Hacizde İİK m. 97 ve 99 uygulanmasına yönelik şikayet taleplerine ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararlarında istinaf ve temyiz yolu açık olduğu- İcra müdürlüğünce haczin İİK m. 97 uyarınca yapılmasına karar verilip, prosedür gereği dosyanın icra mahkemesine, takibin devamı ya da durdurulması konusunda bir karar verilmesi için gönderildiğinde, icra mahkemesince yapılacak değerlendirmede, haczin İİK m. 99 uyarınca yapılmış olduğu sonucuna ulaşılması halinde, icra müdürlüğünün talebinin reddi ile İİK. m. 99 uyarınca işlem yapılması için dosyanın icra müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerektiği-
İstinaf başvurusunun kısmen dahi olsa kabul edilmesi halinde, öncelikle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usule ve yasal düzenlemelere aykırı şekilde, bir yandan davalı vekilinin istinaf taleplerinin HMK 353/(1-)b.1 esastan reddine karar verilirken, diğer yandan davalı vekilinin HMK. 353/(1)-b.2 uyarınca vekalet ücretine yönelik istinaf talebi kabul edilmesine rağmen, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmamasının ve yalnızca ilk derece mahkemesi hükmünün vekalet ücreti ile ilgili bölümü yönünden hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Davacı alacaklı şirket yetkilisi "davalı tarafın temyiz nedenleri ve tüm beyanlarını kabul ettiğini, bu nedenle davalının beyanı doğrultusunda kararın davalı lehine bozulmasına karar verilmesini" istediğinden, davacı alacaklı şirket yetkilisinin beyanı açıklattırılmak sureti ile istihkak iddiasını kabul edip etmediği hususlarının netleştirilmesi ve davacının iradesinin açıklığa kavuşturularak, bu doğrultuda karar verilmesi gerektiği-
Hazırda borçluya ait olduğu iddia edilen yerde evrak araştırması yapılmasının usul ve yasaya aykırı olmadığı-
'Dava şartı yokluğundan reddine' karar verilen davada, davacı alacaklı aleyhine yargılama gideri ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 'davalılardan tahsiline' karar verilmiş olmasının doğru olmadığı- Kabule göre de; 'davanın usulden reddine' karar verilmiş olması nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi gereğince, 'maktu vekalet ücreti takdiri' gerekirken, nispi vekalet ücreti takdirinin isabetli olmadığı-
HMK'nin 321.maddesinde belirtilen şekilde hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte tefhim edilemediği hallerde gerekçeli kararın mutlaka taraflara tebliğ edilmesi gerektiği- İİK. 363/1 uyarınca icra hukuk mahkemelerince verilecek kararların temyiz süresinin tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 10 gün olduğu- Maddedeki “tefhim” kavramının "hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklandığı hal" olarak anlaşılmasının zorunlu olduğu- Bu nedenle, yukarıda açıklanan nitelikte bir tefhim varsa temyiz süresinin tefhim tarihinden itibaren, aksi halde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı-
Davanın, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkin olduğu- Borçlu şirket eski ortağı ile borçlu şirket yetkilisi M.’in, üçüncü kişinin oğlu olan aynı zamanda dava dışı ... Şti ortaklarından ...’e 50 ye yakın taşınmaz devrettiği, tapu devir işlemlerinin gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığı, mal kaçırmak amacıyla yapıldığı tespit edilmiş olup davalı üçüncü kişi ile borçlunun danışıklı işlemler yaptığının kabulü gerektiği-
Mahkemece, davacıya usulüne uygun, ihtarlı, kesin süre verilmesine ilişkin ara karar oluşturularak tebliği gerekirken; tensip zaptının 3. maddesi ile ikmal edilecek harç miktarı detaylı ve eksiksiz bir şekilde tespit edilmeksizin usulüne uygun olmayan ara karar oluşturularak ve tensip zaptı davacı alacaklıya tebliğ edilmeyerek karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, İİK'nin 103. maddesine göre davetiye tebliğ edilmeyen borçlunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenemediğinden, borçlunun davalı sıfatı ile istihkak iddiasının reddine ilişkin davaya katılmasının sağlanması gerektiği-
Davalı üçüncü kişi ile borçlu şirket arasında danışıklı işlemler yapıldığı değerlendirildiğinden yerel mahkeme kararının bozulması gerekeceği-