Yargılama sırasında davalı tarafça ibraz edilen davacının sulh ve buna bağlı feragat beyanına dair belgelere karşılık, davacının bu belgelerin hata ve hile ile alındığı savunmasını getirdiği, davanın devamı sırasında dayanılan bir belge ya da sözleşmenin geçersizliği her zaman ileri sürülebileceğine ve davacı taraf da, dilekçesinde hem hata hem de hile iddiasını ileri sürdüğüne göre, artık davacı yönünden iddianın genişletilmesinden bahsedilemeyeceği gibi buradaki iddia dava dilekçesinde ileri sürülen iddia olmayıp, davanın devamı sırasında ortaya çıktığı iddia edilen olayla ( hata-hile ) ilgili olduğundan iddianın genişletilmesinden de söz edilemeyeceği-
Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkemenin bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermesi gerekeceği- Mahkemece ilk kararda tartışılıp değerlendirilmeyen, bu sebeple de Özel Daire'nin denetiminden geçmeyen faydalı model belgesinin yıllık ücretinin ödenmediğine dair belge incelenip değerlendirilerek, faydalı model belgesinin hükümsüz kılındığı hususuna dayanılarak verilen hükmün yeni bir hüküm niteliğinde olduğu ve karar direnme olarak kabul edilemeyeceği ve bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin HGK.’na değil, Özel Daire'ye ait olacağı-
SSK tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin davada davacıların kesinleşen maddi zararlarının belirlendiği ve bu dosyada karar altına alınmayan alacak kesiminin de iş mahkemesinde davaya konu yapılarak hüküm altına alındığının anlaşılmasına, kesinleşen davadaki tazminat miktarları göz önüne alındığında ek davada fazla hakkın saklı tutulduğunun karar altına alınmasının bağlayıcı bir yönünün bulunmamasına göre 3. ek dava niteliğindeki takip talebine yapılan itirazın iptali isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği- Alacağın likit olmadığı ancak hesaplama sonucu ve mahkeme kararı ile belirleneceği durumlarda icra inkar tazminatına da hükmedilmemesi gerektiği- Sadece icra inkar tazminatına ve vekalet ücretine dair açıklamalarda bulunup, bu hususu temyiz etmekle birlikte, dilekçe sonunda “re’sen bulunacak nedenler” ibaresinin de kullanılması sebebiyle hükmün tüm yönleriyle temyiz edildiğinin kabul edilmesi gerekeceği-
Sulh hukuk mahkemesince verilecek kararların temyiz süresinin kararın tebliği tarihinden itibaren 8 gün olduğu-
Direnmeye dair kısa kararda, hüküm fıkrasının, yalnızca ‘... eski kararda direnilmesine…’ şeklinde oluşturulması ve böylece hüküm sonucu kısmında, istek sonuçlarından her biri hakkında hüküm verilmeden taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmemesinin usul ve yasaya aykırı olacağı-
Bozma ilamlarında “kabule göre de” veya “kaldı ki” gibi söz dizinleriyle başlayan, bozma sebebine göre inceleme sırası gelmemekle birlikte sadece mahkemenin hükmündeki hatanın varlığına işaret eden, hükmü o yönden eleştiren, mahkemenin aynı hataya düşmemesi için ona bir tavsiye ve yol gösterme amacına yönelik bulunan ifade ve açıklamaların; usul hukuku anlamında “bozma” niteliği taşımadığından, yerel mahkemelerin, bozma ilamında yer alan bu tür ifade ve açıklamalara dair direnme ya da uyma kararı veremeyecekleri-
Mahkemece HMK’nun amir hükümleri gözetilmeksizin, yasal düzenleme ve yerleşik ilkeler gereğince bozmaya karşı uyulduğu ya da direnildiği açıkça karara bağlanmadan bir karar verilemeyeceği, mahkemece tarafların bozmaya karşı beyanlarının tespitinden sonra açıkça bozmaya uyulup uyulmadığı, kısmen uyma kısmen direnme halinde hangi nedene hangi gerekçeyle direnildiği ya da uyulduğunun gösterilmesi ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerekeceği-
Görülmekte olan davaya hasren verilmiş bir feragat dilekçesi veya açıkça ortaya konulmuş feragat beyanı olmadığı sürece davadan feragat edildiğinin kabul edilemeyeceği-
Adli tatil içinde başlayıp da adli tatil bittikten sonra sona eren sürelerde, adli tatil içinde biten süreler için öngörülen yasal uzatma süresinin uygulanamayacağı-
Hakimin ceza mahkemesinde yargılaması yapılan sanık yerine davacının gıyaben tutuklanmasına ilişkin kararının gerekli kontrol yapılmadan haksız ve hukuka aykırı olarak verildiği ileri sürülmek suretiyle, mülga 1086 s. HUMK.'nun 573 vd. (6100 s. HMK.’nun 46 vd.) maddelerine dayanıldığına göre; hakimin genel olarak hukuki sorumluluğundan kaynaklanan böyle bir davanın konusunun, koruma tedbirlerine aykırı tazminat istemine ilişkin bulunduğu ve 5271 s. CMK.'nun 141 ila 144 maddeleri hükümlerine göre ağır ceza mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden söz edilemeyeceği, bu davanın, 6100 sayılı HMK.'nun 47. maddesi uyarınca Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekeceği-
