İdare mahkemesi karara karşı istinaf başvurusunda bulunmaması nedeniyle davacı tarafından avukatına karşı açılan tazminat davası- İdare mahkemesi kararının davalı avukat tarafından istinaf etmiş olması halinde kararın davacı lehine kaldırılıp kaldırılmayacağı ve neticeden yargılamanın davacı lehine sonuçlanıp sonuçlanmayacağının belirlenmesi gerektiği- Bu belirlemenin yapılması için mahkemece dosya içerisindeki deliller toplanarak, öncelikle ceza soruşturmasındaki delil, bilgi ve belgeler incelenerek, aynı konuya ilişkin emsal idari mahkemesi kararları da değerlendirilerek davacının bir zararının doğmuş olup olmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat istemi-
Avukatlık sözleşmesinin geçerli ve azlin haksız olduğu uyuşmazlıkta; avukatın hak ettiği vekâlet ücretinin hesaplanmasına esas alınacak değerin ne olması gerektiği- Taraflar avukatlık sözleşmesini imzalarken, ücret ile ilgili kararlaştırmanın yanında, haksız azil hâlinde ücretin hangi değer üzerinden hesaplanacağına dair açıkça ayrı bir hükme yer vermişler ve bu durumda, davanın hangi aşamasında olursa olsun, haksız azil vuku bulursa, "davanın neticelenmesi sonucunda ortaya çıkan değer üzerinden" hesaplama yapılacağını kabul ettiklerinden; sözleşmenin bütününe bakıldığında, bu madde ile tarafların yalnızca dava açılırken gösterilen harca esas değeri değil, yargılamada ortaya çıkacak gerçek değeri esas aldıkları; bu değerin ise kamulaştırma bedeli olarak yargılamada bilirkişi incelemesiyle tespit edilen ve mahkemece hükme esas alınmakla sonradan açılacak ek davada kesin delil teşkil eden meblağın olduğu anlaşılmakla; sözleşmenin haksız azle ilişkin maddesinde ücrete esas değerin kısmi davada harçlandırılan ve karara bağlanan dava değerinden ibaret olmadığı- "Avukatlık sözleşmesinin TBK m. 19/1 gereği yorumlanmasında, sözleşmedeki 'davanın neticelenmesi sonucu ortaya çıkan değer' ibaresinden, davacı avukatların, davalı müvekkili adına takip ettiği dosyadaki dava değeri olarak belirtilen ve mahkemece hüküm altına alınan miktarın anlaşılması ve davacı avukatların akdi vekâlet ücreti taleplerinin bu bedel üzerinden belirlenmesi gerektiğinin anlaşıldığı, keşif sonucu belirlenen ancak dava ıslah edilmediği için mahkemece hüküm altına alınmayan miktar üzerinden akdi vekâlet ücretinin hesaplanamayacağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Tapu iptali ve tescil istemi- Davacıyı zararlandırma kastı- Vekâlet görevinin kötüye kullanıımı- Tazminat sorumluluğu- Vekâlet görevi kötüye kullanılmış ve vekille sözleşme yapan kişi vekil ile el ve iş birliği içerisinde ise veya en azından vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını biliyor yahut bilmesi gerekiyorsa vekil eden, sözleşmenin feshini, bu bağlamda sözleşmeye göre tapuda intikal yapılmışsa tapunun iptalini her zaman isteyebilir.
