tarafın caydığı (vazgeçtiği) satış vaadi sözleşmesine dayanarak gerek mülkiyet gerek tazminat isteme hakkının da ortadan kalkmış olduğu ve bu sebeple davacı taraf lehine hüküm kurulma imkanının da kalmadığı-