Dava konusu taşınmaz hissesinin, iddia edildiği üzere, davalı-birleşen davada davacı tarafından ailesinin birikimleri ile kendi adına satın alındığı ispat edilmemiş olup anılan taraf ile .. arasındaki inanç ilişkisi çerçevesinde satın alınan taşınmazların aynı kişiye iadesi için ...'nün vekil tayin edildiği- Tarafların birbirlerini tanımaları ve sözleşmede yer alan bedel ile gerçek bedel arasındaki farkın, vekâlet görevinin kötüye kullanıldığına dair iddia ve savunmaların ispatı bağlamında yeterli görülemeyeceği-Birleşen davada satış vaadi sözleşmesinin iptali isteminin reddine karar verilerek asıl davadaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak ileri sürülen tapu iptali ve tescil talebi yönünden işin esasına girilerek yapılacak inceleme ve değerlendirme neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Dava dışı mirasçı tarafından aynı resmî senette yapılan satış işlemine yönelik açılan vekâlet yetkisinin kötüye kullanıldığı iddiasına dayalı davanın kabul edilerek kesinleşmesi olgusunun dava dışı mirasçı ile beraber davacıların da vekâleten satış yaptıkları gözetildiğinde davacılar yönünden de gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği ve yine aynı davada ....'n tanık olarak verdikleri beyanlarının "vekilin, vekâlet sözleşmesinin yüklediği borçlara ve sorumluluklara uygun ifa edilmediği" yönünde yapılan değerlendirme ile kesinleşen olgu karşısında mahkeme içi ikrar olarak kabul edilemeyeceği, tüm bu hususular birlikte değerlendirildiğinde vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Hizmet ve prime esas kazancın tespitine ilişkin davada; davacının işyerindeki konumu gereği sigortalılık işlemlerinin gerçekleştirilmediğinden çalışma süresi boyunca haberdar olmadığını iddia etmesinin hayatın olağan akışına ve genel müdürlük sıfatına uygun olmadığı- Şirket ortaklarının aldığı kararla şirketi temsil ve ilzam konusunda yetkili kılınan davacıya ayrıca vekâletname verilmesinin gerekmediği, davacının 01.01.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı, farklı işyerlerinden ve davalı şirkete ait işyerinden kısmen sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılık bildirimi yapıldığı gözetildiğinde sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmaya yönelik talepte bulunmasında hukuki yararının olmadığı- İş (hizmet) ilişkisinin unsurları arasında yer alan bağımlılık unsurunun gerçekleşmediği, davacının patron konumunda çalıştığını, işverenden aldığı bir emir ve talimatın bulunmadığını, çalışanlara emir ve talimatların davacı tarafından verildiğini beyan etmeleri karşısında davacının otel işyerinde vekâlet sözleşmesi kapsamında çalıştığı ve iş (hizmet) sözleşmesinin varlığının ortaya konulamadığından davanın reddi gerektiği-
Davalının, üçüncü kişi olan diğer davalıya borcuna karşılık dava konusu taşınmazı vekâleten bedelsiz olduğu hâlde satış göstermek suretiyle vekâlet görevini kötüye kullanarak devrettiği; bu şekilde vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözetmediği ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı - Üçüncü kişinin, taşınmazın vekile ait olmadığını bildiği ve vekilden olan şahsi alacağına karşılık mahsuplaşmak suretiyle edindiğinden bedel ödenmediği nazara alındığında iyiniyetli olmadığı bu nedenle üçüncü kişi ile vekilin çıkar ve işbirliği içerisinde birlikte hareket ettiklerinin kabulü gerektiği-
Davalı hastane sahibi ve davalı doktorun özen yükümlülüğüne aykırı davranması iddiası nedeniyle manevi tazminat istemi- Mahkemece bozmaya uyularak alınan raporda her ne kadar kusur atfedilmemiş ise de maluliyet oranının tespiti için alınan i Adli Tıp raporunda, davacının dava konusu olay neticesinde %20,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı yönünde görüş bildirildiği, hal böyle olunca, mahkemece; bozma ilamına uyulmakla davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek tespit edilen maluliyet oranına göre manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Ameliyattan sonra gelişen kornea ödeminin komplikasyon niteliğinde olduğu, kornea ödeminin medical tedavi ile uygun aralıklarla bir süre takip edilip düzelme görülmemesi üzerine kornea nakli için bir üst merkeze yönlendirilmesinin komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu, tüm bulgular birlikte değerlendirildiğinde göz hastalıkları uzmanının tedavisine katılan sağlık personellerinin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin dosya içerisindeki mevcut belgelere göre görünür bir hatasının saptanmadığı- Ameliyat öncesi; davacının bilgilendirildiği ve aydınlatılmış onamının alındığı 04.07.2018 tarihli aydınlatılmış onam belgesinde komplikasyonlara ilişkin bilgi verildiği, komplikasyonların bir kısmının tedavisi mevcutken bir diğer kısmına bağlı olarak kalıcı görme hasarı oluşabileceğinin ve gözün kaybedilebileceğinin bildirildiği- Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamından; davalı doktor ve hastane tarafından yapılan operasyonda hatalı bir işlem bulunmadığı, ameliyat sonrası gelişen komplikasyona dair davacının bilgilendirildiği ve aydınlatılmış onamın alındığı, tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranıldığı, vekalet sözleşmesinde sonucun garanti edilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
